Sonbaharla birlikte havaların soğuması, Vorarlberg’de birçok hanede aynı soruyu yeniden gündeme getirdi: Kaloriferi açmanın zamanı geldi mi, yoksa biraz daha bekleyerek tasarruf etmek mümkün mü?
Isınmayı mümkün olduğunca geciktirmek ilk bakışta tasarruf gibi görünse de özellikle yalıtımı zayıf binalarda bunun farklı sonuçları olabiliyor. Duvarların aşırı soğuması ve ev içerisindeki nemin yükselmesi, küf oluşumu riskini artırabiliyor.
Doğru ısınmada yalnızca kaloriferin ne zaman açıldığı değil; oda sıcaklığı, havalandırma ve termostatın doğru kullanılması da önem taşıyor.
Her odanın aynı sıcaklıkta olması gerekmiyor
Evin bütün odalarını aynı sıcaklıkta tutmak gerekmiyor. Kullanım şekline göre farklı sıcaklıklar yeterli olabiliyor.
Oturma ve çocuk odalarında 20–22 derece, yatak odasında 16–18 derece, mutfakta 18–20 derece öneriliyor. Banyoda ise yaklaşık 23 derece daha uygun kabul ediliyor.
Avusturya’nın klimaaktiv girişiminin verdiği bilgiye göre oda sıcaklığını örneğin 22 dereceden 20 dereceye düşürmek, ısıtma giderlerinde yaklaşık yüzde 12 tasarruf sağlayabiliyor.
Termostatı 5’e çevirmek evi daha hızlı ısıtmıyor
Soğuk bir eve girildiğinde yapılan en yaygın hatalardan biri kalorifer termostatını doğrudan en yüksek seviyeye çevirmek.
Ancak klasik kalorifer termostatlarında 5. seviyeye çıkmak odanın daha hızlı ısınmasını sağlamıyor.
Termostatın üzerindeki seviye, kaloriferin ne kadar hızlı çalışacağını değil, ulaşılmak istenen oda sıcaklığını belirliyor.
Klasik bir termostatta 3. seviye yaklaşık 20 dereceye, 3,5 seviyesi ise yaklaşık 22 dereceye karşılık geliyor.
Bu nedenle kaloriferi sonuna kadar açmak, odanın daha hızlı ısınmasını sağlamadığı gibi gereğinden yüksek bir hedef sıcaklığın belirlenmesine yol açabiliyor.
Pencereyi saatlerce aralık bırakmayın
Sonbahar ve kış aylarında yapılan bir başka hata ise pencerelerin uzun süre eğik şekilde açık bırakılması.
Yemek pişirme, duş alma ve hatta nefes alma nedeniyle ev içerisindeki havaya sürekli nem karışıyor. Bu nem dışarı atılmazsa özellikle soğuk duvarlarda yoğunlaşarak küf oluşumunu kolaylaştırabiliyor.
Bunun yerine günde birkaç kez kısa süreli ve tamamen pencere açarak havalandırma öneriliyor.
Karşılıklı pencerelerin aynı anda açılmasıyla yapılan hava akımı ise evdeki nemli havanın daha hızlı dışarı çıkmasını sağlayabiliyor.
Havalandırma sırasında kaloriferlerin geçici olarak kısılması da gereksiz enerji tüketimini önlüyor.
Eski binalarda küf riskine dikkat
Özellikle yalıtımı yetersiz eski binalarda ısıtmayı çok uzun süre ertelemek sorun yaratabiliyor.
Dış duvarlar fazla soğuduğunda ev içerisindeki nem bu yüzeylerde yoğunlaşabiliyor. Bunun sonucunda zaman içerisinde küf oluşabiliyor.
Bu nedenle yalnızca faturayı düşürmek amacıyla evin tamamen soğumasına izin vermek her zaman doğru bir tasarruf yöntemi değil.
Gece sıcaklığı düşürülebilir
Gündüz oturma odasında 21 veya 22 derece tercih edenlerin gece boyunca aynı sıcaklığı koruması gerekmiyor.
Gece için yaklaşık 18 derece bir başlangıç değeri olarak kullanılabiliyor.
Özellikle iyi yalıtılmış evlerde gece saatlerinde veya uzun süre evde kimse bulunmadığında sıcaklığın bir miktar azaltılması enerji tüketimini düşürebiliyor.
Programlanabilir termostatlar da bu konuda avantaj sağlıyor. Sistem belirlenen saatlerde sıcaklığı otomatik olarak azaltıp, sabah kalkmadan veya eve dönmeden önce yeniden yükseltebiliyor.
Ancak burada da evin tamamen soğumasından kaçınmak gerekiyor. Sıcaklığın ne kadar düşürülebileceği binanın yalıtımına ve kullanılan ısıtma sistemine bağlı.
Kaloriferden ses geliyorsa kontrol edin
Isıtma dönemi başlamadan önce kaloriferlerin kontrol edilmesi de öneriliyor.
Kaloriferden su veya hava sesi geliyorsa ya da termostat açık olmasına rağmen radyatör yeterince ısınmıyorsa sistemde hava bulunabilir.
Bu durumda radyatörün havasının alınması sorunu çözebilir.
Termostatların düzgün çalışıp çalışmadığının kontrol edilmesi ve ısıtma sisteminin düzenli bakımının yaptırılması da hem verimlilik hem de enerji tüketimi açısından önem taşıyor.
Tasarruf için evi soğutmak yerine doğru ısıtmak gerekiyor
Isıtma giderlerini azaltmak için kaloriferi mümkün olduğunca geç açmak tek başına doğru yöntem değil.
Oda sıcaklığını ihtiyaca göre ayarlamak, termostatı doğru kullanmak, kısa ve etkili havalandırma yapmak, gece sıcaklığı azaltmak ve kaloriferlerin bakımını ihmal etmemek daha etkili sonuç verebiliyor.
Özellikle nemli ve yalıtımı zayıf evlerde ise tasarruf amacıyla sıcaklığın aşırı düşürülmesi, ilerleyen dönemde küf gibi daha maliyetli sorunlara yol açabiliyor.
