4 Aralık pazar günü Avusturya'da gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi iki aday Alexander Van der Bellen ve Norbert Hofer kozlarını bir TV programında paylaştılar.

Avusturya televizyonu ATV'de pazar günü saat 20:15'te gerçekleşen programda bu sefer bir moderatörde bulundu.

Aynı kanalda daha önce gerçekleşen bir programda baş başa bırakılan iki aday neredeyse kamera önünde birbirlerini gireceklerdi. Söz konusu programda birbirlerine hakaret eden iki aday programı sunan kanalı da zor durumda bırakmıştı.

Bu sefer işini şansa bırakmak istemeyen kanal programı Martin Thür isimli moderatöre sundurdu.

Programın başında her iki adaya takılan Thür, ''sizi yanlış bırakamayacağımızı anladık, bu yüzden ben burdayım'' dedi.

Programa ABD başkanı Trump ile başlayan Thür, Hofer'e seçimler ile ilgili düşüncelerini sorarken, Temmuz ayında Trump hakkında yaptığı negatif açıklamaları hatırlattı.

Hofer; ''Öncelikle halkı tarafından seçilmiş olan başkan Trump'u tebrik ediyorum'' derken, ABD başkanını kışkırtıcı olarak lanse etmenin yanlış olduğunu söyledi.

Hofer'in Trump'ın seçilmesi ile ilgili olarak, 'Halk tarafından alınmış olan bir kararın ''ŞOK'' olarak açıklanmasının ve kamuoyunda bu şekilde yazılmasının yanlış olduğunu' söylemesi üzerine söze giren Van der Bellen; "Avrupadaki bütün siyasetçiler tedirgin ve Trump'un seçim açıklamalarının hangilerini hayata geçireceğini konuşuyor. Eğer söylediği gibi serbest ticarete sınırlama getirirse Avusturya'da 80.000 iş sahası tehlikeye girecek" derken Avusturya'nın dış ticaret ile ayakta durduğunu ve bu nedenle Trump'un seçim çalışmalarını eleştirdiğini ve bu düşüncesinin arkasında durduğunu belirtti.

Van der Bellen: "Almanya ile olan ilişkilerimizi güçlendirmeliyiz"

ABD ile olan ilişkilere yoğunlaşmak yerine özellikle Almanya olmak üzere İtalya ve diğer komşu ülkeler ile olan ilişkileri güçlendirmenin önemine değinen Van der Bellen; ''20,2 milyar ile Almanya en büyük ortağımız iken, FPÖ ve sayın Hofer Almanya ve sayın Merkel ile olan çalışmalara ön yargı ile yaklaşıyor" dedi.

Hofer, kendisinin seçilmesi halinde Almanya ile olan ilişkiler hakkında kimsenin sıkıntısı olmamasını gerektiğini söylerken, yine de Almanya'yı eleştirmeden de geçemedi.

Hofer, Almanya'yı eleştirerek; ''Seçimler Avusturya'da gerçekleşiyor Almanya'da değil, biz Almanya'dan emir almayı uzun zaman önce bıraktık. Merkel bazı doğru işler yaptı ancak mülteci politikasında Avrupa'yı zor durumda bıraktı" dedi.

Van der Bellen Hofer'i sıkıştırdı

Hofer'e, şahsının ve FPÖ Partisinin Öxit (Avusturya'nın AB'den çıkması) ile ilgili yapmış olduğu açıklamaları hatırlatan Van der Bellen, AB içerisinde birliğin önemli olduğunu bir çok iş sahasının bu şekilde ayakta durabildiğini ve Strache ile FPÖ partisini sürekli Öxit'i dillendirerek seçim propagandası yapmasının Avusturya'nın imajını zedelediğini söylemesi üzerine sıkışan Hofer, Van der Bellen'i destekleyen bir siyasinin kendisi aleyhinde yaptığı açıklamalara değinerek konuyu değiştirmek istese de, olayı sezen moderatör Hofer'e konuyu saptırmamasını ve Van der Bellen'in Öxit sorusuna bir cevap verip vermeyeceğini sorması üzerine, Hofer; sözünün kesildiğini ve bu konu ile alakalı açıklama yapmayacağını söylemesi üzerine diğer bir konuya geçildi.

Hofer kendi kendini ele verdi

Norbert Hofer, ''Mayıs ayında seçilmiş olsaydım, o zaman ki hükümeti yıkardım. Çünkü o gün itibarı ile sayın Faymann ve hükümet alması gereken bazı kararları alamadı'' demesi üzerine, Van der Bellen; ''Hükümeti yıktın, sonra ne olacaktı; kimi atayacaktın'' diyerek tepki gösterdi.

Van der Bellen, Hofer'in, Strache'yi başbakan yapma niyetinde olduğunu ima ederken, Hofer; ''Ben o dönem Cumhurbaşkanı olsaydım hükümet ve Faymann ile görüşürdüm ve ne oluyor diye sorardım; bu şekilde hükümeti yıkmama gerek kalmazdı'' diyerek bir kaç cümle önce söylediği ile çelişkiye düşmesi Van der Bellen'in tebessüm etmesine neden oldu.

Van der Bellen; "Hükümeti yıkmadan önce ne yapacağına karar vermelisin, yıktıktan sonra ne yapalım diye düşünmeye başlarsan ülkeyi kaosa götürürsün" dedi.

Türkiye ile ilgili düşünceler

Hofer; Türkiye ile olan görüşmelerin durdurulmasını şahsı ve partisi olarak doğru bulduğunu belirtirken, Alexander Van der Bellen, Türkiye'ye kapıların tamamen kapanmaması gerektiğini belirtti.

Moderatörün Avusturya'nın bir kırmızı çizgisi olup olmadığını sorması üzerine, Van der Bellen; "Tabiki var. Eğer idam cezası yürürlüğe girerse bu Türkiye'nin ben AB'ye girmek istemiyorum anlamına gelir" dedi.

 

 

 

 

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.