Değerli dostlar. Son günlerdeki televizyon haberlerine bakarsanız Gazze ile ilgili haberlerin 'şak' diye kesildiğini, ekranlarda artık yer verilmediğini veya çok az yer verildiğini fark etmişsinizdir. İsrail'in 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren Gazze'de uyguladığı katliam ve soykırıma gelmeden önce isterseniz biraz eski günlere dönelim. Aslında her şey 2 kutuplu dünyada Küresel Sermayenin, başta Amerika ve Avrupa ülkelerinin el birliği ile büyük ve güçlü rakipleri Sovyet Sosyalist Cumhuriyet Birliği (SSCB) ve Çin'i bölme, parçalama ve zayıflatma planının bir parçası ve devamıdır. Bu nedenle aralarında yıllarca soğuk ve psikolojik bir savaş sürdürdüklerini ve bunda da başarılı olduklarını söylemek gerekir.
İki kutup arasındaki planlı çatışmalar sonunda 09 Kasım 1989 tarihinde ünlü Berlin Duvarı yıkılmış, 03 Ekim 1990 tarihinde 2 devlet olan Batı Almanya ve Doğu Almanya'nın toprakları birleşmiş ve tek devlet olmuş, Devlet başkanı Michael Gorbaçov'un istifa etmesi üzerine 26 Aralık 1991 tarihinde ise Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılmış ve yerine Rusya Federasyonu kurulmuştur. Batı Almanya ve Doğu Almanya'nın birleştiği, gümrük kapılarının açıldığı ve Doğu Alman halkının Batı Almanya'ya, Macar ve Çekoslovak halkının ise Avusturya'ya nasıl akın akın arabalarıyla ve hatta yürüyerek giriş yaptıklarını, televizyon ekranlarında izlediğim o günleri bugün gibi hatırlıyorum. Batı Almanya, Doğu Almanya ile birleşince 60 milyon olan nüfusunu 80 milyona çıkartıyor ve değersiz olan Doğu Alman Markını alıp, değerli Batı Alman Markı insanlara veriyor ve bu nedenle merkez bankalarında Trilyonlarca Alman markı basıyordu.
Bu arada tarihi Berlin Duvarı'da yıkılmadan önce onun üzerinden atlayarak ailecek çoluk çocuk batıya kaçmaya çalışan insanların Doğu Alman askerleri tarafından nasıl vurulduğunu da unutamam. Hatta İstanbul Boğazından geçen gemilerden atlayarak Türkiye'ye iltica eden Rus, Doğu Alman, Bulgar vs. gemicileri de unutamam. Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla ortaya 15 yeni devlet çıkmıştı. Herkes Sovyetler Birliği'nin dağılması ile artık soğuk ve sıcak savaşlarının biteceğini, dünyaya huzur ve barış geleceğini, herkesin işine ve geleceğine bakacağını bekliyordu. Ama öyle olmadı. !
Başta Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri; halen siyasi ve ekonomik rakipleri olan Rusya ve Çin'i parçalamayı, onların ekonomilerini zayıflatmayı ve onların dünya üzerinde iyi ilişki kurdukları Arap yarımadasındaki devletlerle, Afrika, ve Güney Amerika'daki devletlerle olan bağlantılarını kopartmak için 11 Eyl,l 2001 tarihinde uydurma bir olayla düğmeye bastılar. Önce çeşitli uydurma bahanelerle Irak karıştırıldı ve sonunda 30 Aralık 2006 tarihinde Irak lideri Saddam Hüseyin öldürülerek Irak'ın petrollerine Amerika tarafından el konuldu. Daha sonra ise yine çeşitli bahanelerle Libya karıştırılarak 20 Ekim 2011 tarihinde Libya lideri Muammer Kaddafi öldürüldü ve Libya'nın petrollerine el konuldu, geçmişinde Sovyetlerle arası çok iyi olan Mısır lideri Hüsnü Mübarek'e de darbe yapılarak görevi önce Ömer Süleyman'a verilmiş ve daha sonra ise Amerika yanlısı Abdülfettah el SİSİ' göreve getirilmiş, Mısır'ın Rusya ile olan yakın ilişikisine tamamen son verilmiştir.
Böylece Kuzey Afrika'daki ülkelerde temizlik yapıldıktan sonra sıra yavaş yavaş herkesin bildiği gibi İran ve Arap yarımadasındaki petrol ve doğalgaz zengini Suriye, Lübnan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Ürdün, Yemen, Bahreyn ve Umman gibi ülkelere geliyordu. Irak ve petrolü ele geçirildikten sonra sırada ve hedefte Suriye ve lideri Beşir Esad, İran ve molla yönetimi ve Orta Doğu'daki silahlı örgütler vardı. Hatırladığınız gibi 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika'nın düğmeye basmasıyla başlayan Orta Doğu/Arap yarımadası için hazırlanan senaryo (BOP projesi) tıkır tıkır işliyordu. Önce Türkiye' de 40 yıldan fazla bir süredir terör estiren ve 50 binden fazla insanımızı şehit vermemize neden olan terör örgütünün Amerika tarafından fişi çekildi, elemanları başka örgüt isimleri altında Suriye'de kullanılmak üzere oraya yerleştirildi. Amerika tarafından yıllar öncesinden İsrail topraklarına binlerce Tır dolusu silah, bomba, füze ve diğer savaş malzemeleri gönderildi. Bu arada Filistin ve Gazze'de İsrail'in baskıları arttı. Batı Şeria'da İsrail kışkırtmaları çoğaldı, Filistinliler evlerinden zorla çıkartılıyor, evlerine ve arsalarına el konuluyor, Kudüs'te Müslümanlar artık namaz bile kılamaz oluyor,. İsrail hapishanelerindeki Filisitinlilere işkenceler artıyordu. Beklenen oldu ve birileri tarafından düğmeye basılarak, zaten daha önceden savaş hazırlığını yapan İsrail'in Filistin ve Gazze'de katliam ve soykırım yapmasına göz yumuldu.
