Avusturya Başbakanı Christian Stocker’in sosyal medya hesabından İslam, demokrasi ve anayasal düzen üzerine yaptığı paylaşımın altına ben de düşüncelerimi ifade eden bir yorum yazdım.
Bunu Havadis adına değil; Avusturya’da yaşayan, çalışan, vergisini veren ve bu ülkedeki siyasi kararların sonuçlarını diğer herkes gibi yaşayan bir birey olarak yaptım.
Yorumumun merkezinde aslında oldukça basit bir soru vardı:
Bir hukuk devletinde insanları değerlendirmenin ölçüsü dinî kimlikleri mi olmalıdır, yoksa Avusturya’nın anayasasına, yasalarına ve demokratik düzenine saygı gösterip göstermedikleri mi?
Ayrıca siyasette “İslam” kelimesinin sürekli aşırılık, tehdit ve güvenlik sorunlarıyla yan yana kullanılmasının, Avusturya’da yıllardır yaşayan, çalışan, vergisini ödeyen ve yasalara saygılı Müslümanlar hakkında nasıl bir toplumsal algı oluşturduğunu sorguladım.
Başbakan’ın bugünkü söylemleriyle geçmişteki bazı siyasi tutumlar arasında gördüğüm çelişkilere de dikkat çektim.
Yorumum sertti.
Ama hakaret yoktu.
Küfür yoktu.
Tehdit yoktu.
Nefret söylemi yoktu.
Bir vatandaşın ülkesinin başbakanına yönelttiği siyasi eleştiriler ve sorular vardı.
Sonra ne oldu?
Yorumum silindi.
Yanlışsa neden cevap vermediniz?
İşte benim için asıl düşündürücü olan nokta burada başlıyor.
Yazdıklarım yanlışsa cevap verilebilirdi.
Verdiğim bilgiler hatalıysa düzeltilebilirdi.
Ortaya koyduğum siyasi çelişkiler gerçeği yansıtmıyorsa bunlar somut bilgilerle çürütülebilirdi.
Ben de yanlış olduğum noktada bunu kabul ederdim.
Fakat bunların hiçbiri yapılmadı.
Cevap vermek yerine yorum kaldırıldı.
O hâlde Avusturya’da yaşayan bir birey olarak benim de sormaya hakkım olduğunu düşünüyorum:
Sayın Başbakan, bu eleştiriye karşı bir tahammülsüzlük müydü, yoksa paylaşımınızın altına sizi rahatsız eden soruları ve siyasi çelişkileri yazmış olmamın yarattığı bir hazımsızlık mı?
Düşünce özgürlüğü yalnızca sizinle aynı fikirde olduğumuz sürece mi geçerli?
Asıl merak ettiğim bir başka konu da bu.
Yaşadığımız ülke Avusturya’da düşünce özgürlüğü, yalnızca sizinle aynı düşüncede olduğumuz müddetçe mi geçerli?
Sizin görüşlerinizi desteklediğimizde, alkışladığımızda ve paylaşımınızın altına sizi tasdik eden yorumlar yazdığımızda sorun yok da eleştirel bir soru yönelttiğimizde mi sınırlar başlıyor?
Eğer öyle değilse, yorumum neden silindi?
Üstelik yorumun altında bir tartışma başlamıştı.
O nedenle insanın aklına ister istemez başka bir soru daha geliyor:
Yazdıklarımdan etkilenen, söylediklerimi sorgulamaya başlayan veya bazı noktalarda bana hak veren başka insanların çıkmasından mı tedirgin oldunuz?
Tartışmanın büyümesinden mi rahatsız oldunuz?
Başkalarının da aynı soruları sormaya başlamasından mı?
Bunları bir suçlama olarak değil, cevabını gerçekten merak ettiğim sorular olarak yöneltiyorum.
Çünkü yorumun neden kaldırıldığına ilişkin bir açıklama olmadığı müddetçe geriye bu sorular kalıyor.
Demokrasi yalnızca alkışlanmak değildir
Bir siyasetçinin sosyal medya hesabındaki hakaretleri, tehditleri veya nefret söylemlerini kaldırması elbette anlaşılabilir.
Fakat eleştiri bunlardan biri değildir.
Demokrasi yalnızca bizimle aynı fikirde olan insanların konuşma hakkını savunmak değildir.
Düşünce özgürlüğü de yalnızca iktidarın hoşuna giden düşüncelerin özgürlüğü olamaz.
Demokrasinin gerçek sınavı, bizi alkışlayanlarla değil, bizi eleştirenlerle karşılaştığımızda başlar.
Üstelik burada sıradan bir sosyal medya kullanıcısından değil, Avusturya Cumhuriyeti’nin Başbakanı’ndan söz ediyoruz.
Bir başbakan kamuoyuna açık bir platformdan vatandaşlara siyasi mesaj verebiliyorsa, vatandaşların da o mesajları sorgulama, eleştirme ve gerektiğinde siyasi çelişkileri hatırlatma hakkı olmalıdır.
Ben Sayın Stocker’den benimle aynı fikirde olmasını beklemiyorum.
Beni haklı bulmasını da beklemiyorum.
Aynı şekilde kendisi de benden onunla aynı fikirde olmamı beklememeli.
Benim beklentim çok daha basit:
Ben sizin düşüncenizi eleştirebileyim, siz de benim eleştirime cevap verebilin.
Demokratik tartışma tam da böyle olur.
Bir yorumu silebilirsiniz, soruları değil
Sosyal medyada bir tuşa basarak bir yorumu ortadan kaldırmak kolaydır.
Ancak o yorumun ortaya çıkardığı soruları aynı şekilde silemezsiniz.
Hatta bazen bir yorumu silmek, o yorumun kendisinden çok daha büyük bir soruyu beraberinde getirir:
Neden?
Neden cevap vermek yerine silmek tercih edildi?
Neden eleştiriye karşı bir argüman ortaya koymak yerine eleştirinin görünürlüğü ortadan kaldırıldı?
Ve neden demokrasi, anayasa ve Avusturya’nın değerlerinden söz edilen bir paylaşımın altında eleştirel bir görüşe yer kalmadı?
İşte tam da bu nedenle sosyal medyada sorduğum soruları bu kez Havadis aracılığıyla kamuoyu önünde tekrar soruyorum:
Sayın Başbakan Christian Stocker, yorumum neden silindi?
Eleştiriye tahammül edilemediği için mi?
Yazdıklarıma verilecek ikna edici bir cevap bulunamadığı için mi?
Yoksa yorumun altında başlayan tartışmada başka insanların da aynı soruları sormasından ve bazı noktalarda bana hak vermesinden mi rahatsız oldunuz?
Ve hepsinden önemlisi:
Avusturya’da düşünce özgürlüğü, yalnızca sizinle aynı düşüncede olduğumuz müddetçe mi geçerli?
Çünkü demokratik bir ülkede bir vatandaşın başbakanı eleştirmesi sorun olmamalı.
Asıl üzerinde düşünmemiz gereken, bir başbakanın eleştiriye nasıl karşılık verdiğidir.
Bir yorumu silebilirsiniz Sayın Başbakan.
Ama soruları silemezsiniz

