sinan.sahinoglu @ havadis.at

Türk futbolunun geldiği nokta; + 18

Büyük kitleler halinde tutkunu olduğumuz futbol için sürekli sorulan sorudur bu; Futbolumuz nereye gidiyor?

Modern futbol, ülkemizde 19.yüzyılın başlarında oynanmaya başlanırken, İslam anlayışı ile bağdaşmadığından pek itibar görmemiş, bu sebeple sadece gayrımüslimler tarafından oynanan ve Müslümanlar tarafından seyredilen bir spor dalı olarak kaldı.

Gayrıüslimler tarafından oynanan bu oyun zamanla halk tarafından çok sevilirken, bu ilgi sonucu peşisıra Türk takımları kurulmaya başlandı. Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin kurulması ile Pazar ligi olarak adlandırılan ligde yeralmış ve gayrımüslimler tarafından kurulan takımlar ile mücadele etmeye başlamışlardır.

Özellikle gayrımüslim azınlık takımları ile girilen mücadele dolayısı ile halkımız bu spora büyük ilgi duymuş ve seçtikleri takımlara büyük tutku ile bağlanmışlardır.

Gayrımüslim takımlara karşı girişilen rekabet zamanla birbirleri aralarında oluşan bir rekabete dönüşmüş, zamanla bu sporun Anadolu'da da yaygınlaşması ile Trabzonspor gibi takımlarda bu rekabete dahil olmuş ve bu ezeli rekabet günümüze kadar sürmüştür.

Ezeli rekabet ve ebedi dostluk ! 

Türk futbolunun oynanmaya başladığı günden itibaren süren bu 'Ezeli rekabet ve ebedi dostluk' anlayışından geriye maalesef sadece 'Ezeli rekabet' bölümü kalmıştır.

Futbolun ekonomik anlamda büyük getirilerinin olması sonucu rekabet çığrından çıkmış ve zamanında sadece 'fakirlerin oynadığı ve zenginlerin seyrettiği' bir spor dalı iken, günümüzde 'zenginlerin  oynadığı  ve fakirlerin seyrettiği' bir spor dalı haline gelmiştir !

Sadece ezeli rekabet !

Futbol ekonomisinin getirdiği büyük rekabet maalesef zamanla çığrından çıkarken, rekabet sözcüğü yerini düşmanlığa bıraktı.

Yakın zamana kadar taraftarlar stad tribünlerini yarıyarıya paylaşırken, bu oran yüzde beşlere düşürülmüş ve geçtiğimiz bir iki sene içerisinde de tamamen kaldırılarak sadece ev sahibi takımın taraftarlarına serbes bırakılmıştır.

Özellikle derbi diye adlandırdığımız maçlarda güvenlik nedeni ile binlerce polis görev yaparken, tavan yapan düşmanlık nedeni ile maç günleri sokakta bile yürümek imkansız hale gelmiştir.

Yazımızın konusu olan başlık da (+18) tam olarak da bununla ilgili ! 

Bildiğimiz gibi televizyonda bir program başlamadan önce bazı semboller karşımıza çıkar ve bu semboller o program ile ilgili bilgiler vermiş olur. (+13, +16, +18 gibi semboller programın şiddet ve cinsel temalar içerdiğini anlatarak uyarı yapmış olur)

Program başlangıcında şiddet veya cinsel temalar içerdiğini anladığımız andan itibaren, çocuklarımızı gelişim bozukluğu ve şiddet yanlısı olmaması gibi nedenlerle televizyon başından uzaklaştırır veya seyrettiğimiz kanalı değiştiririz.

Ama ilginç olan futbol programları başlamadan önce 'şiddet veya cinsel temalar içerir' anlamına gelen (+18) gibi sembollere hiç rastlamayız, çocuklarımız ve ailemiz ile beraber gönül rahatlığı ile maçları ve spor programlarını seyrederiz.

Ancak; dikkatli ve tarafsız bir gözle bakıldığında ailemiz ve çocuklarımız ile en son seyredebileceğimiz programlar maalesef maçlar ve spor programları olmuştur !

Maç içerisinde futbolcuların birbirlerine,hakemlere ve taraftarlara ettikleri küfürler ve cinsel temalı hareketler günümüz teknolojisi ile net olarak anlaşılabilmekte ve devam eden saatlerde spor programlarında bu edilen küfürlerin saatlerce yorumları yapılmaktadır.

Bu sinkaflı küfürlerin çocuklarımızı nasıl etkieyeceği bir muamma iken, asıl tehlike bu maçlarda yaşanan büyük şiddet olaylarıdır !

Özellikle '3 temmuz' denen sürecin başlaması ile zaten en büyük sorunumuz olan 'futbolda şiddet' tavan yapmış ve Türk futbol tarihinde görülmemiş şiddette olaylar baş göstermiştir. 3 Temmuza kadar sadece zaman zaman taraftarlar arasında stadlarda yaşanan gerginlikler, bu tarihten sonra sokaklara taşmış ve şiddet polis ile çatışmalara kadar varmıştır.

Sadece işini yapan futbolculara yabancı madde ve patlayıcılar atmak, rakip futbolcular ve rakip teknik direktörlere sinkaflı küfürler etmek, kazandığı maç sonrasında rakip takım taraftarlarını aşağılayacak cinsel temalı sevinç hareketleri yapmak, rakip takım sporcularına ırkçı hakaretlerde bulunmak, hakemin yönetimini beğenmeyip kitleler halinde sahaya girmek ve polisler ile maç çıkışında çatışmak artık futbolumuzda normal bir durum haline geldi !

Seyrettiğimiz bir televizyon programında cinsel içerikli bir hareket veya söz çıktığında ve bu programda herhangi bir şiddet olayı gördüğümüzde 'ailemizin ahlaki yapısı zarar görmesin veya çocuklarımız şiddet eğilimli bir insan olmasın' diyerek kanalı değiştirirken, maalesef spor programlarında bunların hepsi yer almasına rağmen seyretmeye devam ediyoruz.

İşte bu yüzden yazımızın başlığı (+18) ! 

Türk futbolu içine düştüğü bu şiddet ve kötü durumlardan nasıl kurtulur bilmiyorum. Bu konuda uzmanların muhakkak ivedilikle bir çözüm bulacağını umarak, acizane (benim uçuk bir fikir de olsa) tavsiyem şudur;

Futbol maçları çocukların uyuduğu saatler olan gece 23:00'den sonra yayınlansın ve program başlamadan önce  (+18) sembolü koyarak ağır şiddet ve cinsellik içerdiği belirtilsin !

 

En azından çocuklarımızın kişisel gelişimini ve ailemizin ahlaki değerlerini koruyalım !!!

 

 

Sinan ŞAHİNOĞLU / Havadis Haber