Avusturya’nın Vorarlberg eyaletine bağlı Götzis belediyesinde bulunan Kalkofenweg 11 adresindeki konut kompleksi, son aylarda peş peşe ortaya çıkan iddialarla bölgenin en çok konuşulan yerlerinden biri haline geldi. Bir yanda aynı binada ZESA tarafından adli geçmişi bulunan kişilerin yerleştirildiği yönündeki tartışmalar, diğer yanda ise eski bina yönetimine yönelik ağır suçlamalar… Yıllardır sessiz kalan aileler şimdi yaşadıkları süreci tek tek kamuoyuyla paylaşmaya başladı.

Bina sakinleri, özellikle çocuklu ailelerin uzun süredir büyük baskı altında yaşadığını belirterek, hem geçmişte yaşanan yönetim sorunlarının hem de son dönemdeki güvenlik tartışmalarının artık görmezden gelinemeyeceğini ifade ediyor.

ZESA Tartışmasıyla Başlayan Süreç

Kalkofenweg 11 sakinlerinin yaşadığı huzursuzluk, kısa süre önce kamuoyuna yansıyan ZESA tartışmalarıyla yeniden gündeme geldi. Bazı aileler, aynı binada adli vakalarla bağlantılı kişilerin barındırıldığını öne sürerek çocuklarının güvenliğinden endişe duyduklarını açıkladı.

Aileler, çocuklarını artık bina içinde yalnız bırakamadıklarını, oyun alanlarında sürekli gözetim yapmak zorunda kaldıklarını ve günlük yaşamın ciddi şekilde değiştiğini belirtti. Özellikle akşam saatlerinde ailelerin tedirgin olduğu, bazı çocukların korku yaşamaya başladığı ifade edildi.

Bina sakinleri tarafından yapılan açıklamalarda, çocuk haklarına ve ailelerin güvenli yaşam hakkına dikkat çekilerek yetkililere çağrıda bulunuldu.

Ancak kamuoyuna yansıyan tartışmalar bununla sınırlı kalmadı.

Yıllarca Biriken Sorunlar Tek Tek Ortaya Çıktı

Konut sahiplerinin ortak açıklamalarına göre, binada yaşanan sorunların geçmişi aslında yıllar öncesine dayanıyor. Özellikle eski bina yönetimi Immocare ve şirketin sahibi Roberto Mayer dönemine ilişkin ciddi iddialar gündeme geldi.

Ev sahipleri, Roberto Mayer’in yalnızca bina yönetimini yürütmediğini; aynı zamanda emlak satışı, bazı dairelerin sahipliği ve yönetim süreçlerinde de etkin rol oynadığını belirterek bunun ciddi bir çıkar çatışmasına neden olduğunu savundu.

Açıklamalara göre yıllarca:

- Açıklanamayan yüksek aidatlar talep edildi,
- İşletme giderleri şeffaf şekilde sunulmadı,
- Muhasebe kayıtları düzensiz tutuldu,
- Bakım ve yedek fonları oluşturulmadı,
- Ortak kullanım giderleri kontrolsüz şekilde arttı,
- Güvenlik konusunda ciddi ihmaller yaşandı.

Bazı ev sahipleri, gelen yüksek ek ödemeleri kabul etmeyerek hukuki süreç başlattıklarını ve yalnızca avukat incelemesi sonrasında ödeme yaptıklarını belirtti.

“Bazı Kiracılar Aidat Ödemedi, Yük Bizim Üzerimize Kaldı”

Konut sakinlerinin en dikkat çekici iddialarından biri ise aidat sistemiyle ilgili oldu. Açıklamaya göre bazı kiracıların işletme giderlerini ödemediği, buna rağmen oluşan maliyetlerin diğer ev sahiplerine yansıtıldığı düşünülüyor.

Aileler, diğer bina sakinleriyle yaptıkları görüşmeler sonucunda farklı aidat uygulamaları olduğunu fark ettiklerini ve bunun üzerine detaylı araştırma başlattıklarını ifade etti.

Bazı sakinler, yıllarca neye ödeme yaptıklarını tam olarak anlayamadıklarını ve belgelerin çoğunun eksik veya karmaşık olduğunu öne sürdü.

