Avusturya, 14 Aralık 1955’te Birleşmiş Milletler’e katılarak İkinci Dünya Savaşı sonrası özgürlük ve tarafsızlık yolculuğunun en önemli adımlarından birini attı. Devlet Antlaşması’nın imzalanmasından yedi ay, tarafsızlık kararının ilanından ise sadece altı hafta sonra ülke uluslararası toplumun tam üyesi oldu.
Geride kalan 70 yıl boyunca Avusturya, Birleşmiş Milletler içinde neredeyse ulaşılabilecek tüm hedefleri gerçekleştirdi.

Tarihî oylama ve Waldheim’ın telgrafı

Oylamanın ardından dönemin Avusturya temsilcisi Kurt Waldheim, Viyana’ya şu mesajı iletti:

“Avusturya’nın Birleşmiş Milletler’e kabulü bugünkü akşam oturumunda oybirliğiyle kararlaştırıldı.”

Bu sözleriyle tarihe geçen Waldheim, 15 yıl sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri seçilecek, dokuz yıl sonra ise Viyana üçüncü BM yerleşkesine ev sahipliği yapacaktı.

Bağımsızlık mücadelesinin uluslararası onayı

Avusturya’nın üyeliği, ülkenin bağımsızlığını uluslararası düzeyde tescilleyen önemli bir dönüm noktasıydı.
1947’den itibaren gözlemci statüsünde yer alan Avusturya, 1953’te New York’taki gözlemci merkezini açmış ve dünya düzenindeki yerini güçlendirmeye başlamıştı.

Vize Şansölye Adolf Schärf, 1955’teki oylamayı “özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin son noktası” olarak nitelendirirken, BM Genel Sekreteri Dag Hammarskjöld kararı “tarihî bir gün” olarak değerlendirdi.
Bu oylama, aynı zamanda uzun süren ABD–Sovyet bloklaşmasının ardından BM’nin genişlemesinin önünü açtı.

Avusturya ve barışı koruma görevleri

Avusturya, Birleşmiş Milletler içerisindeki konumunu özellikle barışı koruma görevleri ile güçlendirdi.
1960’ta ilk kez Kongu’daki göreve sağlık personeli gönderildi.
1989’da Avusturya, BM barış misyonlarına asker gönderen en büyük üç ülkeden biri oldu.
Bugün ise en büyük katkı, Lübnan’daki UNIFIL görevinde sürdürülüyor.

Uluslararası düzeyde etkili isimler

Birçok Avusturyalı diplomat, BM içinde üst düzey görevlere seçildi.
En tanınan örnek Kurt Waldheim olurken, günümüzde Volker Türk, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri olarak görev yapıyor.
Bu makam 1993 yılında Viyana’da düzenlenen insan hakları konferansında oluşturulmuştu.

Güvenlik Konseyi hedefi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliği, BM içindeki en etkili pozisyonlardan biri.
Avusturya geçmişte üç kez bu göreve seçildi (1973/74, 1991/92 ve 2009/10).
Ülke, 2027–2028 döneminde yeniden seçilmek için adaylığını sürdürüyor.

Viyana’nın BM merkezi olma süreci

1967’den itibaren Viyana’nın uluslararası kuruluşlara ev sahipliği yapması planlanmıştı.
1979’da kapılarını açan Viyana BM Merkezi, 99 yıllığına sembolik bir bedelle Birleşmiş Milletler’e kiralandı.

Bugün Viyana:

- Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEO)
- Sanayi Kalkınma Örgütü (UNIDO)
- Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC)
- Uzay İşleri Ofisi (UNOOSA)
- Silahsızlanma Ofisi (UNODA)
- Nükleer Denemeleri Yasaklama Örgütü (CTBTO)
gibi çok sayıda kuruluşun çalışma merkezi konumunda.

Yaklaşık 5.000 personeli ile BM merkezi, hem ekonomik hem toplumsal açıdan başkent için önemli bir rol oynuyor.

İlişkilerde zaman zaman gerginlikler de yaşandı

Her ne kadar Avusturya, BM içinde büyük saygınlık kazansa da bazı dönemlerde gerilimler yaşandı.

Örneğin:

- 2013’te Golan Tepeleri’nden Avusturya askerlerinin geri çekilmesi BM’de şaşkınlık yarattı.
- 2019’da hükümetin BM İnsan Hakları Komiserliği’ne yönelik eleştirileri tartışma yarattı.

Buna rağmen Avusturya’nın BM içindeki itibarı kalıcı biçimde zarar görmedi.
Nitekim 2019 sonunda Elisabeth Tichy-Fisslberger, BM İnsan Hakları Konseyi Başkanlığına seçildi.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.