Karanlık kış ayları, Vorarlberg’de yaşayan birçok kişiyi her yıl benzer biçimde etkiliyor. Yapılan değerlendirmelere göre, yaklaşık her beş kişiden biri halk arasında “kış hüznü” olarak adlandırılan ruh hâli değişimlerini yaşıyor. Bu dönemde isteksizlik, sinirlilik, yorgunluk ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi belirtiler öne çıkıyor.

Uzmanlara göre, kış aylarında gün ışığının azalması insanı doğrudan hasta etmese de, ruh hâli ve genel iyilik durumu üzerinde belirgin bir etki yaratıyor. Özellikle kısa günler ve uzun geceler, psikolojik dengeyi zorlayabiliyor.

Beslenme ve alışkanlıklar olumsuz etkileniyor

Kış hüznü yaşayan kişilerde, günlük alışkanlıkların da değiştiği gözlemleniyor. Uzmanlar, bu dönemde insanların daha sık evde kalmayı tercih ettiğini, hareketten kaçındığını ve sağlıksız beslenmeye yöneldiğini belirtiyor.
Hazır yiyecekler, karbonhidrat ağırlıklı besinler, atıştırmalıklar ve tatlı tüketimi artarken, bazı kişilerde alkol tüketiminin de yükseldiği ifade ediliyor.

Gün ışığı ve hareket en etkili önlem

Kış hüznüyle başa çıkmak mümkün. Uzmanlar, özellikle açık havada yapılan yürüyüşlerin, düzenli hareketin ve mümkün olduğunca gün ışığından yararlanmanın en etkili yöntemler olduğunu vurguluyor. Gün ışığı lambaları ve D vitamini takviyeleri de destekleyici olabilir. Ancak D vitamini kullanımı öncesinde mutlaka kan tahlili yapılması ve hekim görüşü alınması öneriliyor. Kış aylarında birçok kişide D vitamini eksikliği görülebildiği belirtiliyor.

Serotonin düşüşü etkili oluyor

Kış hüznünün temel nedenlerinden biri, gün ışığının azalmasına bağlı olarak serotonin düzeyinin düşmesi. Bu durum, zamanla daha ağır bir tabloya dönüşerek kış depresyonuna yol açabiliyor.
Eğer ruh hâlindeki düşüş uzun süre devam ediyor ve giderek derinleşiyorsa, uzmanlar mutlaka bir hekime başvurulmasını öneriyor. İlk aşamada aile hekimiyle görüşmenin yeterli olduğu, gerek görülmesi hâlinde psikolojik ya da psikoterapötik destek alınabileceği ifade ediliyor.

Depresyon öyküsü olanlar daha dikkatli olmalı

Daha önce depresyon geçirmiş ya da hâlen depresyonla mücadele eden kişilerde, kış aylarının etkisi daha belirgin olabiliyor. Vorarlberg’de yaşayanların yaklaşık yüzde yedisinin hayatının bir döneminde depresyon yaşadığı, bu grubun yaklaşık üçte biri için kış aylarının ek bir yük oluşturduğu belirtiliyor.

Yaşam tarzı belirleyici

Uzmanlara göre kadınlar ve erkekler arasında kış hüznüne yatkınlık açısından belirgin bir fark bulunmuyor. Asıl belirleyici olan, yaşam biçimi. Açık havada vakit geçirebilen, hareketli bir günlük düzeni olan ve güneşten faydalanma imkânı bulunan kişiler, kış hüznünden daha az etkileniyor. Bu noktada maddi imkânların da rol oynayabildiği ifade ediliyor.

Çocuklar daha dirençli

Kış hüznü gençlerde de görülebilirken, çocuklarda bu durum daha seyrek yaşanıyor. Uzmanlar, çocukların doğal hareket ihtiyacının ışık eksikliğini büyük ölçüde dengelediğini belirtiyor. Yağmur ya da kar fark etmeksizin dışarı çıkabilen çocukların aksine, gençlerin daha çok odalarına çekilip zamanlarını telefon ya da bilgisayar başında geçirmesi, ruh hâli üzerinde olumsuz etki yaratabiliyor.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.