Avusturya'da bazı medya kuruluşlarının cezaevlerindeki mahkûmların dinî kimliklerini öne çıkaran yayınları, gazeteciliğin temel ilkeleri açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Havadis olarak bu habercilik anlayışını doğru bulmuyoruz.
Son günlerde bazı yayın organlarında cezaevlerinde bulunan Müslüman mahkûmların sayısı manşetlere taşındı. Haberlerin kurgulanış biçimi incelendiğinde, okuyucunun dikkatinin doğrudan bir dinî gruba yönlendirildiği açıkça görülmektedir.
Bizim açımızdan burada sorulması gereken temel soru şudur:
Bir mahkûmun dini neden haber değeri taşımaktadır?
Bir kişi suç işlediğinde mahkeme onun inancını değil, işlediği suçu yargılar. Buna rağmen belirli bir dinin sürekli olarak suç ve cezaevi haberleriyle yan yana getirilmesi, toplumsal algıyı etkilemeye yönelik son derece tehlikeli bir yaklaşım oluşturmaktadır.
Eğer cezaevlerinde bulunan Müslümanların sayısı manşet yapılabiliyorsa, aynı mantıkla diğer dinlere mensup mahkûmların sayıları da her gün manşet yapılmalıdır. Ancak bunun yapılmadığını görüyoruz.
Çünkü amaç istatistik vermek değil, belirli bir toplumsal algı oluşturmaktır.
Gazetecilik Değil, Ayrıştırıcı Bir Dil
Havadis olarak suçun bireysel olduğuna inanıyoruz.
Hiçbir din, hiçbir millet ve hiçbir topluluk birkaç kişinin işlediği suçlardan dolayı töhmet altında bırakılamaz.
Bu nedenle insanların inançlarını suç haberlerinin merkezine yerleştiren yayınları sorumsuz buluyoruz.
Toplumun bir kesimini sürekli olarak suç, güvenlik ve cezaevi haberleriyle ilişkilendirmek; birlikte yaşama kültürüne zarar vermekte, önyargıları beslemekte ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmektedir.
Popülist Söylemlere Zemin Hazırlanıyor
Bu tür haberler yalnızca tıklanma uğruna yapılmış masum tercihler değildir.
Son yıllarda Avrupa'nın birçok ülkesinde göçmenler ve Müslümanlar üzerinden siyaset yapan çevrelerin güç kazandığı görülmektedir. Medyanın bir bölümünün kullandığı bu dil, ne yazık ki bu söylemlere de malzeme sağlamaktadır.
Gazeteciliğin görevi toplumdaki sorunları araştırmak, çözüm yollarını tartışmak ve gerçekleri ortaya koymaktır.
Gazeteciliğin görevi toplumun farklı kesimlerini birbirine karşı kışkırtmak değildir.
Bu Yayınları Takip Edeceğiz
Havadis olarak din, etnik köken veya milliyet üzerinden insanları hedef haline getiren, toplumdaki farklı kesimler arasında güvensizlik oluşturan ve ayrıştırıcı bir dil kullanan yayınları doğru bulmuyoruz.
Bu tür habercilik anlayışlarını kamuoyu adına takip etmeye, eleştirmeye ve gerektiğinde gündeme taşımaya devam edeceğiz.
Çünkü bizce sorumlu gazetecilik; korku üretmek değil, toplumu doğru bilgilendirmektir.
