Toplumun giderek yaşlanması, sağlık sistemini de yeni zorluklarla karşı karşıya bırakıyor. Bu durum, özellikle kanser tedavilerinde daha belirgin hâle geliyor. Yaşlı kanser hastalarının sayısı artarken, ileri yaşta tedavi süreçleri de çoğu zaman daha karmaşık oluyor. Bunun temel nedeni ise birçok hastada eşlik eden başka hastalıkların bulunması.
Landeskrankenhaus Feldkirch Onkoloji Bölümü Başhekimi Thomas Winder, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, sistemde köklü bir anlayış değişikliğine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Winder, yaş ilerledikçe kanser tedavisinin de değiştiğini belirterek, “Yaşlı hastalarda yüksek tansiyon, şeker hastalığı, böbrek fonksiyonlarında azalma gibi ek sağlık sorunları sık görülüyor. Bu nedenle farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalıştığı, disiplinler arası bir tedavi yaklaşımına ihtiyaç duyuyoruz” dedi.
Klinik Çalışmalar Yaşlıları da Kapsamalı
Winder’e göre yalnızca tedavi süreçleri değil, klinik araştırmalar da yeniden ele alınmalı. Mevcut klinik çalışmalarda genellikle genç ve fiziksel olarak daha güçlü hastaların yer aldığını belirten Winder, “Gelecekte bu çalışmaların, ileri yaşta ve ek hastalıkları olan kanser hastalarını da kapsayacak şekilde düzenlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Ayrıca artan hasta sayısı nedeniyle daha fazla tedavi alanına ve daha çok sağlık personeline ihtiyaç duyulduğunu da sözlerine ekledi.
En Etkili Yol: Erken Teşhis ve Önleyici Kontroller
Kanser türlerinin yaşa göre değişmediğini belirten Winder, kadınlarda en sık görülen kanserin meme kanseri, erkeklerde ise prostat kanseri olduğunu hatırlattı. En etkili tedavi yönteminin ise her yaşta erken teşhis olduğunu vurguladı.
Özellikle kalın bağırsak kanseri için tarama yaşının 45’e çekilmesini olumlu bir adım olarak değerlendiren Winder, “Koruyucu sağlık kontrolleri her yaşta büyük önem taşıyor. Toplumun bu imkânlardan mutlaka yararlanması gerekiyor” dedi.
