Devlet bütçesinde son yıllarda yaşanan bozulma, kamu maliyesinde yeni önlemleri yeniden gündeme taşıdı. Harcamaları azaltmak yerine gelir artırıcı yöntemlere yönelme eğilimi, daha önce kaldırılan gizli vergi artışının geri getirilmesi ihtimalini de beraberinde getirdi.
Söz konusu uygulama, çalışanların ücretleri enflasyon nedeniyle artsa bile vergi dilimlerinin güncellenmemesi sonucu ortaya çıkan ve maaşlarda fark edilmeden yaşanan ek vergi yükünü ifade ediyor. Bu durum, çalışanların alım gücünü sessizce azaltıyor.
Hükümet, uzun süren tartışmaların ardından bu uygulamayı iki bin yirmi iki yılının sonunda kaldırmıştı. Ancak kamu harcamalarının kontrol altına alınamaması, bu kararın yeniden gözden geçirilebileceği yönünde endişelere yol açtı. Maliye yönetimi son açıklamalarında bu yönde geri adım sinyali verse de tartışmalar sürüyor.
Ekonomi uzmanları, böyle bir adımın özellikle ücretli çalışanlar üzerinde ağır bir yük oluşturacağını belirtiyor. Yapılan hesaplamalara göre, aylık dört bin avro brüt geliri olan bir çalışanın yıllık net kaybı bin beş yüz avroya yaklaşırken, daha yüksek gelir grubunda bu kayıp iki bin avroyu aşabiliyor.
Uzmanlara göre asıl ihtiyaç, daha fazla çalışanı tam zamanlı istihdama teşvik edecek adımların atılması. Mevcut sistemde yarı zamanlı çalışmanın vergi açısından daha avantajlı olduğu, bu durumun ise iş gücü dengesini olumsuz etkilediği vurgulanıyor.
Alternatif olarak, çalışma süresine göre vergi yükünün ayarlanması ya da herkes için aynı oranı öngören tek vergi modeli gibi seçenekler de tartışılıyor. Ekonomistler, çalışanları daha fazla üretmeye teşvik eden bir vergi yapısının uzun vadede kamu maliyesine daha sağlıklı katkı sağlayacağını ifade ediyor.
