Gumpoldskirchen’den Mario Widek, bu duruma tepki olarak Van der Bellen'in "derhal istifa etmesi" için bir çevrimiçi imza kampanyası başlattı. Dilekçe sadece dokuz gün içinde 74.000’in üzerinde destekçi topladı ve FPÖ seçmenlerinin giderek artan memnuniyetsizliğini gözler önüne serdi. Widek, cumhurbaşkanını "demokratik olmayan bir karar almakla" suçlayarak, seçimlerde en fazla oyu alan partinin hükümeti kurma görevini üstlenmesi gerektiğini savundu.

Van der Bellen’e yönelik eleştiriler, Avusturya’da siyasi bölünmenin derinleşebileceği endişelerini doğuruyor. Uzmanlara göre, bu durum ülkedeki göç ve ekonomik zorluklarla zaten karşı karşıya olan toplumda kutuplaşmayı daha da artırabilir. Van der Bellen'in 2028’de yapılacak olan başkanlık seçiminde tekrar aday olamayacak olması, gerilimlerin o zamana kadar nasıl yönetileceği konusundaki belirsizliği de artırıyor.

Dilekçede hızla artan imza sayısı halkın bir kesimindeki memnuniyetsizliği yansıtsa da, Avusturya yasalarına göre bir dilekçe cumhurbaşkanının doğrudan görevden alınmasını sağlayamaz. Ülkede cumhurbaşkanının görevden alınması, yalnızca Ulusal Meclis tarafından belirli yasal prosedürler doğrultusunda yapılabilir. Bu durum, muhalefetin ve toplumun bazı kesimlerinde rahatsızlık yaratabilir, ancak resmi bir değişim için yalnızca ilk adım olarak değerlendirilebilir.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.