Avusturya’da iktidarın büyük ortağı ÖVP’nin düşen desteği ve parti içerisindeki huzursuzluk, Başbakan Christian Stocker’in yeni bir siyasi strateji arayışına girdiği iddialarını beraberinde getirdi.

Parti çevrelerindeki değerlendirmelere göre Stocker’in hedefi iki farklı seçmen grubuna aynı anda ulaşmak: Bir tarafta FPÖ’ye yönelen muhafazakâr ve sağ seçmeni geri kazanmak, diğer tarafta ise NEOS’a yakın ekonomik liberal seçmenin ÖVP’den uzaklaşmasını engellemek.

Bu stratejinin en dikkat çekici örneklerinden biri ise son dönemde yoğun şekilde gündeme getirilen “siyasal İslamın yasaklanması” talebi.

Kickl’ın talebini Stocker sahiplendi

Haberdeki değerlendirmelere göre FPÖ lideri Herbert Kickl’ın uzun süredir savunduğu “siyasal İslamın yasaklanması” talebinin Stocker tarafından benimsenmesi tesadüf değil.

ÖVP stratejistlerinin, FPÖ’nün etkili olduğu siyasi başlıklarda alanı tamamen Kickl’a bırakmak istemediği belirtiliyor. Bu nedenle göç, entegrasyon ve “siyasal İslam” gibi FPÖ’nün seçmen mobilize ettiği konuların ÖVP tarafından da daha güçlü biçimde gündeme taşınması hedefleniyor.

ÖVP içerisindeki bazı isimler, bu yaklaşımın arkasında parti danışmanı Gerald Fleischmann’ın bulunduğunu düşünüyor.

Ancak stratejinin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı parti çevrelerinde de tartışmalı. Bazı stratejistler, Sebastian Kurz döneminde benzer yöntemlerin sonuç verdiğini ancak siyasi koşulların artık değiştiğini belirterek, “Sebastian Kurz dönemi geride kaldı” değerlendirmesinde bulunuyor.

Bir tarafta FPÖ, diğer tarafta NEOS

ÖVP’nin stratejisi yalnızca sağ seçmene yönelik değil.

Partinin başka bir kanadı ise NEOS’a ve gelecekte kurulabilecek yeni siyasi hareketlere seçmen kaptırılmasını önlemeye çalışıyor.

Çocuklar için fiilen bir menkul kıymet yatırım hesabı oluşturulmasına yönelik önerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

ÖVP içerisinde özellikle iş insanı Stefan Zöchling’in kendi siyasi listesiyle seçimlere katılabileceği ihtimalinin ciddiye alındığı öne sürülüyor. Böyle bir oluşumun hem ÖVP’ye yakın ekonomik liberal seçmenden hem de NEOS tabanından oy alabileceği düşünülüyor.

ÖVP’de eyalet teşkilatları tedirgin

Yeni hamlelerin yalnızca seçmene yönelik olmadığı, parti içindeki huzursuzluğu azaltma amacı da taşıdığı belirtiliyor.

Özellikle ÖVP’nin eyalet teşkilatlarındaki yöneticilerin mevcut siyasi gidişattan son derece tedirgin oldukları öne sürülüyor.

Hatta partinin bazı kesimlerinde, yaklaşan eyalet seçimleri öncesinde federal hükümetten zamanında ayrılmanın daha doğru olabileceğinin tartışıldığı iddia ediliyor.

Stocker’in yeniden gündem belirlemeye yönelik çıkışları ise parti içinde “gidişatı tersine çevirmek için bir şans daha” olarak değerlendiriliyor.

“Siyasal İslam” çıkışının arkasında seçim hesabı mı var?

Ortaya atılan bu iddialar, Stocker ve ÖVP’nin son dönemde “siyasal İslam” konusunu neden bu kadar güçlü biçimde gündeme taşıdığına ilişkin tartışmalara da yeni bir boyut kazandırıyor.

Eğer aktarılan strateji doğruysa, Stocker’in FPÖ lideri Herbert Kickl’ın “siyasal İslam” talebini sahiplenmesi yalnızca güvenlik ve entegrasyon politikası olarak değil, FPÖ’ye kayan seçmeni yeniden ÖVP’ye çekmeye yönelik siyasi bir hamle olarak da okunabilir.

ÖVP böylece bir taraftan FPÖ’nün güçlü olduğu konularda siyasi alan bırakmamaya, diğer taraftan ekonomik liberal politikalarla NEOS ve olası yeni partilere karşı kendi seçmen tabanını korumaya çalışıyor.

Ancak parti içerisinde dahi sorulan temel soru aynı: Sebastian Kurz döneminde sonuç veren bu strateji, değişen siyasi dengelerde Christian Stocker için de işe yarayacak mı?

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.