Bir zamanlar “gurbet” denilen Avrupa ülkeleri, şimdi ikinci hatta üçüncü kuşak Türkiye kökenli bireylerin evi olmuş durumda. Ancak memleket özlemi, “kesin dönüş” hayalini hâlâ canlı tutuyor. Ne var ki bu dönüşlerin önemli bir kısmı hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor. Türkiye’ye kesin dönüş yapan çok sayıda aile, birkaç yıl içinde yeniden Avrupa yollarına düşüyor.
Bu geri dönüşlerin ardında ekonomik, kültürel, sosyal ve psikolojik birçok neden yatıyor. Ancak dikkat çeken bir ayrım da var: Avrupa’da doğup büyüyenlerle, yetişkinlikte Avrupa’ya göç edenlerin Türkiye’ye bakışı ve dönüş tecrübesi oldukça farklı.
1. Kuşak: Gidenler ve Geri Gelenler – “Bir Yere Ait Hissedemedik”
Hikâye: Ali ve Emine Aydemir (Fransa / Konya / Lyon)
1970’li yıllarda Fransa’ya işçi olarak giden Ali Aydemir, emekli olduktan sonra eşiyle birlikte Konya’ya kesin dönüş yaptı. “Topraklarımıza döneceğiz, kendi vatanımızda yaşlanacağız,” diyordu Ali Bey. Ancak bu dönüş düşündüklerinden çok daha zor oldu. Sağlık hizmetleri, sosyal güvence eksikliği, yalnızlık duygusu onları yeniden düşündürdü.
Emine Hanım anlatıyor:
“Orada Fransızsın, burada gavursun dediler. Biz iki arada kaldık. Ne Fransa’ya tam aitiz, ne buraya. Ama Fransa’da en azından sistem var, huzur var.”
Üç yılın sonunda oğullarının yaşadığı Lyon’a geri döndüler. “Mezarlığımız burada olmayacak belki ama huzurumuz burada,” diyerek dönüşlerini özetliyor Ali Aydemir.
2. Kuşak: Avrupa’da Doğanlar – “Kökler Türkiye’de ama Gelecek Avrupa’da”
Hikâye: Elif Yılmaz (Almanya / Ankara / Berlin)
Almanya’nın Hamburg kentinde doğan ve eğitimini orada tamamlayan Elif Yılmaz, 2019 yılında Türkiye’ye dönerek Ankara’da bir reklam ajansında çalışmaya başladı. “Kültürümü daha yakından yaşamak, aile büyüklerime yakın olmak istedim,” diyen Elif, zamanla kendisini “yabancı” gibi hissetmeye başladı.
“Ofiste biriyle konuşurken Almancadan Türkçeye çeviri yapıyor gibiydim. Mizah anlayışım bile farklıydı. En önemlisi, insanlar bana ‘Sen Alman olmuşsun’ diyerek ötekileştiriyordu.”
Elif, sadece sosyal uyum değil, iş hayatındaki düzensizlikler, düşük maaşlar ve kadın olarak yaşadığı baskılar nedeniyle 2 yıl sonra Berlin’e geri döndü.
3. Kuşak: Hibrit Kimlikte Kaybolmak – “İki Kültürlü Olmak Değil, İki Yersiz Olmak”
Hikâye: Murat ve Sibel Aslan (İsviçre / Antalya / Zürih)
Zürih doğumlu Murat ve Sibel Aslan çifti, çocuklarını Türkiye’de büyütmek amacıyla 2020 yılında Antalya’ya taşındı. Dijital işler yürüttükleri için esnek bir yaşam kurabileceklerini düşündüler.
Ancak çocukları okulda “yabancı” muamelesi gördü. İsviçre sistemine alışkın çocuklar, Türkiye’deki otoriter yaklaşım ve sınav odaklı eğitim sistemine ayak uyduramadı. Sibel Hanım şöyle anlatıyor:
“Oğlumuz ‘Neden burada insanlar bu kadar bağırıyor?’ diye sormaya başladı. Öğretmenlerin yaklaşımı, arkadaşlık ilişkileri, her şey farklıydı.”
Üç yıl sonra tekrar Zürih’e dönmeye karar verdiler. “Kendimizi Türk hissediyoruz ama Türkiye’de yaşamak başka bir şeymiş,” diyor Murat Bey.
Uzman Yorumu: Göç Psikolojisi ve Kimlik Krizi
Sosyolog Dr. Gülcan Erdemir, bu geri dönüşlerin sadece ekonomik gerekçelerle açıklanamayacağını vurguluyor:
“Kesin dönüş bir romantik idealdir. Ancak insanlar sadece memlekete dönmüyor; farklı bir bürokrasiye, farklı bir toplumsal düzene, çoğu zaman farklı bir dünyaya dönüyor. Özellikle Avrupa’da doğmuş ve büyümüş kişiler için Türkiye, tanıdık ama yabancı bir ülke.”
Aynı şekilde, çocukların eğitim sistemiyle uyumsuzluğu, kadınların sosyal hayatta yaşadığı kısıtlamalar, sağlık hizmetlerinde yaşanan yetersizlikler ve güven eksikliği, geri dönüş kararlarını etkileyen önemli faktörlerden.
Neden Olmuyor?
• Kültürel uyumsuzluk: Avrupa’da doğup büyüyenler için Türkiye’deki değer yargıları, yaşam tarzı ve iş yapış biçimleri yabancı geliyor.
• Eğitim farkları: Çocukların okula adaptasyonu, sistem farklılığı, akran zorbalığı büyük bir sorun.
• Ekonomik gerçekler: Yurt dışında birikmiş parayla Türkiye’de geçici konfor sağlansa da sürdürülebilir bir yaşam için düzenli gelir gerekiyor.
• Sistem güvensizliği: Hukuk, sağlık, eğitim gibi temel alanlarda yaşanan istikrarsızlıklar, bireylerde gelecek kaygısını tetikliyor.
• Aidiyet sorunu: “Ne Avrupa’ya aitiz, ne Türkiye’ye” diyenler çoğunlukta.
Dönüşten Önce Derin Düşünülmeli
Türkiye’ye kesin dönüş yapmayı düşünen bireylerin, yalnızca duygusal değil, stratejik bir planlama yapması gerekiyor. Sosyal uyum, ekonomik sürdürülebilirlik, çocukların geleceği gibi unsurlar detaylı analiz edilmeli.
Peki sizin nedenleriniz nedir ?
Copyright © www.havadis.at. Tüm Hakları Saklıdır. Havadis.at yayımladığı haber, fotoğraf ve görüntü ile internet ve wap için oluşturduğu her türlü bilgi, havadis.at yönetiminin izini olmadan hiçbir şekilde kullanılamaz.
