Günümüzde kesin bir tedavisi olmayan Duchenne Musküler Distrofi (DMD) yani doğuştan kas erimesi hastalığı nedeniyle doktorların 20 yıl ömür biçtiği Çağlar Özyiğit, 31 yıldır annesinin sevgisi ve bakımı sayesinde hayata tutunuyor.

Aynı hastalıktan 19 yaşında kardeşini kaybeden ve kendi oğluna da kas erimesi teşhisi konulan anne Gülgün Özyiğit, evladını da bu hastalıktan kaybetmemek için mücadelesini sürdürüyor.  

Özyiğit, evladına adeta bir bebek gibi baktığını, kimi zaman kollarında kimi zaman sırtında taşıdığını anlatarak uzun yıllar daha Çağlar'ın ve Çağlar gibi aynı hastalığı taşıyan çocukların hayatta kalması için mücadelesine devam edeceğini söyledi.

Zor bir hastalık olan DMD için ilaç çalışmalarının sürdüğünü belirten anne Özyiğit, "Allah ömür verdiği sürece oğlumun yaşaması için çabalayacağım." dedi.

"Hastalık teşhisi konulunca dünyam başıma yıkıldı" diyen Özyiğit, daha sonra kendini toparladığını ve tüm ilgisini oğluna verdiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Çağlar'ı yaşatmak için onun sevdiği, beğendiği bütün aktiviteleri yapmaya çalıştım. Her ne kadar eşim ve akrabaları, 'tedavisi yok, boşuna para harcıyorsun' deseler de biz Çağlar'la her şeyi yaptık. Annem ve aynı hastalıktan olan kardeşim de engelliydi, onları da sırtımda taşıdım. Biz Çağlar'la hiç eve kapanmadık. Çağlar'la hep sosyal aktivitelerde birlikte olduk. Hastalığın gen ve ilaç araştırma çalışmaları var, bu çalışmalar oluncaya kadar kaslarımızı fizik tedavi ve kök hücre çalışmasıyla sağlam tutmalıyız."

"Çocuklarınızı eve kapatmayın"

Kas hastalığının çok zor olduğunu ve birçok ailenin de bununla mücadele ettiğini hatırlatan Özyiğit, DMD'ye yakalananların yakınlarının onlarla bol bol vakit geçirmeleri gerektiğini söyledi.

"Söylemek istemesem de hastalığın ölümcül olduğunun farkındayım" diyen Özyiğit, şöyle devam etti:

"Ben buradan annelerimize seslenmek istiyorum. Annelerimiz ne olursunuz çocuklarınızla bol bol vakit geçirin. Sevdiği ne varsa yapmaya çalışın. En azından hastalığın tedavisi bulununcaya kadar çocuklarımızı sağlam tutmalıyız. Onlarla yapmak istediğiniz bütün etkinliklere katılın ve destek olun."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Çağlar'a özel ilgi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da teşekkür eden Özyiğit, Külliye'de iftar programına davet edildiklerini, kendisiyle tanışma imkanı bulduklarını bir video çektiklerini söyledi.

Erdoğan'ın kendilerine verdiği desteğe dikkati çeken Özyiğit, "Yerli ilaç çalışmalarının başlatılması, doktorların desteklenmesi ve Sağlık Bakanlığına da kas hastalıkları merkezlerinin açılması söylendi. Böylelikle ilaç ve gen çalışmaları TÜSEB tarafından başladı. Sağlık bakanımız tarafından Şehir Hastaneleri'nde, hastanelerde kas hastalıkları merkezleri açılmaya başlandı ve Sağlık Bakanlığı içinde de Nadir Hastalıklar Daire Başkanlığı kuruldu." ifadelerini kullandı.

Anne Gülgün Özyiğit, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ile Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya teşekkür ettiğini de sözlerine ekledi.

" Gelme' dediler, her gün gittim"

Çağlar Özyiğit de zor bir hastalıkla mücadele ettiğini ve normal şartlarda bu hastalığa yakalanan hastaların 20 yaşında hayatını kaybettiğini aktardı.

Annesinin desteğiyle birçok alternatif yola başvurduklarını ve olumlu sonuç aldıklarını dile getiren Çağlar, şunları kaydetti:

"Eve hiç kapanmadım, şu anda da Açık Öğretim okuyorum. Photoshop'tan tutun, bütün kurslara gittim. Evimizin merdivenlerinin çok olmasına rağmen annem beni her gün indirdi, çıkardı. Kurslara ‘sen gelme’ demelerine rağmen her gün gittim. Annem sırtında götürdü. Sosyal oldum, eve kapanmadım. Bu sayede bu yaşlara kadar gelebildim."

Çağlar, kök hücre tedavisi sayesinde hareket ettiremediği başını artık oynatabildiğini, annesinin sevgisi ve desteğiyle de kendisini daha iyi hissettiğini ifade etti.

Solunum ve öksürtme cihazları desteği istiyor
Kendisiyle aynı hastalığı taşıyanlara da tavsiyelerde bulunan Çağlar Özyiğit, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Özel ayakkabılar yaptırıp ayakkabısız dışarı çıkmasınlar. Dışarı çıkarken soğuktan kendilerini koruyacak giysiler giyinmelerini öneriyorum. Bir de bizim için akülü araçlar çok önemli. Birçok kurum ve kuruluşlarda akülü sandalyeler dağıtılıyor ama bizler için uygun değil. Dağıtılan sandalyeler skolyozu artırıyor ve hastalar için iyilik yerine kötülük oluyor. DMD hastası olduğunda ona göre koltuklu, sırtı yatabilen özellikli akülü araçlar dağıtılmasını rica ediyorum. Ayrıca ailelerden çocuklarını eve kapatmamalarını istiyorum mümkünse gidebildiği kadar okula gitsinler. Çocukların oturduğu yerde ayaklarını düz tutacak şekilde ayaklarını bağlasınlar. Bizim için önemli olan solunum ve öksürtme cihazlarının devletimiz tarafından hastalara ücretsiz verilmesi konusunda Sayın Cumhurbaşkanımdan destek istiyorum."