Değerli dostlar, Lİbya, Irak, Lübnan, Filistin, Gazze ve Suriye'den sonra sömürgeci emperyalist güçlerin hedefinin İran olacağı belli idi. Hatta bu arada sıranın, yıllardır Amerika'nın her dediğine inanan ve her dediğini yapan, ondan sonra da fakirleşen, ekonomisi çöken Avrupa ülkelerine de geleceğini yazmıştık. Ve bildiğiniz gibi son günlerde Danimarka ile Grönland da Trump'ın hedefleri arasında yerini aldı. Esas konumuza dönecek olursak İran hakkında kısaca biraz bilgi vermek istiyorum: bundan birkaç yıl önce özel bir nedenle İran'a turistik bir ziyarette bulunmuş, Viyana-İstanbul aktarmalı-Tahran'a gitmiştim.
Uçak'da çoğunluk İran'lı idi ve yabancı turist yok denecek kadar azdı. Tahran'a gece saatlerinde vardım. Pasaport kontrol memuru Türk olduğumu öğrenince ''Hoş geldiniz gardaş'' dedi ve çok mutlu olmuştum. İran'ın nüfusu 90 milyon ve bunun hemen hemen yarısı yani 45 milyonu Türk kökenli. İran'da alkol yasak ama ülkede en az 200 civarında alkol ve uyuşturucu tedavi merkezi ve binlerce bağımlı bulunmaktadır. İran parası Riyal, Amerikan doları ve Euro karşısında yıllardır değer kaybediyor. İran'da bir memurun aylık maaşı 100-150 dolar civarında. Ambargolar nedeniyle işsizlik çok, iş bulsan bile gelir çok düşük. ilaç yok, temel gıda maddeleri yok, ekmek fırınlarının önü hep kalabalık, İran'a her şey çoğunlukla Çin ve Türkiye'den geliyor. Piyasada kullanılan arabalar çok eski ve çoğunluğu Fransız malı. Yollar çok eski ve bakım gerekiyor.
İran aslında bize hiç yabancı değil. Tarihte Türkler İran'ı ortalama olarak 1.000 yıl yönetmişler. İran tarihinde Medler, Ahamenişler (Persler), Sasaniler gibi antik imparatorluklardan, İslam sonrası ise Abbasi, Selçuklu ve Safevi gibi Türk-İran hanedanlarına kadar geniş bir yelpazede yönetilmiş. 1979 devrimine kadar Pehlevi hanedanı (Şah) tarafından yönetilen ülke devrimden sonra Humeyni ve ardından ise Ali Hamaney liderliğindeki İslam Cumhuriyeti ile yönetilmektedir. Tarihsel süreçte İran'ı yöneten başlıca güçler şunlardır: İslam öncesi, Med'ler Ahameniş İmparatorluğu, Selevkoslar, Partlar ve Sasaniler.
İslam sonrası ve Orta Çağ, Râşidîn Halifeliği, Emevîler, Abbâsîler, Sâmânîler, Gazneliler, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Harezmşahlar, Moğol İlhanlılar, Timurlular, Karakoyunlular ve Akkoyunlular. Modern Dönemde (1501-1979 arası) Safevîler (Şah İsmail dönemi), Afşar Hanedanı (Nadir Şah), Zend Hanedanı, Kaçar Hanedanı ve Pehlevî Hanedanı 1979 sonrası: 1979 İslam Devrimi ile Ayetullah Ruhullah Humeyni yönetimi ele almıştır. Günümüzde İran, 1989'dan beri Dini Lider Ali Hamaney'in nihai karar merci olduğu bir dini otorite (velayet-i fakih) sistemiyle yönetilmektedir. İran'ın şu andaki yönetim yapısı; Devlet başkanı (Cumhurbaşkanı) ve dini lider (Yüce Lider) kurumlarından oluşan kendine özgü bir sistem mevcuttur. 2024 itibarıyla cumhurbaşkanı Türk kökenli Mesud Pezeşkiyan'dır.
İran tarihinde hep krallar, imparatorlar, hanedanlar, şahlar ve dini liderler tarafından yönetildiği için ülkeyi yönetenlerin bir de kötü yönetmesi sonucunda son yıllarda hep darbeler ve siyasi suikastlet meydana gelmiştir. İran'da 1905 yılında petrolün keşfedilmesi başta Amerika, İngiltere, Sovyetler Birliği, Almanya, Fransa ve diğer Avrupa devletlerinin de ilgisini çekmiş ve iştahını kabartmıştır. Bu arada Avrupa ve Amerika'da motorun keşfedilmesi, petrolün araba ve fabrikalarda kullanılması, bu ülkelerin İran'a olan ilgisini daha da artırmış ve 2.dünya savaşı sırasında Şah Reza Pehlevi'nin Almanya'ya yardım etmesini bahane eden İngiliz ve Sovyetler Birliği 1941 yılı Temmuz ayında İran'ı işgal etmişve Şah Reza Pehlevi'den yerini oğlu Muhammed Reza Pehlevi'ye bırakmasını istemişlerdir.
