Marmara Denizi’nin altında uzanan Marmara Fay Hattı boyunca meydana gelen depremlerin, son yıllarda batıdan doğuya doğru, İstanbul yönünde ilerlediği bilimsel verilerle ortaya kondu. Uluslararası saygın bilim dergilerinden birinde yayımlanan kapsamlı araştırma, özellikle 23 Nisan 2025 tarihinde meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin, bölgedeki sismik risk açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu gösteriyor.
Bilim insanları tarafından yapılan incelemelerde, Marmara Fay Hattı çevresinde son yaklaşık 20 yıla ait deprem kayıtları ayrıntılı biçimde analiz edildi. Elde edilen bulgular, Marmara Denizi altındaki fay segmentlerinde biriken enerjinin parça parça boşaldığını, ancak bu sürecin İstanbul’un hemen güneyindeki tehlikeli bölgeye doğru ilerlediğini ortaya koyuyor.
Marmara Fayı Avrupa’nın En Riskli Fay Hatlarından Biri
Marmara Fay Hattı, Avrasya ve Anadolu levhalarının karşı karşıya geldiği Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin en kritik bölümlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bilimsel değerlendirmelere göre bu fay hattı, Avrupa ve çevresindeki en yüksek deprem riski taşıyan alanlardan biri konumunda.
Tarihsel kayıtlara bakıldığında, Marmara bölgesinde son iki bin yılı aşkın sürede birçok yıkıcı deprem yaşandığı görülüyor. Ancak Marmara Denizi’nin altındaki bu özel fay bölümü, 1766 yılından bu yana büyük bir deprem üretmedi. Uzmanlara göre bu durum, fay hattının uzun süredir enerji biriktirdiğini ve sismik döngünün ileri bir aşamasında bulunduğunu gösteriyor.
Fay Hattı Üç Farklı Davranış Gösteriyor
Araştırmalara göre Marmara Fay Hattı, yapısal özellikleri bakımından üç ana bölümden oluşuyor. Fayın batı kesimlerinde yer alan bölgelerde yer kabuğu kısmen hareketli durumda. Bu alanlarda levhalar yavaşça kayarak enerjinin bir bölümünü boşaltıyor. Bu nedenle bu kesimlerde daha sık ancak görece daha küçük depremler meydana geliyor.
Bu alanların doğusunda, geçiş niteliği taşıyan bir bölge bulunuyor. Bu geçiş bölgesinde yer kabuğunun hareketi azalıyor ve biriken enerji giderek artıyor. En tehlikeli bölüm ise İstanbul’un hemen güneyinde yer alan ve tamamen kilitli olan fay kesimi olarak tanımlanıyor. Bu bölgede yer kabuğu hareket etmiyor ve yıllardır büyük miktarda enerji birikiyor.
Son 15 Yılda Depremler Zincirleme Şekilde İlerledi
Bilimsel çalışma, özellikle 2011 yılından bu yana 5 ve üzeri büyüklükteki depremlerin, Marmara Denizi altında doğu yönünde adım adım ilerlediğini ortaya koydu. İlk olarak batı kesimlerde başlayan bu sarsıntılar, zamanla geçiş bölgesine ulaştı.
2019 yılında meydana gelen orta büyüklükteki bir depremle bu süreç doğuya doğru devam etti. 2025 yılındaki 6,2 büyüklüğündeki deprem ise bu zincirin şimdiye kadarki en güçlü halkası oldu. Bu deprem, Marmara Denizi’nin orta kesiminde yaklaşık 10 ila 20 kilometrelik bir fay parçasını harekete geçirdi.
Uzmanlara göre bu gelişmeler, fay hattındaki yükün henüz tamamen boşalmadığını, aksine daha tehlikeli bir bölgeye doğru aktarıldığını gösteriyor.
Artçı Depremler İstanbul Yönünde Yoğunlaştı
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise artçı depremlerin dağılımı oldu. Hem 2019 hem de 2025 depremlerinden sonra meydana gelen artçı sarsıntıların, büyük ölçüde İstanbul yönüne doğru yayıldığı tespit edildi.
Bu durum, fay hattı üzerindeki gerilimin batıdan doğuya taşındığını ve İstanbul’un güneyindeki kilitli fay bölümüne yaklaştığını gösteriyor. Bilim insanları, bu tür bir hareketin büyük bir depremin habercisi olabileceği uyarısında bulunuyor.
İstanbul İçin Olası Senaryolar
Uzmanlara göre Marmara Fay Hattı üzerinde meydana gelecek bir sonraki güçlü deprem, iki farklı senaryoyla ortaya çıkabilir. Bunlardan ilki, İstanbul’un hemen batısında yer alan son sessiz fay parçasında orta büyüklükte bir depremin yaşanmasıdır. Bu tür bir deprem, daha büyük bir sarsıntının öncüsü olabilir.
İkinci ve daha tehlikeli senaryo ise, doğrudan İstanbul’un güneyindeki kilitli fay segmentinin kırılmasıdır. Bu durumda 7 veya daha büyük büyüklükte bir deprem meydana gelebilir. Böyle bir sarsıntının, milyonlarca insanın yaşadığı İstanbul ve çevresinde ağır sonuçlar doğurabileceği vurgulanıyor.
Deprem Dalgaları İstanbul’u Daha Güçlü Etkileyebilir
Araştırmada, depremlerin yayılma yönünün de büyük önem taşıdığına dikkat çekildi. Son depremde yer sarsıntılarının doğu yönünde daha güçlü hissedildiği, yani İstanbul’a doğru ilerleyen sismik dalgaların daha yüksek enerji taşıdığı belirlendi.
Bu durum, olası bir büyük depremde İstanbul’un beklenenden daha şiddetli sarsılabileceği anlamına geliyor. Uzmanlar, bu nedenle kentin deprem hazırlıklarının hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Sürekli İzleme ve Erken Uyarı Hayati Öneme Sahip
Bilim insanları, Marmara Denizi altındaki fay hattının kesintisiz ve gerçek zamanlı olarak izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Deniz tabanına yerleştirilen ölçüm sistemleri, yer kabuğundaki en küçük hareketleri bile tespit ederek erken uyarı sağlayabiliyor.
Bu tür sistemler sayesinde, bir deprem başlamadan saniyeler önce bile olsa elektrik, doğal gaz ve ulaşım gibi kritik altyapıların devre dışı bırakılması mümkün olabiliyor. Uzmanlara göre bu önlemler, büyük bir depremin önüne geçemese de can kayıplarını önemli ölçüde azaltabilir.
