Yeni bir kamuoyu araştırması Avusturya toplumundaki bölünmüşlük sendromunun göçmenlerden değil, koronadan kaynaklandığı gösterdi. Kronenzeitung’da yayınlanan ve IMAS Enstitüsü’nün yeni bir kamuoyu araştırması esas alınarak hazırlanan bir habere göre, Avusturya toplumu, ülkenin önceki yıllardan çok daha fazla siyasi bir bölünmüşlük içinde olduğuna, toplumda ciddi karşıtlıklar yaşandığına inanıyor.

Toplumun yarıdan fazlası “bölünmüşüz” düşüncesinde

Mayıs ve temmuz ayları itibariyle hazırlanan kamuouyu araştırmasında IMAS Enstitüsü 16 yaşından büyük katılımcılara “Avusturya size göre bölünmüş bir ülke mi ve halk arasında anlamlı karşıtlıklar ortaya çıkıyor mu?” sorusunu yöneltti. Katılımcıların yüzde 52’si ülkenin bölünmüşlüğünü kabul eden bir yanıt verdi. Yüzde 32’lik bölüm ülkenin bölünmüş durumda olmadığını savunurken, yüzde 16 ‚lık bir kesim de bu konuda bir fikri bulunmadığını belirtti.

Daha önceki anketlerle yapılan karşılaştırmalar, bölünmüşlük izleniminin geçen yıllara göre daha da güçlendiğini gösterdi. 2016’da ankete yanıt verenlerin sadece yüzde 37’si bölünmüşlük saptamasına “tümüyle” veya “en azından bir dereceye kadar” katıldığını belirtmiş, bu oran 2017’de yüzde 48, iki yıl sonra da yüzde 47 olmuştu. Son anket toplumun bölündüğü görüşünde olanların yüzde 52 ile yarıyı aştığını gösterdi.

Yıllar içinde bölünmüşlük nedenleri

Toplumun bölünmüş olduğunu düşünenlerin yüzde 63’ü, yani ezici bir çoğunluk, korona önlemlerinden aşıya kadar hep korona konularını öne çıkarıyor, sadece yüzde 33’lük bir kesim uyum, sığınmacılar ve yabancılar konularının bölünmüşlükte etkili olduğuna inanıyor. Geçmiş yıllarla bir karşılaştırma, toplumdaki düşünsel dönüşümü de ortaya koyuyor. Örneğin, öncelikle bu uyum-göç-yabancılar konularının bölünmüşlüğü tetiklediği düşüncesinde olanların oranı, 2017’de yüzde 68 idi. 2019’da bu oran yüzde 50 olmuştu. Önceliklerin ve bölünmüşlüğün büyük bir dönüşüm içinde olduğu gözlendi. Avusturya toplumunun bölünmüş durumda olduğunu düşunenlerin yüzde 25’i de buna neden olarak siyasi kavgalar ve yolsuzlukları gösteriyor.

İklim ve çevre konusunun toplumun bölünmüşlüğüne yol açtığını belirtenlerin oranı yüzde 9 olurken, sosyal ve toplumsal cinsiyet gibi konuların çok daha düşük bir oranda temsil edildiği, dolayısıyla toplum tarafından “sanıldığı kadar çok ciddiye alınmadığı” gözlendi.

Ankete katılanların yarısı koronavirüs salgını sonrasında tekrar bir araya gelebileceklerini, yani toplumdaki bölünmüşlüğün aşılabileceğini düşünüyor. Yüzde 24 tekrar birleşmenin olmayacağına inanıyor.