info.meseliguelhan @ gmail.com

Kızılderililere atfedilen bir hikâye vardır.
İnsanın içinde iki kurt yaşar derler.
Biri karanlık, biri aydınlık.

“Hangisi kazanır?” diye sorar çocuk.
“Hangisini beslersen,” der yaşlı adam.

Bu hikâyeyi yıllarca kendim için düşündüm.
Sonra bir gün, bir çocuğun söylediği tek bir cümle her şeyi değiştirdi.

Bir baba anlatıyordu.
İki yaşındaki oğlu abisini ısırıyormuş. Hem de öyle böyle değil.
Adamın aklında tek bir soru:
“Bu çocukta bir tuhaflık mı var?”

Ben gülümsedim.
Aklımda yaramaz bir çocuk vardı, onun aklında ise bir endişe.

Çünkü biz çocuklar hakkında bir şeye inanmak isteriz:
Onlar kötü olmaz.

Ben de öyle düşünüyordum.
Davranışlarını bir ihtiyaç, bir çözüm arayışı olarak görüyordum.

Ta ki o güne kadar.

Dört yaşında bir çocuk…
Bir başka çocuğa zarar vermişti.

Alışkanlıkla sordum:
“Bilerek yapmadın, değil mi?”

Hiç duraksamadı:
“Hayır. Canını yakmak istedim.”

İşte orada durdum.

Bu bir kaza değildi.
Bu bir seçimdi.

Biz kötülüğü hep dışarıda ararız.
Haberlerde, insanlarda, dünyada…

Ama asıl zor olan şudur:
Onu çocukta görmek.

Daha da zoru?
Kendimizde görmek.

Çocuk dünyayı deneyerek öğrenir.
Ama en çok şunu dener:

“Ben etkileyebiliyor muyum?”

Birini güldürür.
Olur.

Birini kızdırır.
Yine olur.

Birini ağlatır…

Daha güçlü olur.

Ve çocuk şunu öğrenir:
“Ben varım.”

Ama çocukların dünyası sandığımız kadar büyük değildir.
Kararları biz veririz.
Sınırları biz çizeriz.

Bu yüzden güç duygusu onlar için kolay bulunmaz.

Ve bazen yanlış yerden çıkar.

Birine zarar vermek…
çocuk için çoğu zaman şunu demektir:
“Ben buradayım.”

Biz ne yapıyoruz?

Hızlıyız.
Durduruyoruz.
Düzeltiyoruz.

Evet, sınır koymak gerekir.
Ama sadece sınır yetmez.

Çünkü biz davranışı durdururken,
çocuk aslında bir şey anlatıyordur.

Belki de “kötülük” dediğimiz şey,
yanlış yoldan çıkan bir güç arayışıdır.

Çocuk güçlü hissetmek ister.
İz bırakmak ister.
Bir şeyleri değiştirebildiğini görmek ister.

Bunu iyi yoldan bulamazsa,
kötü yol cazip hale gelir.

Ve en zor kısmı şu:

Çocuk vurduğunda,
bizim içimizdeki kurt da uyanır.

Öfke.
Kontrol.
Tepki.

O an sadece çocuk değil,
biz de seçeriz.

Çocuk büyür.
Ama yalnız büyümez.

Onunla birlikte biz de değişiriz.

Ve geriye tek bir soru kalır:

Bugün hangisini besledik?

Gülhan Meşeli