Günlük yaşamın hemen her alanında plastikle temas halindeyiz:
Gıdaların ambalajında, mutfak eşyalarında, ev eşyalarından yayılan tozda, kozmetik ürünlerinde, hatta soluduğumuz havada… Bu nedenle mikro- ve nanoplastik parçacıkları artık çevrenin değil, insan bedeninin de kalıcı bir parçası hâline gelmiş durumda.

Uzmanlara göre bir insan, haftada yaklaşık beş gram plastik yutuyor. Bu miktar, bir kredi kartının ağırlığına eşit.

Hazır yemeklerde daha fazla mikroplastik var

Viyana Üniversitesi ve CBmed araştırma ekibinden Verena Pichler, özellikle aşırı işlenmiş gıdaların daha fazla plastik içerdiğini söylüyor:

“Hazır yemeklerde üretim aşamasından kaynaklanan çok daha fazla mikro ve nanoplastik bulunuyor.”

Bu plastiklerin büyük bölümü vücuttan atılıyor; ancak en küçük olanlar – yani beş mikrometreden küçük nanoplastikler – kan dolaşımına geçerek bedende kalıcı hâle gelebiliyor.

Kanser hücreleriyle etkileşim araştırıldı

Çalışmanın yürütücülerinden Verena Pichler ve Prof. Lukas Kenner, mikro- ve nanoplastik parçacıklarının bağırsak kanseri hücreleriyle nasıl etkileşime girdiğini inceledi.

Bulgulara göre:

- Plastikler hücre içine giriyor,
- Lizosom adı verilen hücre organellerinde birikiyor,

Vücut bu parçacıkları “zehirli madde” olarak görmediği için çok yavaş dışarı atıyor.
Kenner, bu durumun ciddi bir risk taşıdığını belirtiyor:

“Plastikler ne kadar uzun süre hücrede kalırsa, zarar verme ihtimali o kadar artıyor.”

Hatta bazı durumlarda plastik parçacıkları hücre bölünmesi sırasında yeni hücrelere bile aktarılıyor.

Nanoplastik daha tehlikeli

Araştırmacılar, özellikle bir mikrometreden küçük plastiklerin (nanoplastik) kanser hücrelerinin davranışını değiştirdiğini tespit etti.

Bu parçacıklar:

- Kanser hücrelerinin daha hızlı hareket etmesine,
- Böylece yayılma (metastaz) riskinin artmasına,
neden olabiliyor.

Pichler bu durumu şöyle özetliyor:

“Plastik, tümör hücrelerinin daha hızlı ilerlemesini sağlayabiliyor.”

Ayrıca en küçük plastiklerin, içme suyu şişelerinde mikroplastiklerden 10–100 kat daha fazla bulunduğu belirtiliyor.

Kronik zarar ihtimali yüksek

Bilim insanları, plastik parçacıklarının uzun vadeli etkilerinin henüz tam olarak bilinmediğini, ancak ilk bulguların kronik toksisite riskine işaret ettiğini söylüyor.

Kenner, şu an için plastiklerin vücuttan atılmasını hızlandıran bir yöntem bulunmadığını vurguluyor:

“En etkili yol, plastiği mümkün olduğunca hayatımızdan uzaklaştırmak.”

Araştırmaların önümüzdeki dönemde özellikle uzun süreli etkileri inceleyeceği bildirildi.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.