1990’lı yılları hatırlayanlar için cumartesi akşamlarının ayrı bir anlamı vardı. Aile birlikte televizyon karşısına geçer, telefon ekranlarına bakmak yerine aynı filmi izler, sohbet eder ve birlikte vakit geçirirdi. Film seçmek için videoteklere gidilir, kaset ya da DVD eve getirilirdi.

Bugün bu sahneler birçok kişiye geçmişte kalmış gibi görünse de özellikle 1990’larda büyüyen ebeveynler arasında yeniden ilgi görüyor. Sosyal medyada “Parenting like it’s 1999” adıyla yayılan yaklaşım, çocukları sürekli ekran karşısında tutmak yerine aile içinde daha fazla gerçek etkileşim oluşturmayı hedefliyor.

Aileler neden yeniden analog hayata yöneliyor?

Araştırmalar, çocukların ve gençlerin dijital cihazlarla geçirdiği sürenin giderek arttığını gösteriyor. Oyun konsolları, bilgisayarlar, sosyal medya uygulamaları ve mesajlaşma platformları günlük hayatın önemli bir parçası hâline gelmiş durumda.

OECD’nin çocukların dijital dünyadaki yaşamına ilişkin çalışmalarında da çocukların giderek daha erken yaşlarda ekranlarla tanıştığına dikkat çekiliyor.

Buna karşılık birçok ebeveyn, aile içinde birlikte geçirilen zamanın azalmasından şikâyet ediyor. Bu nedenle bazı aileler bilinçli olarak “ekransız zaman dilimleri” oluşturmaya başladı.

Evine videotek kuran bile var

Trend özellikle ABD’de dikkat çekiyor. Bazı ebeveynler 1990’ların aile alışkanlıklarını çocuklarına yeniden yaşatmak için oldukça yaratıcı yöntemlere başvuruyor.

Bir baba, ailesinin birlikte film seçebilmesi için evinin içine küçük bir videotek kurdu. Amaç yalnızca film izlemek değil; birlikte seçim yapmak, beklemek ve ailece aynı etkinliğe hazırlanmak.

Bazı aileler ise çocukların odalarına eski tip sabit telefonlar yerleştiriyor. Böylece çocuklar arkadaşlarıyla görüntülü uygulamalar veya sosyal medya üzerinden değil, doğrudan telefonla konuşuyor.

Amaç teknolojiyi yasaklamak değil

Bu yaklaşımın temelinde teknoloji karşıtlığı bulunmuyor. Ebeveynlerin hedefi interneti veya akıllı telefonları tamamen ortadan kaldırmak değil.

Asıl amaç, aile hayatında ekranların olmadığı belirli alanlar oluşturmak.

Masa oyunları oynamak, birlikte yemek yapmak, bisiklete binmek, pikniğe gitmek veya küçük el işi projeleri hazırlamak bu anlayışın öne çıkan etkinlikleri arasında yer alıyor.

Çocukların sosyal becerilerine katkı sağlayabilir

Uzmanlara göre analog etkinliklerin çocukların gelişimine çeşitli katkıları bulunabilir.

Masa oyunlarında çocuklar kurallara uymayı, kaybetmeyi kabullenmeyi, sabırlı olmayı ve birlikte strateji geliştirmeyi öğrenebiliyor.

Sürekli ekran kullanımına ara verilmesi ise stresin azaltılmasına ve uyku düzeninin korunmasına yardımcı olabiliyor.

Çocuğun kendi elleriyle bir şey üretmesi de farklı bir başarı hissi sağlıyor. Bir kuş evi yapmak, yemek hazırlamak veya küçük bir proje tamamlamak, dijital oyunlarda seviye atlamaktan farklı bir deneyim sunuyor.

Aile bağları güçleniyor

Ekranların devreden çıktığı zamanlarda aile bireyleri birbirlerine daha fazla odaklanabiliyor.

Sohbet etmek, birlikte gülmek veya yalnızca aynı ortamda zaman geçirmek bile aile içindeki bağı güçlendirebiliyor.

Bu nedenle “90’lar tarzı yetiştirme” yaklaşımının en önemli hedeflerinden biri, çocukların aile içinde daha fazla gerçek iletişim kurmasını sağlamak.

Evde nasıl uygulanabilir?

Bu yaklaşımı denemek isteyen ailelerin interneti tamamen kapatmasına gerek yok.

Haftada bir akşam aile gecesi belirlemek, masa oyunu oynamak, birlikte film izlemek veya belli saatlerde telefonları bir kenara bırakmak başlangıç için yeterli olabilir.

Hafta sonu yürüyüşleri, bisiklet turları, parkta spor yapmak veya birlikte yemek hazırlamak da ekranlardan uzak ortak zaman yaratmanın yolları arasında bulunuyor.

Buradaki en önemli nokta ise kuralların yalnızca çocuklara uygulanmaması.

Ebeveynlerin de telefonlarını bırakması gerekiyor. Aksi hâlde çocuklardan beklenen davranışın inandırıcılığı azalıyor.

Geçmişe dönüş değil, denge arayışı

“1999’daki gibi ebeveynlik” ilk bakışta nostaljik bir akım gibi görünse de temelinde modern ailelerin yaşadığı dijital yoğunluğa karşı bir denge arayışı bulunuyor.

Dijital medya çocukların hayatının bir parçası olmaya devam edecek. Bu nedenle amaç teknolojiden kaçmak değil, çocukların hem dijital dünyayı kullanabildiği hem de gerçek hayattaki ilişkilerini sürdürebildiği daha dengeli bir ortam oluşturmak.

Kısacası 90’lardan geri dönen şey teknoloji eksikliği değil; birlikte geçirilen, bölünmeyen aile zamanı.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.