Avusturya’da yaşayan insanların Türkiye siyasetiyle ilgilenmesi, seçimleri takip etmesi ve kendi siyasi görüşünü özgürce ifade etmesi demokratik hayatın doğal bir parçasıdır.
Herkes istediği siyasi görüşü benimseyebilir, istediği partiye oy verebilir veya hiçbir siyasi partiye yakınlık duymayabilir. Bu tamamen kişinin kendi tercihidir.
Ancak mesele camiler ve toplumun ortak kullanımındaki dernekler olduğunda daha hassas davranılması gerekir.
Camiye herkes aynı siyasi görüşle gelmiyor
Bir caminin kapısından içeri giren insanların siyasi düşüncelerinin aynı olması beklenemez.
Aynı safta namaz kılan iki insan Türkiye siyasetine tamamen farklı pencerelerden bakabilir. Bir başkası ise Türkiye siyasetiyle hiç ilgilenmeyebilir.
Tam da bu nedenle camiler, insanların siyasi tercihlerine göre ayrıştırıldığı değil, farklılıklarına rağmen bir araya gelebildikleri yerler olarak kalmalıdır.
Bir siyasi partinin propagandasının camiye veya dini faaliyetlerin yürütüldüğü alanlara taşınması, hangi parti söz konusu olursa olsun, toplum içerisinde gereksiz kutuplaşmaya zemin hazırlayabilir.
Aynı hassasiyet dernekler için de geçerli
Benzer bir hassasiyet toplumun geniş kesimlerine hitap eden dernekler açısından da önem taşıyor.
Elbette siyasi amaçla kurulmuş kuruluşlarla sosyal, kültürel, dini veya toplumsal amaçlarla faaliyet gösteren dernekleri birbirinden ayırmak gerekir.
Ancak toplumun tamamına hitap ettiğini söyleyen bir kuruluşun belirli bir siyasi görüşün propaganda alanına dönüşmesi, farklı düşünen üyelerin kendilerini dışlanmış hissetmesine neden olabilir.
Mesele hangi parti olduğu değil
Buradaki tartışma herhangi bir siyasi parti hakkında değildir.
Bugün bir parti, yarın başka bir parti olabilir.
Önemli olan herkes için aynı ilkenin geçerli olmasıdır: Türkiye'deki siyasi rekabet Avusturya'daki camilerin ve ortak toplumsal alanların içine taşınmamalıdır.
Siyasi toplantılar, seçim çalışmaları ve parti faaliyetleri bunun için uygun ve hukuken izin verilen alanlarda gerçekleştirilebilir. İnsanlar da bu etkinliklere kendi iradeleriyle katılabilir.
Böylece hem siyasi faaliyet özgürlüğü korunur hem de camilerin ve ortak toplumsal kuruluşların birleştirici niteliği zarar görmez.
Seçimler geçer, komşuluk devam eder
Türkiye’de seçim dönemleri sona erer. Siyasi dengeler ve hükümetler zaman içerisinde değişebilir.
Ancak Avusturya’da aynı şehirlerde yaşayan, aynı işyerlerinde çalışan, çocukları aynı okullara giden ve aynı camilerde ibadet eden insanların birlikteliği devam eder.
Bu nedenle Türkiye’deki siyasi rekabetin Avusturya’daki toplumun arasına yeni ayrım çizgileri çekmesine izin verilmemesi önem taşıyor.
Siyaset özgürdür, siyasi tercih kişiseldir. Camiler ise herkesindir.
İslam Yasası ne diyor?
Avusturya’daki Müslüman dini cemaatlerin hukuki statüsünü düzenleyen Islamgesetz 2015 (İslam Yasası) önemli hükümler içeriyor.
Yasanın 6. maddesine göre, İslami dini cemaatlerin ve bağlı kültür cemaatlerinin üyelerinin dini ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olağan faaliyetlerinin finansmanı yurt içinden sağlanmak zorunda.
Avusturya İslam Yasası 2015 – RIS
Bu hüküm özellikle dini kuruluşların dış ülkelerden finansmanı konusunda önem taşıyor. Ancak bu düzenlemeden hareketle “yabancı bir siyasi partinin temsilcisinin camiye girmesi otomatik olarak yasaktır” sonucuna varmak doğru olmaz. Finansman, siyasi propaganda ve etkinlik düzenleme hukuken ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken konular.
Aynı yasa siyasi partilerin finansmanı ve seçim harcamalarına ilişkin ayrıntılı kurallar da getiriyor. Örneğin yabancı gerçek veya tüzel kişilerden alınabilecek siyasi bağışlara ilişkin sınırlamalar bulunuyor.
