sinan.sahinoglu @ havadis.at

Suriye`ye girmeli miyiz ?

Arap baharı diye adlandırılan devrimlerinde etkisiyle Suriye`de mart 2011`de başlayan hükümet karşıtı muhalif gösteriler bütün ülkeye yayılırken, Beşar ESAD`ın gelen bu tepki ve gösterilere cevabı çok sert oldu. Zamanla çatışmalara dönüşen bu gösteriler sonunda hükümet karşıtı muhalif unsurlar dış ülkelerden de aldığı destek ile zamanla silahlanarak hükümete adeta savaş açarak olayı iç savaşa dönüştürdüler.

Suriye`de yaşanan bu insanlık dramı, bütün dünya gibi Türkiye`yi de ikiye böldü. Suriye`de iç savaşın başladığı günden itibaren bütün dünyada Beşar ESAD hükümetine büyük tepkiler gelirken, bazı ülkeler ise Suriye hükümetine destek verdi. İran, Rusya ve Çin gibi ülkeler ESAD`a açık destek verirken bir kısım ülkelerde bu olayda çekimser kalarak bir anlamda ESAD`a destek vermiş oldular.

Bizim için önemli olan Türkiye`nin tutumu

Ama bizim için asıl önemli olan ise Türkiye`nin buradaki tutumu. Aslında Türk halkının bakış açısı da dünyanın verdiği tepki ile aynı sayılabilir. Türkiye`de de büyük çoğunluk ESAD hükümetine sert tepki gösterirken, CHP`nin ESAD hükümetine açık destek vermesi ve MHP`nin de bu konuda çekimser kalmasının etkisi ile Suriye hükümetini haklı görenler de oldu.

Bu yazımızda ki asıl konumuz Suriye`de hangi tarafın haklı olduğu değil, Suriye`ye girme planlarının yapıldığı bugünlerde hangi tarafta yer almamız gerektiği.

Bu konuda sokaktan geçen kime sorsanız Suriye`ye girmek ve girmemek konusunda savundukları haklı gerekçeleri var, ama maalesef birde bu işin reel yönü var. Bilindiği gibi devlet yönetmek mantık,sabır ve planlama ile olur; duygular ile olmaz.

Yakın zamanda girilmesi planlanan Suriye için Türkiye olarak bizim de tavrımız büyük önem teşkil ediyor. Ve büyük olasılıkla kısa bir zaman sonra bu konuda bir karar vermemiz gerekecek.

Kararı meclis mi verecek ?

Bilindigi üzere Türk hükümeti, Suriye`de ki savaşa dahil olmak isterse bunu TBMM`ye getirip buradan onay olmak zorundadır, aksi takdirde bir savaşa girmek hükümetin karar verme yetkisinde değildir.

Hükümet savaşa dahil olma kararını meclise getirir ve bu konuya meclis karar verir. Burada kararı verecek olan meclis olmasına rağmen, vatandaşların burada ki tutumu çok önemlidir. Partiler bu kararı vermeden önce kamuoyundan ve vatandaşlarından gelecek tepkileri ölçerek karar verir.

Burada ki kararımız ne olmalıdır ?

Suriye`ye girmek konusunda karar vermeden önce bu coğrafyanın tarihini iyi okuyabilmek ve bu bölgede yaklaşık 200 senedir yapılan planları iyi bilmek gerekir.

Özellikle İngiliz, Fransız, İsrail ve Amerika gibi emparyalist devletlerin bu coğrafyadaki etkisini, hayallerini ve planlarını iyi bilmek ve ona göre haraket edip gelecekte bizi çok etkileyecek bu kararı akılcı bir şekilde alabilmemiz gerekmektedir.

Aslında çok uzun olmasa da kısa  tarihimize bakıp, bunu ölçü alarak karar verebiliriz.

25 Şubat 2003 / KUZEY IRAK

Suriye konusunda karar verme aşamasında iken karşılaştırma yapıp, baz alabileceğimiz en önemli olay, bundan on sene önce yine önemli bir sınır komşumuz olan Irak`ın ABD ile girdiği savaşta takındığımız tavırdır.

