Değerli dostlar. Yazımın hemen başında belirtmeliyim ki; PKK'nın siah bırakmasını, ülkemizdeki terörün sona ermesini ve şehitlerimizin son bulmasını en çok isteyen birisi olarak son gelişmeleri memnuniyetle izliyorum. Ancak; Bugünlere gelmeden önce en azından 70 yıl öncelerine gitmek gerekiyor. Çocukluk ve gençlik yıllarım doğum yerim olan Adana'da geçmiştir. O yıllarda Türkiye'nin iç siyasi sorunlarının yanı sıra bir de Yunanistan ve Kıbrıs hükümeti ile Kıbrıs, Ege adaları ve Ege kıta sahanlığı sorunlarımız vardı. Çocukluğum hep gözlerim yaşlı Kıbrıs manilerini dinlemekle geçti. Kıbrıs'ta soydaşlarımız katlediliyor, banyo küvetlenine saklanan çocuklar öldürülüyordu. Biz bunların haberlerini izliyor ve millet olarak Kıbrıs radyosundan yayınlanan ''Bekledim de gelmedin, hiç mi beni sevmedin'' şarkısını üzülerek dinliyorduk
Sonrası malum, Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel'in şehit edilmesi, Gazeteci Adem Yavuz olayı, Kıbrıs'ta Türklerin katledilmesi, 1974 Kıbrıs barış Harekatı, Kıbrıs'ta garantör bir devlet olarak Türklerin Türkiye tarafından güvenliğinin sağlanması ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulması ile sonuçlanmıştır. Bütün bu çektiğimiz sıkıntılara bir de Kıbrıs'taki soydaşlarımızı kurtarmak amacıyla yapılan Barış Harekatımız nedeniyle Amerika Türkiye'ye tam 10 yıl amabrgo uygulamış ve Türkiye büyük bir ekonomik sıkıntılara girmişti. Memlekette yağ, şeker, tuz, ilaç, temizlik malzemesi ve birçok hayati önem taşıyan maddeler bulunamıyor, insanların ömrü kuyruklarda geçiyordu. Başta Amerika, küresel sermaye (zenginler kulübü) ve emperyalistler böyle istiyor ve Türkiye'yi cezalandırıyordu.
Daha sonra Türkiye Amerika ve Avrupa ülkelerinin tezgahına alınıyor, kimi zaman Türkiye'de insan hakları olmadığından (Geceyarısı Expresi filmi ve çeşitli ktaplar ve yayınlar vs), kimi zaman dini ve etnik sorunlar yaratılarak (Çorum, Maraş ve Sivas olayları), öğrenci olayları körüklenerek, her 10 yılda bir darbeler yapılarak ''netekim bunda ne var bir sağdan-bir soldan astık'' deniliyor, Türkiye çıkmaz bir sokağa çekiliyor, Türkiye ve ekonomisi sanki Türkiye'de adam yokmuş gibi Amerika'dan gönderilen şahıslar tarafından yönetiliyordu. Daha sonra ise hiç beklenmedik bir şekilde suni olarak bir Ermeni meselesi çıkartılıyor, onlarca diplomatımız şehit ediliyor, yurt dışındaki temsilciliklerimiz bir bir bombalanıyor, sonunda örgütün temsicisi öldürülerek Türkiye bu olaydan da kurtuluyor derken 1984 yılında Türkiye'nin başına bir de Kürt sorunu çıkartılıyordu.