Plan önceden belliydi; Zaten yıllardır iç savaş yaşayan ve milyonlarca insanı yurt dışına kaçan Suriye ele geçirilecek, devlet başkanı Beşir Esad'ın kaçmasına göz yumulacak (Esad Rusya'ya kaçtı), Irak, Suriye, Lübnan, Yemen, Filistin ve Gazze'deki İran destekli örgütler yok edilecek veya zayıflatılacak, liderleri ve yönetim kadrosu yok edilecek, İran'a saldırarak nükleer santralleri zarara uğratılacak, Arap yarımadasındaki son kale Gazze ele geçirilerek İsrail'e arazi ve yer açılacak, Arap petrolleri ve doğalgazları dünyaya sevkiyatı buradan yapılacak ve petrolleri ve doğalgazlarıyla birlikte Arap ülkeleri tamamen Amerika, İngiltere ve diğer emperyalist küresel sermayenin eline geçecekti. Hazır Rusya Ukrayna ile ve Çin'de Tayvan ile meşgul iken bunların hepsi oldu. Ama bu arada Amerika'nın kuyruğuna takılan Avrupa'da ekonomi çöktü, Çin'den mal almak için yalvarmalar başladı, Rusya ile savaşmaya burun buruna geldi. Çünkü dünyadaki bu savaşlar ve amborgolar nedeniyle Avrupa'daki fabrikalar üretim yapıyor ama ihracaat yapamıyordu. Depolar doldu,taştı. Avrupa'da büyük şirketler bir bir iflas ediyor ve sermaye dışarıya kaçıyordu. Avrupa'ya denizlerden yüzerek ve karadan yürüyerek gelen yüzbinlerce göçmen ekonomik ve sosyal sorun olmaya başlıyordu. Avrupa ülkeleri Rusya ile şimdilik savaşmaya cesaret edemediklerinden dolayı Putin'in nazını çekmeye devam edeceklerdi.
Koskoca Avrupa liderleri ve Arap kralları Donald Trup'ın karşısında 'su bardağı' gibi ''hazır ol'' da beklemek zorunda kalıyordu. Ukrayna ile meşgul edilen Rusya şimdilik Akdeniz, Ege Denizi, Karadeniz, Türkiye, Ortadoğu ve Kafkaslar'dan çevrilmek istenmekte ve hareket edemeyecek bir duruma getirilmek istenmektedir. Aynı senaryo daha sonra İran ve Afganistan üzerinden Çin için de planlanmaktadır. 1970'li yıllarda Akdeniz'de yanaşacak bir liman bile bulamayan, protesto edilen Amerikan savaş gemileri maalesef bugün Akdeniz ve Ege denizinde cirit atmaktadır. Amerika'nın maşası İsrail'in Gazze'de yaptığı soykırım ve katliamlara başta İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve çoğu Avrupa ülkelerinin sessiz kalması ve hatta destek çıkmalarının temelinde Kapitalist ve emperyalist Küresel Sermayenin ''yeni sömürgeler'' araması yatmaktadır. Zaten dünyadaki savaşları önlemek için kurulan ve en büyük sponsoru Amarika olan Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer yan kuruluşlarının hiç bir gücü ve etkisi olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda özetlemeye çalıştığım olaylar ışığında İsrail; Gazze, Filistin, Lübnan ve Suriye'de hala katliamlar ve soykırımlar yapmaya devam ederken şu anda bile oradaki insanlar bir damla suya, bir lokma ekmeğe, ilaca, elbiseye, ayakkabıya, çoraba, çadıra, bardağa, tabağa, yatağa ve yorgana muhtaç yardım beklemektedir. Delik deşik çadırlarda çoluk çocuk yaşamaya çalışan, kış şartlarında çadırlarını su basan, soğuktan ve açlıktan ölen çocukların olduğunu unutmayalım. 100 binlerce insan hâlâ hastalık, sakatlık ve yaralanma nedeniyle hayati tehlike altında.
En önemlisi Irak, Lİbya, Suriye, Mısır ve Lübnan'da yaşananlar unutuldu ama gidecek hiç bir yeri olmayan, yardımların bile ulaşamadığı, engellendiği Gazze'yi unutmayalım. Gazze'de yaşayan insanları hatırlamak ve onlara yardım etmek sadece insanlık vazifesidir. Gazze’nin unutulması, Gazze’nin ve oradaki insanların ölümü demektir. Emperyalist Küresel Sermayenin istediği de zaten budur. Orta doğu'da barış ve huzurun gelmesi sadece 2 devletli çözümdür. Bunu İsrail halkı da çok iyi biliyor. Kendi topraklarında mülteci gibi yaşayan bu insanlara kendi devletlerini kurma ve üzerinde yaşama hakkı verilmelidir.
Sevgi ve saygılarımla.
Viyana. 04.12.2025. mk.

