Değerli dostlar, uzun ve güzel bir Türkiye tatilinden sonra sizlerle tekrar bir araya gelmek güzel ve değerli bir şey. Tolstoy: ''Acı duyuyorsan canlısın ama başkalarının acılarını da duyabiliyorsan insansın'' demiş. Bana göre son zamanlarda dünyamızdaki en büyük eksikliklerden bir tanesi de insanlar arasındaki empati eksikliğidir. Empati kısaca: bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyması yani örneğin; kendisini acı çeken, üzgün, sevinçli veya mutlu bir kişinin yerine koyması ve onun duygu, düşünce ve davranışlarını anlayabilmesidir. Karşımızdaki bir kişinin karşılaştığı bir acı, üzüntü veya sevinci, fikir veya düşüncelerini, tepki ve davranışlarını anlayabilmek ve kendimizi o kişinin yerine koyabilmektir.
Empati konusunda birçok örnek verebiliriz. Örneğin, bir deprem olduğunda kendimizi yıkılan bir binanın ve o enkazın altında kalan insanın yerine koymak, bir uçak düştüğünde, bir gemi battığında, acı bir trafik kazası olduğunda veya bir yangın olduğunda, bir sel felaketi, bir orman yangınında, bir savaş çıktığında ve suçsuz ve masum insanlar öldüğünde, çevremizde aç, susuz ve işsiz insanlar gördüğümüzde kendimizi onların yerine koyar, üzüntülerini hissederek empati yaparız. Ayrıca bir halk otobüsü, tramvay veya metrolarda yaşlı, hamile, engelli veya çocuklu kişilere yerimizi vermek, girdiği sınavda başarılı olamayan veya işini kaybeden bir dostumuzun acı ve üzüntüsünü paylaşmak ve teselli etmek, kan, ilik veya organ bekleyen bir hastaya yardım etmek, ev işlerini eşimizle paylaşmak, yoksullara ve yoksul çocuklara yardım etmek, rakip takımın kazanması halinde bile taraftarlarını tebrik etmek, sokaktan geçen kedi, köpek ve kuşlar için dükkanın önüne bir su tası koymak empati konusunda diğer örneklerdir.
Ancak; her ne kadar empati yapalım ve empati duygularımızı kaybetmeyelim derken, fazlasının da zararlı olduğunu unutmayalım. Empati, kendimizi karşımızdakinin yerine koymak ama onun gibi olmak değildir. Herkese ve her zaman sürekli olarak empati yapmak sizi maddi ve psikolojik sıkıntılarda bırakabilir. Çünkü empatinin fazlası da zararlıdır. Karşınızdakine empati göstermeye çalışırken, empatinin sınırını da belirlemek gerekiyor. Doğru ve gerçekten hak eden insanlara empati yapmalı, hak etmeyen kişilere empati yapmamalı, aldatılmamalıyız. Empati karşılık bulduğunda değerlidir ve empati sizi yormamalı ve hasta etmemelidr. Yani; kişi, kurum veya kuruluşlara empati yapacağım diye kendinizi bitirmeyin.! Örneğin, hemen hergün sokaktaki muhtaç kişilere empati yapar ve paranızı dağıtırsanız günün birinde empati yaptığınız kişilerin yerine düşer ve bu sefer başkaları size empati yapmaya başlar.
Keza, insanlar ilk önce başkalarıyla iyi geçinmeyi, dost olmayı, kendisi ve çevresi ile barışık olmayı, başkalarının diline, dinine, ırkına, mezhebine, rengine, cinsine, örf, adet ve geleneklerine, insan haklarına, hak, hukuk, fikir ve etik kurallarına saygılı olmayı, yardımlaşmayı, empati yapmayı, başkalarını değil, kendisini aşmayı ve yenilemeyi, iyi, doğru ve güzeli örnek almayı öğrenmeli ve bunları sözde değil, gerçekten özde yapmalıdır. Çevremizdeki insanlar da başkalarının acı ve sevinçlerini paylaştıkça, dağları, taşları, su kaynaklarını ve ormanları ve ormandaki hayvanları korudukça, hayvanlara iyi davrandıkça ve kendimizi onların yerine koydukça yani empati yaptıkça dünyamız daha güzel, daha mutlu ve daha yaşanabilir olacak, çocuklarımıza, torunlarımıza ve gelecek nesillere daha güzel ve daha mutlu bir dünya bırakmamız mümkün olacaktır.
Empatiniz bol ve bereketli olsun, sevgi ve saygılarımla.
Viyana. 25.09.2026. mk.

