HaK- Heimat aller Kulturen Derneği'nin Pazar günü (29.09.19) düzenlediği ‘Tarihten bugüne Avusturya-Türkiye ilişkileri’ konferansının konuğu Prof. Dr. Ilber Ortaylı Hard Spannrahmen salonunu dolduran yaklaşık 550 kişiye unutulmaz bir gün yaşattı. Yaklaşık bir buçuk saat süren programda konuklar Ortaylı’yı pür dikkat dinlediler.
Açılış konuşması yapan HaK genel başkanı salonu dolduran konuklara katılımlarından dolayı teşekkür ederken:”Kökü anadolunun farklı beldelerine dayanan, gövdesi ve dalları yaşadığımız bu topraklarda bulunan saygıdeğer hemşerilerim. Nasılki kökü ile bağı kopan bir ağaç yok olmaya mahkumsa, tarihini unutan bir toplumda yok olmaya mahkum olur. Tarihde bunun bir çok örneğine rastlayabiliriz. Gerek Türk tarihi olsun gerek diğer gelmiş geçmiş milletlerin tarihleri olsun, bu alanda günümüzün en değerli hocalarından İlber Ortaylı hocamızı aramızda görmekten çok büyük bir mutluluk duymaktayım. Heyecanla beklediğimiz Tarihden buyana Avusturya Türkiye ilişkileri konulu seminerden faydalanmamız adına sözlerimi fazla uzatmak istemiyorum.
Son olarak bu organizasyonda emeği geçen HaK yönetim kurulu üyelerine huzurlarınızda teşekkür ederim. Hocamızın bilgilerinden istifade etme dilekleriyle, herkesi saygıyla selamlıyorum” dedi.

Prof. Dr. Ortaylı sözlerine Avusturya ve Türkiye’nin tarihte uzun süre bir birileri ile farklı ilişkiler içerisinde olduğunu belirterek başlarken;”Başlangıçtan itibaren Türkiye-Avusturya ilişkilerini, Osmanlı imparatorluğunun Balkan seferi ve Viyana kuşatması ile 1912'de Osmanlı İmparatorluğunun Balkanlardan geri çekildikten sonra yönetimindeki Bosna Hersek'i dönemin Avusturya-Macaristan imparatorluğuna bıraktığını anlatan Ortaylı,
"Avusturya ile tarihte bir harp dönemi yaşandığını ve ardından bugüne kadar devam eden bir sulh dönemi olduğunu" söyledi.
Osmanlı Devleti'ndeki Almanya yanlısı ve karşıtı paşaların izledikleri farklı siyasetlerin ilişkilerin belirlenmesinde etkili olduğunu ifade eden Ortaylı, Birinci Dünya Savaşı'nda Avusturya’nın savaşta öncü bir rol oynamadığını söyledi.
Bilinenin aksine Birinci Dünya Savaşı'nda müttefikliğin Türkler için aynı cephede savaşmak olmadığının altını çizen Ortaylı, ''Komuta kademesindeki birkaç isim cephelerimizde yer aldı. Bununla beraber Osmanlı'ya daha çok silah, mühimmat ve teknik açıdan yardımda bulundular. Bu durumun en tipik örneği Çanakkale Muharebesi'dir. Liman von Sanders gibi birkaç komutan bu cephede bulundu ve daha ziyade teknik destek verildi'' bilgisini verdi.
Ortaylı, Osmanlı ve Habsburg hanedanları arasındaki kişisel dostluklara da değinerek, Osmanlı döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti'nde Alman-Avusturya ekollerinden ziyade Fransız ekolünün daha baskın olduğunu anlattı.

Artık Gurbetçi değilsiniz!
Ortaylı, Avusturya’da yaşayan dördüncü kuşağın artık kendisini Gurbetçi olarak görmemesini gerektiğini, zira burada doğup büyüyen bu jenerasyonun artık bu ülkenin bir parçası olduğunun farkına varması gerektiğini belirtti. Ortaylı: "Yaşadığınız ülkeyi tanıyın, tarihini öğrenin siyasetinde aktif rol alın" derken, "denize çıktığınız gemiyi tanımazsanız gün gelir bu geminin battığında ne yapacağınızı bilemezsiniz" diye sözlerini sürdürdü.
Türkiye seçimleri yerine yaşadığınız ülkenin siyasetini takip edin!
İlber Ortaylı, Anavatan’dan binlerce kilometre uzakta, ekmeğin kaç para, suyun kaç para olduğunu bilmediğiniz Türkiye’nin siyasetine bu kadar kafa yoracağınıza, yaşadığınız ülkenin siyaseti ile ilgilenin önerisinde bulunurken, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşların Türkiye seçimlerine katılmalarına karşı olmadığını ancak bunun pek mantıklı olmadığının altını çizdi.
Dil öğrenin eğitim alın, hiç bir şey olamasanız mahkeme tercümanı olursunuz.
Prof. Dr. Ortaylı, salonu dolduran yüzlere konuğa ithafen yaptığı konuşmasında, “Almanca dilinin yanı sıra mutlaka Ingilizcenizi geliştirin, zira dünyada çoğu karar bu dilde alınıyor ve dünya bu dilde yönetiliyor” dedi. Almancanın özellikle gramatik nedeniyle en zor dillerden biri olduğunu belirten Ortaylı, bu ülkede yetişme ve bu ülkenin diline hakim olma lüksüne sahipsiniz. Bu dili anadiliniz gibi bildiğiniz için diğer tüm dilleri öğrenmek sizin için çok kolay olacaktır” dedi.

Salonu dolduran konuklar uzun süre Ortaylı’yı ayakta alkışlarken, programın sonunda HaK Derneğinin sürpriz hediyesi İlber Ortaylı’yı duygulandırdı. 21 Mayıs 1947 tarihinde Bregenz’de bir göçmen kampında Kırım tatarı bir ailenin çocuğu olarak Dünyaya gelen Prof. Dr. Ortaylı, ailesi ile birlikte iki yaşına kadar Alberschwende’de yaşadı. HaK yetkilileri bu bilgilerden yola çıkarak Ortaylı’nın ailesi ile birlikte Alberschwende’de çocukken yaşadığı evi buldu. Evin o dönemki sahibinin torunu ile irtibata geçen HaK yetkilileri Ortaylı için büyük önem taşıyan bir belgeye ulaştı. Söz konusu belge, Ortaylı ailesinin Alberschwende’de yaşadığı dönemde ailenin arkadaşlık kurduğu ev sahibi ile İlber Ortaylı’nın annesinin mektuplaşmasının orijinal metni idi. Anne Şefika hanımın ailenin Avusturya’dan Türkiye’ye döndükten sonra irtibatta kalmak için Avusturya’lı ev sahibi ile mektuplaşması ve bu mektubun neredeyse 70 yıl sonra hala duruyor olması ve mektubun HaK tarafından bulunarak İlber Ortaylı’ya takdim edilmesi Ilber Ortaylı’yı çok duygulandırdı. Ortaylı kendisi için büyük önem arz eden bu güzel hediye için HaK ekibine teşekkür etti.

Copyright © www.havadis.at. Tüm Hakları Saklıdır. Havadis.at yayımladığı haber, fotoğraf ve görüntü ile internet ve wap için oluşturduğu her türlü bilgi, havadis.at yönetiminin izini olmadan hiçbir şekilde kullanılamaz.