Bin yıldır aynı topraklarda birlikte yaşamış, kız alıp,kız vermiş, aynı yurdu vatan saymış, etle tırnak gibi olmuş insanlar birbirine düşman ediliyor, Amerika, İngiltere ve bazı Avrupa ülkeleri tarafından kurulmuş, maddi ve manevi olarak desteklenmiş, tam 41 yıldır çeşitli vaadlerle kandırılmış bir örgüt tarafından Türkiye 50 bin civarında şehitler vermiş, anneler ve babalar evlatlarını, çocuklar babalarını, kadınlar eşlerini kaybetmiştir. Türkiye yola, okula, hastaneye, sanayi ve kalkınmaya harcayacağı paralarını kendisini savunmaya ve silaha harcamak zorunda kalmış, kalkınmasında geri bırakılmıştır. Çünkü Ortadoğu ülkelerini bir bir sömürme planları olan Küresel sermaya ve emperyalistler böyle istiyor ve Türkiye'nin güçlenmesini önlemek istiyorlardı. Eski Alman Dışişleri Bakanı Hans Dietrich Genscher'in bir televizyon kanalında bu olaylar nedeniyle ağzından köpükler çıkartarak '' bizim verdiğimiz tankları kullanamazsınız'' dediğini hiç unutamıyorum. Adamlar niyetlerini açıkca belli ediyordu.!
Yıllar böyle geçti ve Türkiye tam 41 yıldır suni olarak yaratılan diğer olaylar gibi şimdi malum terör örgütünden ve terörden kurtuluyor. Çünkü; bu terör örgütüne başta Amerika ve Küresel sermayenin artık ihiyacı kalmadı. Çünkü bu bölgede Irak ve Sadam, Suriye ve Esad bitti , bu ülkelerin başına kendi adamlarını yerleştirdiler. Ayrıca Amerika örgüte para ve silah vermeyeceğini açıkladı. Keza dün ''size özgür bir vatan vaadinde bulunmadık'' dediler, Başınızın çaresine bakın.! dediler. Silahlarını yakan 30 kişinin yüz ifadeleri her şeyi anlatıyor. Avrupa ve küresel sermaye kan kaybediyor, zarar ediyor. İran, Irak, Suriye, Lübnan, Lİbya ve Ukrayna savaşları nedeniyle Avrupa ülkelerinin ekonomisi çöktü ve nefes alamıyorlar. Avrupa'nın motoru Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde sanayi, üretim ve ihracaat durdu. Fabrikalar ve şirketler bir bir iflas ediyor ve kapanıyor. Şimdi başta Irak, Suriye, Lübnan ve diğer Ortadoğu ülkelerinin imar edilmesi gerekiyor ve Avrupa ülkeleri bugünden itibaren kollarını sıvamaya başladı bile. Şimdi Amerika, Avrupa ve Küresel sermaye bu ülkelere her türlü yatırımı yapıp sömürecekler.(uçak, araba, beyaz eşya, inşaat, aklınıza gelen ne varsa vs. satacaklar).
Bir de Irak ve Suriye'yi karıştırırken ülkelerinden kaçan Avrupa ülkelerine sığınan ilticacıları kendilerine çok yük olduğunu belirterek ülkelerine geri gönderecekler. Çünkü Küresel Sermaye ve emperyalizm böyle olmasını istedi. Bize gelince; Biz yine 250 bin şehit verdiğimiz Kurtuluş savaşında Türkü, Kürdü, Çerkezi, Lazı, Alevisi, Sünnisi hep birlikte -bir- olduğumuz gibi, o gün emperyalist 7 düvele karşı hep birlikte kenetlendiğimiz gibi, 86 milyon bir olarak, kardeş olarak birbirimize bağlanacağız, vatanımıza sahip çıkacağız. Amerika ve Küresel sermayenn aldatmalarına inanmayalım, Türkiye'nin başına ne geldiyse bunların yüzünden geldi. Çocuklarımız, torunlarımız ve hepimizin geleceği için Türkiye bir barış ülkesi ve bir barış yarımadası olmalıdır. Çünkü başka çaremiz yok.! Bu arada tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet ve gazilerimize sağlık diliyorum. Son söz; Amerika'ya güven olmaz, Amerika bugün beyaz dediğine, yarın siyah der. Çok seviyorum dediğini, yarın azarlar.
Sevgi ve saygılarımla.
Viyana. 13.07.2025. mk.

