Vorarlberg’de taşkın koruma ve nehir düzenleme projesi RHESI, son dönemde yaşanan arazi takası tartışmalarına rağmen planlandığı şekilde ilerliyor. Eyalet Başbakanı Markus Wallner, projenin 2026 yılında ruhsat sürecine resmen sunulacağını belirterek, halkın güvenliğinin öncelik olmaya devam ettiğini vurguladı.
“İnsanların güvenliği en üst önceliktir”
Wallner, Koblach belediyesinde arazi değişimine ilişkin alınan olumsuz karara rağmen sürecin sekteye uğramayacağını ifade etti. Yapılan açıklamada, izin ve onay sürecinin planlandığı gibi devam edeceği ve RHESI takviminde bir gecikme öngörülmediği bildirildi.
Vorarlberg’in en büyük taşkın koruma projesi
Uluslararası Rhein Düzenleme Kurumu tarafından yürütülen RHESI, Vorarlberg açısından şimdiye kadar hayata geçirilmesi planlanan en kapsamlı taşkın koruma ve renatürasyon projesi olarak öne çıkıyor. Projenin temel hedefi, Ren Nehri üzerindeki setleri güçlendirerek saniyede 3.100 metreküp olan maksimum su geçiş kapasitesini 4.300 metreküpe çıkarmak. Bu sayede bölgenin, 300 yılda bir görülebilecek büyüklükteki taşkınlara karşı korunması amaçlanıyor.
Koblach’ta set geriye alınıyor
Planlamaya göre, Koblach bölgesinde yaklaşık iki kilometrelik bir hatta set iç kesimlere doğru taşınacak. Bu düzenlemeyle birlikte Alp Ren Nehri’nin en geniş kesimi oluşturulacak. Proje yalnızca taşkın riskini azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda doğal bir nehir alanı yaratarak bitki ve hayvanlar için yeni yaşam alanları sunacak.
Arazi takası reddedildi, süreç devam ediyor
Koblach belediye meclisinin arazi takasına ilişkin olumsuz kararı, setin geriye alınmasıyla nehir yatağına dönüşmesi planlanan tarım arazilerini kapsıyor. Wallner, bu sonucu bir duraklama değil, daha yoğun bilgilendirme ve diyalog çağrısı olarak değerlendirdi.
“Avrupa çapında bir proje”
RHESI’nin yalnızca yerel değil, Avrupa ölçeğinde önemli bir güvenlik ve çevre projesi olduğunu vurgulayan Wallner, projenin Vorarlberg’in yaşam kalitesi ve ekonomik alanlarının korunması açısından kritik olduğunu belirtti. Yetkililer, tüm taraflarla görüşmelerin sürdürüleceğini ve uzlaşmaya dayalı bir çözüm için yeterli zaman bulunduğunu ifade ediyor.
