Gurbete ömrünü veren büyüklerimiz, anıları ve geçmişte yaşadığı tecrübeleri anlatarak; bugünümüze ışık olmaya çalışırken, verdikleri mesajlar ve anıları ile gençlerimize tavsiyelerde bulunuyorlar.
Hakikat Gazetesi'nin 'Bir Göç Hikayesi' yazı dizisine konuşan Kayserili Muharrem Mihden abimiz, geçmişten bugüne anlattıkları ile günümüze ışık tutuyor.
Muharrem Mihden röportajı;
Hakikat Gazetesi : Merhaba Muharrem bey, sizi kısaca tanıyabilir miyiz ?
Muharrem Mihden : Ben Muharrem Mihden, 77 yaşındayım. Kayseri doğumluyum, Ağustos 1971 tarihinden beri Vorarlberg'de yaşıyorum.
Hakikat Gazetesi : Vorarlberg'e Türkiye'nin hangi şehrinden geldiniz ?
Muharrem Mihden : Kayseri şehrinden çıkarak ilk olarak 1967 senesinde Almanya'ya işçi olarak geldim. Oradan da 1971 senesinde Vorarlberg'e geldim.
Hakikat Gazetesi : Yaşadığınız yerden Avusturya'ya ve Vorarlberg'e gelme sebebiniz neydi, ne gibi umutlar taşıyordunuz ?
Muharrem Mihden : Her gurbete çıkan insanımız gibi, ben de para kazanma hayali ile geldim.
Hakikat Gazetesi : İlk geldiğinizde yaşadığınız duyguları hatırlıyor musunuz ?
Muharrem Mihden : İlk geldiğimde çok sıkıntılar çektim, onun için farklı duygularımız vardı.
Hakikat Gazetesi : İlk geldiğiniz günlerde ne gibi sorunlar ile karşılaştınız ?
Muharrem Mihden : İlk geldiğimizde, çok sıkıntılar yaşadık. Ben geldikten sonra, çocuklarımı da buraya aldırdım. O yüzden araç sıkıntısı çok çektim. Okul uzaktı, çocukları okula götürmek için araba gerekiyordu, araç olmadığı için sıkıntılar yaşadık. Tabi ailem ile burada olduğum için ev bulma konusunda da çok sıkıntı çektim. Tabi Almanca konusunda da büyük problemlerimiz oluyordu, tercüman olmadan hiçbir işimizi tek başımıza halledemiyorduk.
Hakikat Gazetesi : Burada ilk olarak nerede işe başladınız; ne gibi çalışma şartlarınız vardı o zamanlar ?
Muharrem Mihden : Ben ilk olarak bir benzin istasyonuna işe girdim, 25 sene aynı yerde çalışarak orada da bitirdim zaten. O zamanlar işsizlik parası sadece 6 hafta ödeniyordu, iş bulamayanlar Türkiye'ye dönmek zorunda kalıyordu; o yüzden insanlar işine sahip çıkıyordu. Bu konuda çok zorluk çeken arkadaşlarımız oldu.
Hakikat Gazetesi : İlk olarak geldiğiniz yıllar ile bugünkü çalışma ve yaşam şartlarını karşılaştırabilir misiniz ?
Muharrem Mihden : Ben Vorarlberg'e geldiğimde burada çok az Türk aile vardı, sonradan çok gelen oldu. Benim çalışmaya başladığım yerde bir şefim vardı, çok uzun yıllar beraber çalıştık, hiç bir kötülüğünü görmedim; tam bir insan evladıydı. O zaman yokluk vardı, bir arkadaşım koyun kestiği zaman, ondan aldığım 1 kilo et ile bir sene geçirdiğimizi bilirim; şimdi bolluk var. Eskiden buradaki marketlere karpuz gelirdi, Avusturya'lılar karpuzu dilimle alırdı, şimdi biz de onlar da bütün karpuzlar alabiliyoruz; içecekleri kasa ile alıyoruz. Şimdiki nesil çok şanslı, şimdi insanlar bir ev arasa yarın ev bulabiliyor.
Hakikat Gazetesi : Yaklaşık 44 senedir Vorarlberg'desiniz, neler hissediyorsunuz ?
Muharrem Mihden : Uzun yıllar önce geldik, çalıştık ve emekli olduk. Önceleri çok sıkıntı çekmiş olsakta şimdi çok şükür diyoruz. Çocuklarımız, torunlarımız var; hepsi de işlerinde güçlerinde çalışıyor.
Hakikat Gazetesi : Biraz da ailenizden bahsedelim, bu uzun yıllar içerisinde çocuklarınız ve torunlarınız oldu.
