Çocuk yetiştirme anlayışı son birkaç on yılda önemli ölçüde değişti. Bugünün anne babalarının güvenlik açısından kabul etmekte zorlanacağı pek çok davranış, 1970'li, 1980'li ve hatta 1990'lı yıllarda günlük hayatın olağan bir parçasıydı.
Özellikle günümüzün sürekli iletişim hâlinde olan dünyası düşünüldüğünde, geçmişte çocukların sahip olduğu bağımsızlık dikkat çekiyor.
Sabah evden çıkar, akşam geri dönerlerdi
Birçok çocuk okuldan veya kahvaltıdan sonra arkadaşlarıyla dışarı çıkar, saatlerce sokakta oynardı. Cep telefonu olmadığı için anne ve babaların çocuklarının nerede olduğunu her dakika bilmesi mümkün değildi.
Çocuklardan beklenen çoğu zaman oldukça basitti: “Hava kararmadan eve gel.”
Mahalleler, parklar, boş arsalar ve sokaklar çocukların oyun alanıydı. Arkadaşlarla buluşmak için mesajlaşmaya veya telefon etmeye de gerek yoktu; kapı çalınır ve arkadaşın dışarı çağrılırdı.
Sürekli telefonla kontrol etmek diye bir şey yoktu
Bugün birçok ebeveyn çocuğuna birkaç dakika içinde ulaşamadığında endişelenebiliyor. Konum paylaşımı ve akıllı saatler sayesinde çocukların nerede olduğu anlık olarak takip edilebiliyor.
Önceki kuşaklarda ise böyle bir imkân zaten yoktu. Çocuk dışarı çıktığında ebeveyn çoğu zaman onun tam olarak nerede olduğunu bilmiyordu.
Bu durum o dönem için olağan kabul ediliyordu.
Güvenlik anlayışı çok farklıydı
Otomobillerde çocuk güvenliği konusunda da bugünkü standartlarla geçmiş arasında büyük fark bulunuyor.
Çocuk koltukları ve güvenlik sistemlerinin bugünkü kadar yaygın olmadığı dönemlerde çocukların otomobilin arka koltuğunda çok daha serbest seyahat etmesi sıradan karşılanabiliyordu.
Bisiklete binerken kask kullanımı da günümüzdeki kadar yaygın değildi.
Bugün tehlikeli olarak değerlendirilebilecek birçok davranış, o dönemin günlük yaşamında fazla sorgulanmıyordu.
Küçük yaşta sorumluluk almak normaldi
Çocukların tek başlarına okula gitmeleri, marketten alışveriş yapmaları veya kendilerinden küçük kardeşleriyle ilgilenmeleri daha sık görülebiliyordu.
Ev işlerine yardım etmek de çocukluğun doğal bir parçası sayılıyordu.
Bu durum çocuklara daha fazla bağımsızlık verirken, aynı zamanda bugünün çocuklarına kıyasla daha erken yaşlarda sorumluluk almalarını gerektiriyordu.
Ev telefonu dönemin iletişim merkeziydi
Cep telefonunun olmadığı yıllarda arkadaşınıza ulaşmanın yolu ev telefonunu aramaktı.
Üstelik telefonu çoğu zaman arkadaşınız değil, annesi veya babası açardı. Önce kendinizi tanıtmanız, ardından arkadaşınızla konuşup konuşamayacağınızı sormanız gerekirdi.
Buluşmalar da bugünkü gibi sürekli mesajlarla değiştirilmezdi. Saat ve yer belirlendiyse orada olmak gerekiyordu.
Fotoğraf çekmek bile bugünkünden farklıydı
Bugün bir çocuğun hayatının neredeyse her aşaması telefonlarla kaydediliyor. Geçmişte ise fotoğraf çekmenin kendisi bile daha sınırlıydı.
Filmli makinelerde kaç fotoğraf kaldığı hesaplanır, çekilen fotoğrafın nasıl çıktığını görmek için filmin banyo edilmesi beklenirdi.
Dolayısıyla çocukluğun büyük bölümü herhangi bir dijital kayıt bırakmadan yaşanıyordu.
Çocukluk mu değişti, ebeveynler mi?
Aslında değişen yalnızca çocukların davranışları değil. Teknoloji, trafik, şehir yaşamı, güvenlik anlayışı ve ebeveynlerin çocuklarıyla iletişim biçimleri de önemli ölçüde değişti.
Bugün garip veya sorumsuzca görülebilecek bazı uygulamalar, geçmiş kuşaklar açısından dönemin olağan koşullarının bir parçasıydı.
Bu nedenle eski ve yeni ebeveynlik anlayışlarını karşılaştırırken bir dönemin kurallarını diğerine doğrudan uygulamak yanıltıcı olabilir.
Yine de geçmişe bakıldığında dikkat çeken bir gerçek var: Bugün çocukların nerede olduğunu birkaç dakika bile bilmemek birçok anne babayı tedirgin ederken, bir dönem çocukların sabahtan akşama kadar dışarıda olması hayatın son derece normal bir parçasıydı.
