Vorarlberg'in Bludenz bölgesinde yaşayan 19 yaşındaki bir genç kadının intihar girişiminin ardından Rankweil'deki ruh sağlığı merkezine yatırılmaması, eyalette ruh sağlığı hizmetlerinin yeterliliği konusunda yeni bir tartışma başlattı. Olay, yıllardır personel eksikliği ve kapasite sorunlarıyla mücadele eden sistemdeki yapısal sorunları yeniden gündeme taşıdı.
Sosyal Demokrat Parti'nin (SPÖ) konuyla ilgili olarak Eyalet Sağlık Sorumlusu Martina Rüscher'e yönelttiği soru önergesine verilen yanıtta, Rankweil'deki yetişkin ruh sağlığı servislerinde personel yetersizliği nedeniyle çok sayıda yatağın kullanılamadığı ortaya çıktı. Verilere göre 2024 yılında ortalama 39, 2025 yılında ise ortalama 30 yatak hizmete açılamadı.
Buna rağmen Hastane İşletme Kurumu, personel eksikliği nedeniyle hiçbir ruh sağlığı acil vakasının geri çevrilmediğini savunuyor. Ancak uzmanlara göre sorun yalnızca hastaların kabul edilip edilmemesi değil, hizmet kapasitesinin uzun süredir sınırda çalışıyor olması.
Hasta Hakları Savunucusundan Dikkat Çeken Açıklama
Hasta Hakları Savunucusu Alexander Wolf, benzer olaylarla sık sık karşılaştıklarını belirterek, yardım arayan ancak zamanında yeterli destek alamayan çok sayıda kişi bulunduğunu söyledi. Özellikle yatarak tedavi ve ayakta tedavi alanlarında kapasite sıkıntılarının hissedildiğini ifade etti.
İntihar Riski Değerlendirmesi Kolay Değil
İnnsbruck Üniversitesi Ruh Sağlığı Kliniği'nden psikiyatri uzmanı Eberhard Deisenhammer ise intihar riskinin yalnızca kişinin intihar düşüncesi taşıyıp taşımadığını sormakla değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Bazı kişilerin niyetlerini gizleyebildiğini, bu nedenle değerlendirmelerin çok daha kapsamlı yapılması gerektiğini belirtti.
Uzmanlara göre intihar girişiminden sonra kişinin mutlaka hastaneye yatırılması gerektiğine dair kesin bir kural bulunmuyor. Ancak ayakta tedavi kararı verildiğinde güçlü bir takip sistemi, aile desteği ve düzenli kontrol mekanizmalarının devreye girmesi gerekiyor.
Asıl Risk Taburculuktan Sonra Başlıyor
Deisenhammer'e göre en büyük tehlike çoğu zaman kişinin sağlık kuruluşundan ayrıldığı anda değil, takip eden saatler ve günlerde ortaya çıkıyor. Bu nedenle ruhsal kriz yaşayan kişilerin yalnız bırakılmaması ve hızlı şekilde destek mekanizmalarına yönlendirilmesi büyük önem taşıyor.
Uzmanlar, ruh sağlığı alanında bağlayıcı ve net uygulama standartlarının bulunmamasının karar süreçlerini büyük ölçüde görevli uzmanların bireysel değerlendirmelerine bıraktığını belirtiyor. Bu durumun özellikle yoğunluk yaşanan dönemlerde farklı uygulamalara yol açabileceği ifade ediliyor.
Eyalet Yönetimi Yeni Adımlar Vaat Ediyor
Eyalet yönetimi ise 2025-2035 Ruh Sağlığı ve Bağımlılıkla Mücadele Stratejisi kapsamında toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerinin genişletileceğini, kriz müdahale hizmetlerinin artırılacağını ve ülke genelinde daha güçlü bir destek ağı oluşturulacağını açıkladı.
19 yaşındaki genç kadının yaşadığı olay, yalnızca hastaneye yatış kararını değil, ruhsal kriz yaşayan kişilerin taburculuk sonrası nasıl desteklendiği sorusunu da yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre güçlü bir takip sistemi, birçok trajedinin önlenmesinde kritik rol oynuyor.
