muammer.kelesoglu @ yahoo.com

Değerli dostlar, Amerika/İsrail İran savaşını neden kazanamadı.? İnsanların, şirketlerin ve devletlerin genellikle kendilerini dev aynasında görmeye başladıkları sıralarda, hata yapmaya başladıkları, kontrolü elden çıkarttıkları ve bu nedenle de durakladıkları, gerilemeye ve hatta yıkılmaya başladıkları görülmüştür. Son günlerde Amerika/Trump ve israil/Netenyahu'nun da bu duruma düştükleri görülmektedir. Trump 2. defa Amerika Başkanı seçildikten sonra önce başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünya devletlerine karşı vergileri yükseltmekle tehdit etmiş, devlet başkanlarına hakaret etmiş, sonra Kanada'ya psikolojik baskı uygulamış ve Kanada'yı Amerika'ya bağlamakla ve hatta daha sonra da Danimarka'ya bağlı olan Grönland'ı da Amerika'ya bağlamakla tehdit etmiştir. Trump biraz da yanındakilerden ve tecrübesiz bakanlarından aldığı sınırsız övgü dolu sözlerden dolayı daha da ileriye giderek Avrupa'nın önde gelen Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve Arap Kral, Emir ve devlet başkanlarını kendi memurlarıymış gibi masanın önüne dizerek aşağılamış ve onları dünyanın gözünde küçük düşürmüştür. Trump ilk günlerde coştukça coşuyordu. Bu arada Arap yarımadasını ziyaret ediyor, ev sahipleri Trump'ın ziyareti sırasında en coşkulu gösterileri düzenliyor, O'nu develerle karşılayıp folklor gösterileri yapıyorlar. Araplar, ülkelerinde kadınların tesettür zorunluluğu olmasına rağmen bu gibi karşılamalarda genç kızların açık başla dans gösterisinde bulunmaları da ayrı bir durum. Trump Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirliklerinden toplam 3,5 Trilyon Dolarlık sipariş alıyor ve bununla gurur duyuyordu.

Tabi bu arada İsrail savaş uçakları Gazze, Filistin ve Lübnan'da masum insanları bombalıyor, bombaların altında çoluk, çocuk, bebek, engelli, hasta ve diğer insanlar ölüyor ve yaralanıyordu. Özellikle hastaneler, okullar, ibadet yerleri yıkılıyor, insanlar yıllarca, yaz-kış aylarında çadırlarda yaşıyor, sokaklarda ordan oraya sürgün ediliyordu. Bütün bunları ne Birleşmiş Milletler ne de diğer uluslararası örgütler durduramıyordu. Trump Suriye'yi ve petrol kuyularını ele geçirip, başına da kendisine uygun bir adamı getirince sıra daha önceden aklında olan Venezuela ve Küba petrolleri geldi. Venezuela devlet başkanı Maduro'yu tehdit edip, bir gece ansızın içeriden ayarlardıkları adamları sayesinde eşi ile birlikte eliyle koymuş gibi yatak odasından alarak hepikopterle önce bir savaş gemisine, oradan da Amerika'ya götürmüş, Venezuela'nın başına da önceden hazırladığı bir kadını devletin başına getirmiş ve ilk günden itibaren Venezuela'nın milyonlarca varil petrolünü Amerika'ya aktarmakla övünmüştür. Trump, Libya, Irak, Suriye petrollerini ele geçirdikten sonra bu arada yıllardır hayali ve tek isteği olan İran petrollerini de ele geçirmeyi hedefliyordu ve İsrail ile birlikte bir gece aniden İran'a saldırı emrini verdi. İran bu saldırıyı bekliyordu ve tam 47 yıldır ambargo altında olmasına rağmen tüm savaş hazırlıklarını yapmıştı. Çünkü İran sıranın kendisine geleceğini biliyordu. Trump'a göre İran'ın işi 4 günde bitecekti. Çünkü onun düşüncesine ve O'na verilen bilgilere göre Amerika İran'a saldırınca İran halkı rejimi devirecek, sokağa dökülecek, iç savaş çıkacak, halk ayaklanması olacak, rejim karşıtları her tarafı yakacak, yıkacak ve devleti ele geçireceklerdi.

Ayaklanmaya bir de İran'daki halkın %2 desteği olan ve Amerika'da sürgünde yaşayan Şah Pehlevi'nin oğlu da destek veriyordu. Şah'ın oğlu bu arada İsrail'e gidiyor, ağlama duvarında Netenyahu ile birlikte fotoğraf çektiriyor, İran halkını ayaklanmaya çağırıyordu. Ancak bu davranışı nedeniyle İran halkının tepkisini çekiyordu. Netenyahu ise sık sık Farsça videolar paylaşıyor, İran halkına sesleniyor, İran halkını ayaklanmaya çağırıyor, ''fırsat bu fırsat rejimi devirin'' diyordu. Trump ise İran halkına dağıtılması için ''Pjak'' örgütüne silah verdiğini açıkca söylüyordu. Amerika ve İsrail'in 4 günde biter dedikleri İran saldırıları bugün 40.gününü doldurdu ama Amerika, İsrail ve Arap dostları umduğunu bulamadı. Hatta İran her saldırıya aynı şekilde karşılık verdi. Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirliklerine dikilen Amerikan radarları bile onları koruyamadı, İran füzelerinden nasibini aldı. Trump İran'a her gece tehditler savuruyordu. Yok olacaksınız, tarihe gömüleceksiniz, taş devrine döneceksiniz, Hürmüzü açmazsan dünyanın en büyük uçak gemilerini gönderirim diye korkutuyordu ama koskoca uçak gemisi bile bir İHA saldırısı ile geri döndü, bahanesi ise hazırdı.! ''Gemideki çamaşir makinası dairesinde yangın çıkmıştı.!'' Trump'ın tehditleri ve blöfleri bitmiyordu. Deniz askerleri ile İran'a bir kara harekatı yapmayı planlıyordu. Ama o da olmadı. Çünkü İran 92 milyon nüfusu ve 1.700.000 km yüzölçümü ile dağlık ve çöllerle kaplı bir ülke (kendim de bundan birkaç yıl önce İran'a gittim ve orada 10 gün kaldığım için uçakla havadan bizzat gördüm) Kara harekatı yapılmaya müsait değil, paraşütle de indirme yapamazsınız, adamı Keklik gibi avlarlar.

