Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya, söz konusu cihazın Güney Marmara'da sadece BUÜ'de bulunduğunu söyledi.

Cihazla ışınların kanser odağına güdümlü füze gibi giderek o bölgeyi tedavi ettiğini anlatan Kaya, şunları kaydetti:

"Cihaz, milimetrenin 10'da 1'i düzeyinde hassasiyetle bu vuruşu gerçekleştiriyor. Dolayısıyla etraftaki dokulara en ufak zarar vermiyor. İnsanın tedavi sırasındaki nefes alıp vermesi, kalp atımına bağlı vücuttaki ufak tefek oynamaları da hesaba katarak adeta bir füzenin hareketli hedefe kilitlenmesi gibi tümör odağına kilitlenerek orasını yok ediyor. Değeri 35 milyon liranın üzerinde olan cihaz yaklaşık 3 yıldır yıldır üniversitemizde. Tedavi olan hasta sayısı her geçen gün artıyor ama biz daha fazla hastamızın bu cihazdan faydalanmasını istiyoruz. Devletimiz buna büyük bir yatırım yaptı. Gece gündüz çalışarak geri dönüşümünü sağlamak istiyoruz. Bu güne kadar bu aletten 600 dolayında hasta fayda gördü ama bu kapasiteyi 3 katına çıkaracak kadar hacmimiz var."

Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Rıdvan Ali de tümörleri milimetrik hassasiyetle tedavi edebilme özelliğine sahip cihazın tüm vatandaşların hizmetinde olduğunun altını çizerek, "Bu cihaz olmadan tedavilerin zorluğu söz konusudur. Çevre dokulara zarar verme imkanı vardır ama bu cihaz akıllı olduğu için dokulara zarar vermeden tedavi gerçekleştiriliyor." dedi.

 

"Cerrahi olarak uygun olmayan kanserlerin tedavisinde kullanıyoruz"

BUÜ Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Meral Kurt da bölümün 25 yıldır hizmet verdiğini anlattı.

Kurt, yeni teknolojileri takip ederek kanser hastalarının en iyi şekilde sağlık hizmetini alabilmeleri için çalıştıklarını vurgulayarak, radyasyon onkolojisinin de Türkiye'de uzun yıllardır var olduğunu dile getirdi.

Radyasyon onkolojisinin kanser hastalarına en son teknoloji ve radyasyonu birleştirerek güvenli şekilde uygulanmasına hizmet ettiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Biz kanser hastalarının tedavisinde, küratif tedavisinde, ameliyat sonrası ve önceki tedavilerde veya ağrı, kanama ve tıkanmalar nedeniyle oluşabilecek obstrüksiyonların tedavisinde hizmet veriyoruz. Bu tedaviyi yaparken diğer bölümlerle işbirliği halinde multidisipliner konseylerde tedaviyi planladıktan sonra hastayı kabul ediyoruz. Stereotaktik radyoterapi uygulayan CyberKnife cihazını, hastaların küratif tedavisinde, operasyona medikal olarak, cerrahi olarak uygun olmayan kanserlerin tedavisinde kullanıyoruz."

 

"Hastanede kalış süresini azaltıyor"

Cihazla tedavi sırasında oluşabilecek yan etkilerin minimize edildiğinin altını çizen Kurt, "Normalde bir hastanın tedavi süresi 30-35 gündür ama bu cihaz sayesinde maksimum 3-5 gün sürer. Hasta 15-45 dakika aralığında bu cihazda kalıyor. Özellikle şu anda dünyadaki radyoterapi, hipofraksiyone radyoterapi ve ultra hipofraksiyone radyoterapilere doğru kayıyor. Yani hasta açısından tümörün kontrolü ve tedavi konforu artırılmaya çalışılıyor." diye konuştu.

Kurt, söz konusu tedavi yönteminin zamandan da önemli avantaj oluşturduğunu anlatarak, "Özellikle sosyal statüsünü devam ettirmesi gereken kişilerin hastanede kalış süresini azaltıyor. Kovid-19 sürecinde hastalarımızın güvenle radyoterapiye gelip gitmesinin artmasında da bu cihaz önemlidir. Tüm dünyada olduğu gibi biz de hastanede kalış sürecini azalttığı için bu tedavi yöntemlerinden daha çok faydalanıyoruz."dedi.

Söz konusu özelliklere sahip cihazdan Türkiye'de az bulunduğunu ifade eden Kurt, "Cihazın bu modelinden Türkiye'de 3 tane bulunuyor ve biri devlet üniversitesinde. Diğer ikisi özel sektörde hizmet veriyor." değerlendirmesinde bulundu.