ABD`nin, kitlesel imha silahlarına sahip olduğunu iddia edip Irak`a savaş açmasından sonra en kolay ulaşabileceği yerden ( Kuzey Irak ) Irak`a girebilmek için bizden izin isteyerek beraber girmeyi teklif etmiş, meclise gelen bu teklif 250 ret, 264 kabul, 19 çekimser oy almasına rağmen Anayasa'nın 96. maddesinde öngörülen 268 salt çoğunluğa ulaşılamadığı için kabul edilmemişti. Mecliste kabul görmeyen bu teklif kamuoyunun büyük çoğunluğu tarafından sevinçle karşılanmıştı.

Peki sonra ne oldu ?

Bu savaşın ABD ve Irak arasında olduğunu, bizim bu savaşa girmemizin saçmalık olduğunu, bu savaşın Türkiye`nin meselesi olmadığını düşünerek sevinmiş bunu bir başarı kabul etmiştik.

Peki bu gerçekten öyle miydi? Yaklaşık 400 yıl bizim topraklarımız olarak kalan burnumuzun dibindeki Irak`ta yapılan bir savaş gerçekten bizim meselemiz değil miydi ?

Türk medyası ve kamuoyu bunu tartışırken ABD farklı noktalardan Irak`a girerek ülkeyi işgal ederek söz sahibi oldu ve kendisi ile beraber işgali gerçekleştiren ülkelerle beraber planlarını gerçekleştirmeye başladılar.

İlk olarak herkesin de bildiği gibi petrol kuyularının ve doğal kaynakların olduğu Kuzey Irak bölgesini koruma altına alarak burada ayrı bir bölge oluşturdu. Irak`ın diğer bölgelerinde çatışmalar, karışıklıklar ve iç savaş hiç durmazken Kuzey Irak hızla gelişmeye devam etti.

Ve bu gelişmeler sonrasında, kendisine bu işgal sırasında en büyük yardımı yapan Kuzey Irak`ta ki bölge kürtlerinin de isteği üzerine Kuzey Irak bölgesi özerkleşerek nispeten ayrı bir devlet olarak egemenliğini ilan etti. ABD kendi çıkarları neticesinde Kuzey Irak`ı Barzani`ye teslim ederken, Talabani`yi de Cumhurbaşkanı seçtirdi.

Biz burnumuzun dibinde gelişen bu olayları bir film gibi seyrederken, PKK ile olan mücadelemizde sık sık sınır ötesi operasyon yaparak girdiğimiz Kuzey Irak`ta ki hakimiyet alanımızı da kaybederek, daha düne kadar beslediğimiz Barzani ve Talabani`yi devlet başkanı olarak tanımak zorunda kaldık. Terörle mücadele için girmek zorunda olduğumuz, yüzyıllarca kendi topraklarımız olan sınır komşumuz Irak`tan gelen terör örgütünün her türlü saldırılarına da açık hale gelmiş olduk.

Şimdi geçmişte izlediğimiz bu filmin ikinci bölümü çekiliyor adeta ve inanın bu film diğerinden daha heyecanlı olacak.

Çünkü, Suriye ile 900 kilometre uzunluğunda bir sınırımız var, bu ayrıca dünyanın en uzun sınırlarından bir tanesidir. Dün Irak`ta olduğu gibi bugün de Suriye`de bir kürt devleti kurulmayacağını kim garanti edebilir. Olası bir kürt özerk bölgesi kurulması durumunda, oluşacak sınır güvenliği zaafiyeti neticesinde 900 kilometrelik bir alanda yaşayacağımız kayıpları ve sıkıntıları kim, nasıl telafi edebilir ?

Türk halkı bu kararı iyi verebilmeli

Türk halkı gelecek ile olan planları iyi okuyabilmeli ve buradaki kararını verirken şok dikkatli olmalıdır !

Seçimimizi yapmalıyız ;

Ya 2003 senesindeki gibi oturup ana haber bültenlerinde bir savaş filmi izleyip, emperyalist devletlerin burnumuzun dibinde bizim adımıza da gelecek planları yapmasını değerlendireceğiz,

Yada bu savaşa dahil olup, en büyük sınırımızın güvenliğini sağlayabilerek gelecek ile ilgili planlarımızı kendimiz yapabileceğiz.

KARAR SİZİN !!!

 

 

Sinan ŞAHİNOĞLU