Peki Amerika ve İsrail İran savaşında neden başarılı olamadı.?

1) Mezhepleri farklı olsa bile İran halkının yarısı Türk, diğer yarısı ise Türk kökenlidir (anne veya babadan dolayı). Yani İran halkı binlerce yıllık tarihi ile asker ve savaşçı bir milletir (Selçuklular, Sasaniler, Kaçar hanedanı vs).

2) İran halkı vatansever olduğunu göstermiş, rejime karşı olanlar bile Amerika ve İsrail ülkelerine saldırınca insanlar vatanlarını korumak için birleşmiştir.

3) İran halkı 47 yıldır ülkelerine ambargo konulduğu için çektiği bütün sıkıntıların Amerika ve İsrail'den kaynaklandığını bilmektedir.

4) İran halkı bir emperyalist ve küresel sermayeye karşı bir kurtuluş savaşı vermektedir, Hürmüz Boğazı onlar için de bir Çanakkale Boğazı gibidir.

5) Trump İran ve Irak"daki Kürtlerden ve PJAK örgütünden yardım istemiş ancak onlardan beklediği desteği (İran'a kara harekatı olmadığından dolayı) bulamamıştır.

6) İran, bazılarına göre Ortadoğu ve Asya kıtasının sigortası gibidir. İran düşerse Asya kıtasının sigortası atar ve Amerika Asya kıtasında Çin'e kadar rahatlıkla yayılmaya devam eder. Bu nedenle, İran'ın bu süreçte başta Rusya, Çin ve Kuzey Kore'den istihbarat, füze, teknolojik yardım gibi askeri her türlü desteği aldığı söylenmektedir (Tahran havalimanına Rusya ve Çin'den gelen nakliye uçakları örnek gösterilmektedir.)

7) İran halkının tamamı Mollaları desteklemese bile ülkelerinin bombalanmasından duyduğu endişe ve Amerika/İsrail'e karşı duydukları nefretten dolayı kenetlenmiş ve emperyalist Amerika ve onun aparatı İsrail'i hayal kırıklığına uğratmıştır.

8) Trump, İran ve Lübnan savaşına tek başına karar verdiği, uzmanların yerine kendisinin hoşuna gidecek sözlere göre hareket ettiği, İran hakkında yanlış ve yanıltıcı bilgiler verildiği, bugün söylediklerini bir gün sonra değiştirdiği ve Avrupa devlet başkanlarının desteğini almadan bu savaşa başladığı için savaş süresince yalnız kalmış, İngiltere, AB ve NATO'dan beklediği desteğini alamamıştır. Avrupa açıkcası ''Bu savaş bizim savaşım değil'' demiş, İngiltere, AB ve NATO tecrübesiz, hayalperest ve kazandığı her şeyi kendisine mal eden Trump'ı yalnız bırakmıştır.

9) Görünen o ki İran başına gelecekleri bildiği için 47 yıldır bu günü beklemiş ve varını yoğunu savaş malzemelerine yatırmıştır. İran-Irak savaşında 1 milyondan fazla vatandaşını kaybeden İran'da bugün bile bu savaş için 7 milyon kişi gönüllü askerlik için sıraya girmiştir.

Savaş devam ederken bile halk bombaların altında sokaklara çıkmakta, gösteriler yapmakta, sığınaklara girmemekte, devletine olan bağlılığını göstermektedir. Yazımın başında da belirttiğim gibi, Amerika kendisini dev aynasında görmüş, tehdit ve şantajlarla İran'ı yeneceğini zannetmiş, hata üstüne hata yapmış, Trump'ın her tehdidi boşa çıkmış, İran'ın da Venezuela gibi olacağını yani Madura gibi Hamaney'i de ortadan kaldırınca rejimin bir günde düşeceğini zannetmiş ama tam tersi olmuş devletinin elden gideceğini anlayan tüm İran halkını birleştirmiş ve bu nedenlerle Amerika/İsrail İran savaşında başarılı olamamıştır. İran belki ekonomik yönden biraz daha zayıflamıştır ama savaşı kaybetmemiştir, bu arada yıllar sonra ilk defa Amerika ve İsrail de çok yıpranmış ve savaşı kazanamamıştır. Körfez ülkeleri de bu arada İran füzeleri ülkelerine düştükçe ülkelerinin güvenliğini Amerika'ya emanet etmelerinin bir işe yaramadığını anlamışlardır. Amerika ve İsrail'in attığı bombaların gücü İranlıların vatanlarını korumasına engel olamamıştır. Son söz; ''Amerika'ya güven olmaz'', Bugün barış der, yarın saldırır. Avrupa kendisini her yönden Amerika'dan kurtarmaya bakmalı, Amerikasız kararlar almalı hatta Amerikasız kendi savunma örgütünü kurmalıdır. Aksi takdirde dünyamız daha çok savaşlar görür ve Arap yarımadasında daha çok masum insanlar can verir. ''

Sen gidersen her şey düzelir, Savaşlara hayır, Evine dön Amerika.!!

Sevgi ve saygılarımla.

Viyana. 10.04.2026. mk.