Muharrem Mihden : Ben 1971 senesinde yanlız geldim buraya, üç sene yanlız çalıştım; daha sonra eşimi ve çocuklarımı da getirdim. Oğlum Orhan burada doğdu. Zamanla çocuklar evlendikçe torunlarımız da oldu. Şimdi kaç torunun var diye sorduklarında, 'Dur, ilk önce bir saymam lazım diyorum'. Şu an beş çocuğum ve onbir torunum var.
Hakikat Gazetesi : Şimdi izin zamanı, sizin zamanınızda nasıl izine gidiliyordu ?
Muharrem Mihden : Çok zordu, tam bir eziyetti. Buradan kara trenler ile gidiyorduk izine, yollarda perişan oluyorduk. Trenden inip araç tutuyorduk, oradan otogara gidip otobüse binip memlekete gidiyorduk. Gidişten ziyade dönüş daha zor oluyordu, Bulgarlar ile çok sıkıntı yaşıyorduk. Memleketten getirdiğimiz yiyecekleri çok sorun ediyorlardı. Şimdi izine gitmek çok rahat, bir çanta ile çıkıp memlekete gidebiliyorsun.
Hakikat Gazetesi : Tükler arasındaki ilişkiler ve dayanışma nasıldı, bu konuda aklınızda kalan bir anı var mı ?
Muharrem Mihden : Çok iyiydi, insanlar birbirine sahip çıkıyordu. Türk her yerde Türk'dür. Ben trenle dönerken Bulgarlar benim pasaportuma el koydular ve 50 mark istediler. Ben de; 'Ben Avusturya'dan geliyorum, mark yok ben de' dedim. Beni dinlemeden pasaportumu alıp gittiler, tanımadığım bir Türk çıkarak, hemen 50 Markı vererek pasaportumu geri aldı ve bana; 'Bana ne istersen onu ver' dedi, ben de ona Türk parası verdim. İnsanlar birbirine çok sahip çıkıyordu.
Hakikat Gazetesi : İbadetlerinizi yapabiliyor muydunuz, camilerimiz yoktu o zaman.
Muharrem Mihden : Camimiz yoktu. Ama biz duruşumuzu ve kültürümüzü hiç bozmadık. Bodrum katlarını temizledik, hafız arkadaşlarımız namaz kıldırdı bize. Toplumumuzu hep birarada tuttuk. Yeri geldi, orucumuzu çalıştığımız yerlerde şeflerimiz bilmeden tuttuk, kendimizi bozmadık. Şimdi çok şükür camilerimiz var, hocalarımız var. Şimdiki durum çok iyi, kültürümüzü asla kaybetmememiz lazım.
Hakikat Gazetesi : Avusturya'lılar ile hiç sorun yaşadınız mı ?
Muharrem Mihden : Bu konuda şikayet eden insanlarımız var, ama ben farklı düşünüyorum. Benim sorunum olmadı hiç kimse ile. Bize ekmek kapısı açtılar. Biz çalıştık, onlar emeğimizin karşılığını fazlasıyla verdiler; burada bize rahat bir yaşam sundular.
Hakikat Gazetesi : Geldiğiniz için pişman mısınız ?
Muharrem Mihden : Hayır, pişman değilim. Ben Avusturya için dua ediyorum, bizi aç koymadılar. 5 çocuk, 7 nüfus ile idare ettik. Bazıları kötülüyorlar, ama ben asla kötülemiyorum, adamların ekmeklerini yedik. Çalıştık emek verdik ve karşılığını da aldık.
Hakikat Gazetesi : Karşılaştırmak gerekirse; Avusturya'lıların Türk'lere karşı tutumu geçmişe göre şimdi nasıl ?
Muharrem Mihden : Geçmişte çok daha iyiydi, şimdi biraz değiştiler diyebilirim. Ben 25 sene benzinlikte çalıştım, gelen müşteriler ile ilişkilerimiz çok iyiydi, arkadaş gibiydik. Patronumuzla baba oğul gibi yıllarca çalıştık. Ama şimdi biraz değişti diyebilirim.
Hakikat Gazetesi : Gençlerimize ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz ?
Muharrem Mihden : Gençlerimiz kültürlerine sahip çıksınlar, Türkiye'yi unutmasınlar. Şimdi insanlar, memleketlerini ve memleketlerde yaşayan büyüklerini unutuyorlar. İlk gittiklerinde bir kaç gün memleketlerinde kalıp, daha sonra Antalya'ya tatile gidiyorlar ve izinlerini orada geçiriyorlar. Dönüşte de uğrarlarsa uğruyorlar, uğramazlarsa direk buraya dönüyorlar. Söylemek istediğim; memleketlerini ve akrabalarını asla unutmasınlar.
Kaynak : Hakikat Gazetesi / Sinan Şahinoğlu
