volkan.meral @ havadis.at

“Gençlik bir kez yaşanır, özgürce yaşa” sloganı atıldığını duyarız hep. Genç olanında olmayanında ister istemez beynine kazılıyor bu sözler. Aslında gençliğin bir kez yaşandığı da, tutsak olarak değil özgürce yaşanması gerektiği de doğru. Yanlış olan, her iki kavramın da yaşadığımız “modern” zamanlar nedeniyle içinin boşaltılmış olması. Evet gençlik bir kere yaşanır ama boş yere yaşanmaz.
 

Gençlik, toplumun telkinleri yönünde “delidir ne yapsa yeridir” mantığıyla deli dolu, sorumsuzca geçirilecek, asabi ve her an patlamaya hazır bir ruh hali ile yaşanacak bir dönem değil, Allah’ın insana lütfu olan en güzel çağdır. Özgürlük ise toplumun var ettiği onlarca puta tutsaklıktan sıyrılarak yalnızca Allah’a kulluk etmektir.

 Ancak insanlık son yıllarda inkara teslim oldu ve şeytani sistem, gençliğe çağdaşlık ve özgürlük söylemleriyle böyle bir dünya sundu. 

 Dünya'da yazılı ve görsel medya gençleri sorumsuz ve özgür yaşamaya özendiriyor. Toplumda cahil olan kesimler, medyanın örnek gösterdiği marjinal kişileri kendilerine örnek alıp, giyimlerini, yaşam felsefelerini, konuşma tarzlarını taklit ediyorlar. 

 Birçok genç, hatta birçok Anne Baba da bunu göz ardı edebiliyor ve gerçeği göremiyor. Gençliği nereye sürüklediğinin farkında değilmiş gibi aynı medya, bir başka gün “gençlik nereye gidiyor?” şeklinde başlık atıyor, kendince gençlerin sorunlarına eğiliyor. 

 Gençlik çağı, açık zihinle derin düşünülebilecek çok değerli bir yaşam dilimi ve gençler çevrelerine dinsizliğin getirdiği önyargılarla bakmadıklarında, yaşamlarının amacını fark edebilir, ailelerine ve topluma yararlı, güzel ahlâklı insanlar olabilirler.

 İçinde yaşadığımız döneme en büyük katkıyı sağlayacak olanlar, özellikle, imanı kalbine yerleştirmiş olan “dindar”gençler. İçinde Allah sevgisi ve korkusu taşıyan, Allah’a karşı sorumluluğunu kavrayan, milli ve manevi değerlere saygılı ve bunun için çaba gösteren genç, dünyanın en büyük gücü haline gelir. Allah’a dayanan bu gücün önünde ise kimse duramaz.

“Sizin imanca en güzeliniz, ahlâkça en güzel olanınızdır” buyurur Peygamberimiz (sav). Her binanın bir temeli vardır. İslam’ın temeli de güzel ahlâktır. Güzel ahlak güler yüzlü olmak, cömertlik, kimseyi üzmemek, eziyet vermemek, kimseyle çekişmemek ve kimseyi çekiştirmemektir.

 Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir. Güzel ahlak genişlikte ve darlıkta insanlara karşı şefkatli olmak, iyi davranmaktır. Yapılan iyiliklerden karşılık beklememektir. Yaratanı düşünerek, yaratılanları hoş görmektir. 

Güzel ahlâk, güven vermektir. Kızınca, öfkesini yenerek yumuşak davranmaktır. Gelmeyene gitmek, kötülük edene iyilik etmektir.

Güzel ahlak, aile bireyleriyle iyi geçinmek, onlara karşı sevgi, şefkat ve merhamet hissetmektir. 

Güzel ahlak, aleyhine de olsa mutlaka doğru konuşmaktır, adil olmaktır. Yükselen bütün insanlar ancak güzel ahlâkları sayesinde yükselmişlerdir.

Tarihimizdeki güzel ahlaklı insanların yolundan gitmek temennisi ile kalın sağlıcakla...