Değerli dostlar, hatırlarsanız geçtiğimiz yıllarda bir Türk televizyon kanalında ''Doğduğun ev kaderindir'' adında bir televizyon dizisi yayınlanmıştı. Gerçi diziyi izlemedim ama dizinin adı kafamda bir soru işareti olarak kalmıştı. Gerçekten doğduğumuz ev kaderimiz midir, yoksa kaderimizi değiştirmek mümkün müdür?
Yazımın hemen başında belirteyim ki; ''Kaderimizi değiştirmek de bir kaderdir''. Kur'anda yazdığı gibi ''Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağladık. denilmektedir. İsra suresi:13' meali Konuyu biraz açacak olursak, bir insan dünyaya geleceği zaman; yani doğduğunda elbette ki anne ve babasını seçemez, hangi ülkede doğmak istediğini belirleyemez. Rengini, ırkını, boyunu, kilosunu, sağlığını, hastalığını, zenginliğini, fakirliğini ileride başına nelerin geleceğini bilemez, hangi mesleği yapacağını önceden bilemez. Yani insanoğlu dünyaya gelirken ısmarlama gelemez.
Örneğin; bir gecekondu da ve fakir bir ailede de dünyaya gelebilirsiniz, ya da bir sarayda ve zengin bir ailede de dünyaya gelebilirsiniz. Bunlar dünya gerçeklerimizdir. Yine siyah tenli bir anne ve babadan doğanın bir insanın siyah tenli, Japon bir anne ve babadan doğanın bir insanın ise çekik gözlü olması da mümkündür ve bunlar ise genetik nedenlerimizdir, değiştirilmesi mümkün değildir. Ama dünyaya geldikten sonra sizin vereceğiniz kararlarınız, tercihleriniz, çevreniz, yaşam mücadeleniz, beklentileriniz ve hedefleriniz kaderinizi belirlemek için çok önemlidir. Sadece bir örnek verecek olursak Mardin'in Savur ilçesinde Anadili Arapça olan, orta gelirli ve okuma-yazma bilmeyen bir çiftçi ailenin sekiz çocuğundan yedincisi olarak dünyaya gelen Prof.Dr.Aziz Sancar içerisinde bulunduğu zor durumu görmüş, gayret etmiş, çalışmış, azmetmiş ve 2015 yılında '' Kimya dalında Nobel Ödülünü'' nile kazanmıştır.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Geçmişte ilimde, bilimde, sağlıkta, teknolojide ve bir çok konuda önemli buluşları keşfeden insanların çoğu zor şartlarda yaşamışlar ve sonradan ünlü ve hatta zengin olmuşlardır. Bilgisayar kayıtlarına girdiğinizde fakir bir ailede dünyaya gelip, daha sonra içerisinde bulunduğu yeri ve durumu beğenmeyerek aklını kullanan, mücadele eden ve dünyanın en ünlü ve zenginleri arasına giren bir çok insanın hayat hikayelerini de görebilirsiniz.
Buna karşılık elbette ki çok zengin bir ailede dünyaya gelerek verdiği yanlış kararlar ve yapmış olduğu yanlış tercihler sonucunda kötü bir yaşam koşullarıyla karşı karşıya kalan ve umutlarını yitiren insanlar da vardır. Yani ''Kader'' biraz da bizim vereceğimiz kararlara ve göstereceğimiz çalışma ve çabalara bağlıdır. Doğduğumuz ev veya içerisinde bulunduğumuz koşullar kaderimiz olmamalıdır. Bunlar o anda içerisinde bulunduğumuz durumdur ve değişmesi her zaman mümkündür. Yeter ki akıllı olalım, mücadele edelim, mücadeleden vaz geçmeyelim. Kötü giden kaderinizi düzeltmek yine kaderdir ve yine sizin elinizdedir. Şikayet etmek ve ümitsizliğe kapılmak yerine içerisinde bulunduğumuz zor ve kötü durumdan nasıl kurtulabilirim diye araştırma yapmak daha doğrusudur. Tecrübeli, akıllı ve dürüst insanlardan destek alınmalıdır.Çünkü siz daha iyi yerlere ve daha iyi yaşam koşullarına layık olduğunuza inanmalısınız O zaman bakın göreceksiniz ki kötü kaderiniz değişmiş ve hedefinize biraz daha yaklaşmış olacaksınız. Başlamak bir işi başarmanın yarısıdır.
Elbette her insanın bir kaderi vardır. Kadere inanmak da inancın temelidir. Allah (cc) her insana bir beyin ve içerisine akıl koymuştur..Hayatta başımıza gelebilecek fakirlik, yoksulluk, hastalık, ihanet, ayrılık, boşanma, iflas ve diğer olaylar kader ise bunlarla mücadele etmek ve değiştirmek de kaderdir. Bu nedenle aklımızı kullanarak kaderimizi de iyileştirmek ve hatta değiştirmek elimizdedir. Yukarıda yazdığım gibi, kaderi değiştirmek de sonunda kaderdir. Örneğin; Sağlığımıza zararlı maddeleri kullandıktan sonra hastalanacağımızı bile bile hala kullanmaya devam etmek ve sonunda hastalanmak hatta can vermek kader değildir.
Kumar oynayarak yada ne oldu belli olmayan kişi veya holdinglere elimizdeki paraları kaptırmak kader değildir. İnşaatlarda çürük malzeme kullandıktan sonra yapılan binaların en ufak bir depremde yıkılması, insanların ölmesi kader değildir. Dere ve nehir yataklarına ev yaptıktan sonra bir sel fekaletinde evimizin yıkılması kader değildir. Denizlerin, nehirlerin ve göllerin içerisine elimize geçen her şeyi attıktan sonra çevrenin kirlenmesi kader değildir. Ormanları yakarak ülkemizin çölleşmesine sebep olmak kader değildir. Şehir, kasaba ve köylerde başıboş dolaşan sokak köpeklerine önlem almayıp onların saldırması sonucunda can vermek kader değildir. Bu nedenlerle demek ki iyi düşünmek, iyi araştırmak, önlem almak, çok çalışmak, dürüst olmak ve aklımızı kullandıktan sonra '' Doğduğumuz ev kaderimiz'' olsa da kötü kaderi değiştirmek de mümkündür.!''.
Sevgi ve saygılarımla. Viyana.18.12.2023.mk.

