Avusturya’da okullarda uygulanacak başörtüsü yasağına günler kala yalnızca siyasi tartışmalar değil, bazı medya kuruluşlarının konuya yaklaşımı da dikkat çekiyor.

Son günlerde yayımlanan haberlerde “Başörtüsü yasağı: Muhalifler boykot seminerlerine çağırıyor” ve “Ortaya çıktı! Başörtüsü yasağını böyle aşmak istiyorlar” gibi sert ifadelerin tercih edilmesi, meselenin yalnızca bilgilendirici habercilik çerçevesinde ele alınıp alınmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

Özellikle “Gegner” (karşıtlar), “Boykott” (boykot) ve “umgehen” (yasağı aşmak/delmek) gibi ifadelerin başlıklarda peş peşe kullanılması, başörtüsü yasağına karşı çıkan Müslümanları hukuk düzenine karşı organize olan bir grup gibi gösterebilecek bir algı oluşturuyor.

Müslümanları yerel halka “şikâyet eden” bir üslup izlenimi

Buradaki hassas nokta tam da kullanılan dilde ortaya çıkıyor.

Bir yasanın nasıl uygulanacağı, yasaya yönelik protestolar veya düzenlemeye karşı hukuki ve siyasi girişimler elbette haber değeri taşıyor. Aynı şekilde yasağı bilinçli olarak ihlal etmeye yönelik örgütlü girişimler varsa bunların haberleştirilmesi de gazeteciliğin görevi.

Ancak bunun hangi kelimelerle, hangi fotoğraflarla ve hangi bağlam içerisinde sunulduğu büyük önem taşıyor.

Başörtülü kız çocuklarının ve kadınların fotoğraflarını öne çıkarıp meseleyi sürekli “yasaktan kaçış”, “boykot” ve “karşıtlar” üzerinden sunmak, farkında olarak veya olmayarak Müslümanları toplumun geri kalanından ayrı bir blok gibi konumlandırabilir.

Daha da önemlisi, bu tür bir yayın çizgisi okuyucuda “Devlet bir kural koyuyor, Müslümanlar ise bunu delmenin yollarını arıyor” şeklinde genelleyici bir algı yaratma riski taşıyor.

İşte habercilik açısından ince çizgi burada başlıyor.

Eleştiri başka, hedef göstermek başka

Başörtüsü yasağını savunmak da eleştirmek de demokratik toplumda meşru bir görüş. Yasanın uygulanmasına karşı düzenlenen seminerleri, gösterileri veya protestoları haberleştirmek de aynı şekilde meşru.

Fakat siyasi bir tartışmanın giderek belirli bir dinî topluluğun davranışlarının mercek altına alındığı bir yayın anlayışına dönüşmesi, toplumsal kutuplaşmayı besleyebilir.

Özellikle çocukların merkezinde bulunduğu ve din özgürlüğü, eğitim, entegrasyon ve devletin yetkileri gibi son derece hassas meselelerin kesiştiği bir konuda medya kuruluşlarının sorumluluğu daha da artıyor.

Avusturya medyası tam da bu nedenle oldukça ince bir çizgide ilerliyor: Kamuoyunu bilgilendirmek başka, Müslümanları toplumun geri kalanına karşı şüpheli bir grup gibi gösterebilecek bir atmosfer oluşturmak başka.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.