Vorarlberg’de obezite giderek daha fazla yetişkini etkiliyor. LKH Feldkirch’in ilgili polikliniklerine obezite nedeniyle yapılan başvuruların son yıllarda yaklaşık yüzde 10 arttığı bildirildi.

Statistik Austria’nın uzun dönemli verileri de artışı ortaya koyuyor. Vorarlberg’de obez olarak değerlendirilen kişilerin oranı 2006/07 döneminde yüzde 12,8 iken, 2019 yılında yüzde 16,5’e yükseldi. Artışın özellikle erkeklerde daha belirgin olduğu kaydedildi.

Vorarlberg Eyaleti’nin 2025 Sağlık Raporu’na göre ise 15 yaş ve üzerindeki nüfusun toplamda yaklaşık yüzde 47’si fazla kilolu veya obez.

Çocuklarda son dönemde artış yok

Yetişkinlerdeki gelişmenin aksine çocuk ve gençlerde son yıllarda sürekli bir yükseliş görülmüyor.

2024/25 eğitim yılındaki okul sağlık kontrollerine göre öğrencilerin yüzde 17,3’ü fazla kilolu veya obez olarak değerlendirildi. Bir önceki eğitim yılında bu oran yüzde 17,8’di.

Erkek çocuklarda oran kız çocuklarından daha yüksek. Fazla kilo görülme sıklığı yaş ilerledikçe artarken, şehirlerde yaşayan çocuklarda kırsal bölgelerde yaşayanlara kıyasla daha yüksek oranlar görülüyor.

Veriler ayrıca ana dili Almanca olmayan çocuklarda fazla kilonun daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Oranların özellikle Allgemeine Sonderschule öğrencileri arasında yüksek olduğu belirtiliyor.

Pandemi dönemindeki artış kalıcı olmadı

Vorarlberger Arbeitskreis für Vorsorge- und Sozialmedizin (AKS) verileri, koronavirüs pandemisi sırasında fazla kilolu çocukların oranında geçici bir yükseliş yaşandığını gösteriyor.

AKS yöneticisi Kristin Ganahl’a göre bu artış sonraki yıllarda yeniden geriledi. Bu nedenle Vorarlberg’de çocukların her geçen yıl daha fazla kilo aldığı şeklinde genel bir sonuç çıkarmak doğru değil.

Ganahl ayrıca yaygın olarak kullanılan Vücut Kitle İndeksi’nin (BMI) tek başına kişinin sağlık durumu veya vücut yapısı hakkında yeterli bilgi vermediğine dikkat çekiyor.

Gelir ve yaşam koşulları önemli rol oynuyor

Obezite tartışmasında dikkat çeken noktalardan biri de ekonomik ve sosyal koşullar.

Cambridge Üniversitesi tarafından İngiltere’de 55 milyondan fazla kişinin sağlık verileri kullanılarak yapılan araştırmada, nüfusun ekonomik açıdan en dezavantajlı yüzde 20’lik kesiminde obezitenin en varlıklı yüzde 20’ye kıyasla yüzde 35 daha sık görüldüğü belirlendi.

Vorarlberg için aynı kapsamda bir araştırma bulunmasa da uzmanlar benzer şekilde yaşam koşullarının sağlıklı yaşama imkânı üzerinde önemli etkisi olduğunu belirtiyor.

Mesele sadece “ne yediğiniz” değil

Uzmanlara göre düşük gelir tek başına obeziteye yol açmıyor. Ancak ekonomik şartlar insanların günlük tercihlerini önemli ölçüde etkileyebiliyor.

Spor ve boş zaman faaliyetlerinin maliyeti, yemek hazırlamak için yeterli zamanın bulunması, güvenli yürüyüş ve bisiklet yolları ile konut koşulları bunlardan bazıları.

Birden fazla işte çalışan veya çocuklarını tek başına büyüten kişiler zaman baskısı nedeniyle hızlı hazırlanabilen yiyeceklere daha sık yönelebiliyor. Buna karşılık yüksek oranda işlenmiş, kalorisi yüksek ürünlere ulaşmak oldukça kolay ve bu ürünlerin yoğun biçimde reklamı yapılıyor.

Eğitim ve gelir düzeyinde de fark görülüyor

Avusturya verileri de sosyal koşullarla fazla kilo arasında dikkat çekici bir ilişkiye işaret ediyor.

30 yaş üzerindeki kişiler arasında eğitim düzeyi en fazla zorunlu eğitimle sınırlı olanların yüzde 65’i fazla kilolu veya obez. Matura veya üniversite mezunlarında ise oran yüzde 44 seviyesinde.

Kadınlarda gelir açısından da fark görülüyor. En düşük gelir grubundaki kadınların yüzde 54’ü fazla kilolu veya obezken, en yüksek gelir grubunda bu oran yüzde 40.

Damgalama sorunu daha da ağırlaştırabilir

Uzmanlar özellikle çocuklarda fazla kilo konusunda kullanılan dile dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Fazla kilolu çocukların dışlanması, aşağılayıcı yorumlara maruz kalması veya spor faaliyetlerinde vücut yapıları nedeniyle kendilerini istenmeyen kişiler gibi hissetmeleri, çocukların sosyal ortamlardan uzaklaşmasına neden olabiliyor.

Bu durum daha az hareket etmelerine ve sorunun daha da büyümesine yol açabilecek bir kısır döngü yaratabiliyor.

Uzmanlar: Çözüm günlük yaşamdan başlamalı

Uzmanlara göre obeziteyle mücadeleyi yalnızca kişinin iradesine veya bireysel sorumluluğuna indirgemek yeterli değil.

Okul ve anaokullarında sağlıklı beslenme seçenekleri, çocukların hareket edebileceği alanlar, güvenli bisiklet ve yürüyüş yolları ile çocukları hedefleyen yüksek şeker ve yağ içeren ürünlerin reklamlarının sorgulanması önerilen önlemler arasında.

Vorarlberg Armutskonferenz de sağlık ile sosyal durumun birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğine dikkat çekiyor. Kuruluşa göre sağlıklı yaşama imkânı kişinin gelirine bağlı olmamalı.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.