Kanser teşhisi, yalnızca hastalar için değil, aileleri ve yakınları açısından da hayatı derinden etkileyen bir süreç. Onkologie-Netzwerk Vorarlberg ile Krebshilfe Vorarlberg, Feldkirch-Altenstadt’ta düzenledikleri bilgilendirme gününde kanserle yaşamın farklı boyutlarını ele aldı.
“Ne yardımcı olur, ne iyi gelir?” temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte tıbbi tedavinin yanı sıra psikolojik destek, günlük yaşam, beslenme, hareket, çalışma hayatı ve yaşam kalitesi gibi konular uzmanlarla değerlendirildi.
Vorarlberg’de yılda yaklaşık 2.500 yeni vaka
aks gesundheit GmbH kanser kayıt sisteminin 2019-2023 yılları ortalamasına göre, Vorarlberg’de her yıl yaklaşık 2.500 kişiye yeni tümör tanısı konuluyor.
Tanı ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde birçok kanser türünün geçmişe kıyasla daha iyi tedavi edilebildiği belirtiliyor. Özellikle meme, bağırsak ve prostat kanserlerinde hayatta kalma oranlarının yükseldiği ifade ediliyor.
Psikolojik destek tedavinin önemli bir parçası
Uzmanlara göre kanser hastaları yalnızca hastalığın fiziksel etkileriyle mücadele etmiyor. Kaygı, depresyon, bedensel değişimler, aile ilişkileri, çalışma hayatı ve geleceğe ilişkin belirsizlikler de hastalar ve yakınları üzerinde ciddi bir yük oluşturabiliyor.
LKH Feldkirch İç Hastalıkları II Bölümü Başkanı ve Onkoloji Ağı Koordinatörü Primar Thomas Winder, modern tıbbi tedavinin yanında hastanın bir bütün olarak değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Etkinlikte tanıtılan “Anchor Care” projesiyle de hastaların hastaneyle temasının mümkün olduğunca azaltılması, buna karşın yan etkiler ve ortaya çıkan sorular konusunda hastalarla yakın iletişimin sürdürülmesi hedefleniyor.
Hareket de tedavi sürecinin bir parçası
Etkinlikte öne çıkan konulardan biri de fiziksel aktivite oldu. Uzmanlar, kişinin sağlık durumuna uygun şekilde yapılan hareketin kanserden korunmada olduğu kadar tedavi sürecinde ve yaşam kalitesinin korunmasında da önemli olduğunu vurguladı.
Verilen temel mesaj ise açık: Kanser tedavisi yalnızca hastalığı değil, hastanın fiziksel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını da kapsayan bütüncül bir süreç olmalı.