“Çocuklarımız Soğukta Kaldı”

Bina sakinlerinin anlattıkları arasında en çarpıcı bölümlerden biri ise kış aylarında yaşanan ısınma sorunları oldu.

Bazı aileler, dairelerin yeterince ısınmadığını, çocukların ev içinde montla dolaşmak zorunda kaldığını ve elektrikli ısıtıcılarla yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarını anlattı.

Aileler, yıllarca süren bu sorunların hem maddi hem de psikolojik açıdan büyük yıpranmaya neden olduğunu belirtti.

Tapuda Var, Gerçekte Yok İddiası

Açıklamalarda ayrıca tapuda görünen bazı alanların gerçekte bulunmadığı da öne sürüldü. Özellikle bazı yer altı otoparklarının mevcut olmadığı, bazı depo alanlarının ise resmi kaydının yapılmadığı iddia edildi.

Bina sakinleri ayrıca:

Yaklaşık 20 dairenin genel anahtarlarının üçüncü kişilerin elinde bulunduğunu,
Ortak alan elektriklerinin kişisel kullanım için kullanıldığını,
Ortak alanlarda yetkisiz uygulamalar yapıldığını,
Yangın ve güvenlik kurallarına aykırı durumlar oluştuğunu
öne sürdü.

Sürecin Arkasındaki İsim: Mag. iur. Sinem Ceylan

Yaşanan sürecin kamuoyuna taşınmasında ve ailelerin hak arama mücadelesinde önemli rol oynayan isimlerden biri ise hukukçu Mag. iur. Sinem Ceylan oldu.

Konut sakinlerinin aktardığına göre Sinem Ceylan, ailelerin yaşadığı sorunların belgelenmesi, hukuki zemine taşınması ve resmi süreçlerin yürütülmesinde aktif rol aldı. Özellikle yıllardır çözülemeyen bina yönetimi sorunlarının ortaya çıkarılması konusunda ciddi bir mücadele verdiği belirtiliyor.

Sinem Ceylan, yürütülen mücadelenin yalnızca hukuki bir süreç olmadığını, aynı zamanda yıllarca emek vererek ev sahibi olan ailelerin haklarını koruma mücadelesi olduğunu vurguladı.

Ceylan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle şunu belirtmek isterim ki benim için önemli olan, bu süreçte yıllarca dişinden tırnağından artırarak ev alan orta gelirli insanlarımızın, satın aldıkları ev nedeniyle pişmanlık yaşamamasıdır. İnsanlarımızın, Kalkofenweg’de adeta bir krallık kurabileceğini düşünüp istediği gibi hareket eden Roberto Mayer tarafından ezilmesine ve baskı altında bırakılmasına sessiz kalamazdık.

Bu nedenle 2020 yılından bu yana bu süreç için çok ciddi emek, zaman ve mücadele ortaya koydum. Bugün gelinen noktada Roberto Mayer’in geri çekilmesini sağlamış olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.”

Aileler, birçok kişinin yıllarca ses çıkarmaktan çekindiğini ancak yürütülen hukuki süreçler sayesinde artık yaşananların görünür hale geldiğini ifade ediyor.

Yeni profesyonel bina yönetimine geçilmesiyle birlikte yıllardır biriken sorunların tek tek ortaya çıkmaya başladığı, eksiklerin tespit edildiği ve bazı uygulamaların sona erdirildiği belirtiliyor.

Bina sakinleri, verilen mücadelenin yalnızca maddi haklarla ilgili olmadığını; çocukların güvenliği, aile huzuru ve insanca yaşam koşulları için yürütülen bir mücadele olduğunu vurguluyor.

“Artık Sessiz Kalmayacağız”

Kalkofenweg 11’de yaşayan aileler, yaşananların detaylı şekilde incelenmesini ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını talep ediyor.

Aileler, yıllardır devam eden belirsizliklerin kendilerini psikolojik olarak yıprattığını ancak artık geri adım atmak istemediklerini belirtiyor.

Özellikle çocuklu aileler, güvenli ve huzurlu bir yaşam için mücadele etmeye devam edeceklerini ifade ediyor.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.