1941 yılında göreve başlayan Şah Muhammed Reza Pehlevi ise 1970'lerin ortalarında, İran'ın artan aşırı petrol gelirlerine güvenerek ülkesinin ilerlemesi ve Beyaz Devrim reformlarınca bir dizi daha hırslı ve daha cesur planlar yapmak ister. Ancak Başbakan Musaddık'ın petrolü millileştirmesi, Dini vakıfları devletleştirmek istemesi, sosyoekonomik olaylar din adamlarını ve Amerika ile İngiltere'yi rahatsız etti. İnsanlar İslami ilkelere (Şii) bağlı bir ideoloji altında toplanmaya başladı. Humeyni de bunun lideri oldu. Pehlevi rejimi Ocak 1979'da Ruhullah Humeyni önderliğinde gerçekleştirilen İran Devrimi sonucunda yıkılmış ve Muhammed Reza Pehlevi ailesiyle birlikte önce Amerika ve çeşitli ülkelerden sığınma istemiş en sonunda Mısır'a sığınmış, orada da vefat etmiştir. Muhammed Reza Pehlevi'nin ölümünün ardından halen Amerika'da yaşamını sürdüren Prens Reza Pehlevi ise Hanedanın varisi olmuştur.
İran, Humeyni rejimindeki insan hakları ihlalleri, son yıllarda başta komşu ülkeler ve Arap Yarımadasındaki ülkeler ile olan kötü ilişkileri nedeniyle hep sorun yaşamıştır. Geçmiş yıllarda da kendi dini ve siyasi rejimini Türkiye'ye ihraç etmeye çalışmış, Irak, Suriye, Lübnan, Filistin ve Yemen'deki kendi dini ve siyasi görüşüne yakın çeşitli örgütleri maddi ve manevi olarak desteklemiş, devletini ve halkını kalkındıracağı ve rahatlatacağı yerde, halkı açlık ve yoksullukla sürünürken bütün parasını silaha yatırmış, petrolünü dünya piyasasına göre çok çok ucuza Çin, Rusya'ya ve kaçak yollardan da Amerika, Avrupa ve bazı ülkelerin şirketlerine satmış, başta komşu ülkelerle ve dünyadaki bütün devletlerle siyasi ve ticari iyi ilişkiler kuracağına hep savaş ve çatışma içerisinde olmuştur.
Amerika ve İsrail ile olan 12 gün savaşlarında ağır darbeler alan İran rejimi bugünlerde ise Amerika'nın 2. defa ağır savaş tehditleri altında bir çıkış yolu aramakta ve savaşmadan Amerika ile anlaşmanın yollarını aramaktadır. İran, her ne kadar Amerika'nın istediklerini yapsa bile Amerika'nın İran sorunu çözülmeyecektir. Çünkü Amerika ve İngiltere İran'ın petrollerine konmak ve sömürmek istemektedir. Trump, Venezuela'daki gibi İran'daki petrolleri de Amerika şirketlerinin işletmesini ve İran'ın bölgede bir sorun olmaktan çıkmasını istemektedir. Yoksa Amerika'nın Molla rejimi ile bir sorunu yoktur. Molla rejimi başta kalsa ve Amerika'nın her dediğini yapsa Amerika'nın daha çok işine gelecektir. Amerika, İran'ın da Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Suriye, Venezuela gibi tek adamla ve istediğini yapan birisi ile yönetilmesini planlamaktadır.
Keza, İran'daki Molla rejimi Venezuela'ya benzemez. Orada Maduro'yu alır götürürsünüz ama İran'da Dini Lider Hamaney'i alıp, götürseniz bile bir gün içerisinde yeni bir dini lideri İran'ın başına getirebilirsiniz. İran'da edindiğim izlenime göre İran'da halk ne Molla ne de Şah rejimi istiyor. İran'da halk önce iş, geçinebilmek ve özgürlük istiyor. İran halkı umudunu yitirdiğinden dolayı son genel seçimlerde oy kullanmaya bile gitmemiş. Halkın sadece %34'ü oy kullanmıştır. İran'da halk aynı Türkiye ve diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi her konuda ''Demokrasi ve Özgürlük'' istiyor. Yoksa Molla rejimi Amerika'nın her istediğini yapsa bile İran halkı mutlu olmayacaktır.
Bana göre günlerdir Amerika ile olan karşılıklı restleşmeler nedeniyle -çıkmaz bir sokağa- giren İran'daki Molla rejimin önünde şimdi şu seçenekler bulunmaktadır. 1) İran savaşmamak için Amerika'nın her istediğini yerine getirecektir. O zaman halkın güvenini kaybedecektir. 2) Amerika'nın isteklerini yapmayacak ve Amerika ile savaşacaktır. Bu da başta İran, tüm bölgemiz ve dünyamız için bir felaket olur. 3) Amerika dini lider Hamaney'i kaçıracak ve İran'ın başına da Venezuela'da olduğu gibi kendisine yakın yöneticileri getirecektir. 4) Amerika, Hamaney'i kaçıracak ve ülkeye demokrasiyi getirecektir. Bu da çok zor bir ihtimal olarak görülmektedir. 5) İran'da askeri bir darbe olur ve rejim değişir. 6) İran savaşır, Amerika kaybeder ve rejim başta kalmaya devam eder. Zor bir ihtimal. 7) Savaş olmaz, rejim kendiliğinden çöker ve ülkede kaos olur, sorun devam eder.
İran şu anda maalesef Türkiye'nin 50 yıl önceki halini yaşıyor. İran'a veya başka bir ülkeye dışarıdan yapılacak bir askeri müdahaleye her zaman karşıyım. Hele hele bu emperyalist ve küresel sermayenin maşası Amerika olunca bir kez daha karşıyım. Ancak, İran halkı 50 yıldır baskı ve zulüm altında yaşamaktadır. İran halkı da demokrasi ve özgürlüğe kavuşmalıdır. Dünyamız Amerika, Çin ve Rusya gibi 3 süper güç tarafından gizlice paylaşılmıştır. Bütün bu sorunlara rağmen en kötü barış, savaşlardan ve insanların ölmesinden iyidir.
Savaşa Hayır.!!
Sevgi ve saygılarımla. Viyana. 21.01.2026. mk.


