Avusturya'da gençlik ceza hukuku alanında uzun yıllar görev yapan iki hâkim, genç suçluluğu, ceza sistemi ve toplumdaki "daha ağır ceza" taleplerini değerlendirdi. Eski gençlik hâkimi Norbert Gerstberger ile Viyana'da görev yapan hâkim Daniel Schmitzberger, genç suçluluğunun yalnızca cezaları artırarak çözülemeyeceğini vurguladı.
"Cezaevi Gençler İçin Doğru Yer Değil"
Daniel Schmitzberger, gençlik mahkemelerinin ortaya çıkış amacının gençleri cezalandırmaktan çok yeniden topluma kazandırmak olduğunu belirtti.
Gençlerin yetişkinlerle birlikte cezaevine gönderilmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını ifade eden Schmitzberger, asıl hedefin gençlerin yeniden suç işlemelerini önlemek olması gerektiğini söyledi.
"Daha Ağır Cezalar Suçları Azaltmıyor"
Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri, ağır cezaların caydırıcılığı konusundaki değerlendirmeler oldu.
Schmitzberger'e göre bilimsel araştırmalar, cezaların ağırlaştırılmasının suç oranlarını düşürdüğünü göstermiyor.
Uzman hâkim, insanların suç işlememelerinin temel nedeninin uzun hapis cezalarından korkmaları değil, toplumsal sonuçlardan çekinmeleri olduğunu belirtti. Ona göre ceza hukuku, devletin başvurabileceği son araç olmalı ve toplumsal sorunların çözümü ceza yasalarıyla değil, önleyici tedbirlerle sağlanmalı.
"Göze Göz" Anlayışı Çözüm Değil
Norbert Gerstberger ise toplumda cezalandırma isteğinin her zaman var olduğunu ancak son yıllarda bunun daha görünür hale geldiğini söyledi.
Daniel Schmitzberger de öfke ve intikam duygularının insani olduğunu kabul etmekle birlikte, devletin intikam duygusuyla hareket etmemesi gerektiğini vurguladı.
Hâkim, "Göze göz anlayışı sonunda herkesin kör olmasına yol açar" diyerek adalet sisteminin amacının intikam değil, toplumsal düzeni sağlamak olduğunu ifade etti.
Genç Suçluluğu Gerçekte Azalıyor
Kamuoyunda sık sık genç suçluluğunun arttığı yönünde tartışmalar yaşansa da hâkimler farklı bir tablo çiziyor.
Schmitzberger'in verdiği bilgilere göre polis kayıtlarına geçen olay sayıları artarken, mahkûmiyet kararları uzun vadede düşüş gösteriyor.
Özellikle gençler ve genç yetişkinler arasında verilen mahkûmiyet kararlarının son 20 yılda yarı yarıya azaldığı belirtiliyor. 2024 yılında verilen mahkûmiyet sayısının 2004 yılına göre yaklaşık yüzde 50 daha düşük olduğu ifade ediliyor.
Sosyal Medya Etkili Ama Tek Sebep Değil
Hâkimler, sosyal medyanın gençler üzerinde önemli etkileri bulunduğunu kabul ediyor.
Ancak Schmitzberger'e göre her nesil kendi döneminde benzer tartışmalar yaşadı. Geçmişte bilgisayar oyunları, rock müzik, radyo ve sinema için de benzer endişeler dile getirilmişti.
Uzmanlar, gençlerin dijital dünyada yalnız bırakılmaması ve ailelerin rehberlik rolünü üstlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Yoksulluk ve Gelecek Kaygısı Suç Riskini Artırabiliyor
Norbert Gerstberger, ekonomik sıkıntıların ve toplumsal dışlanmanın suç riskini artırabildiğini söyledi.
Özellikle geleceğe dair umutlarını kaybeden gençlerin yanlış yollara sapma ihtimalinin yükseldiğini belirten hâkim, ekonomik ve sosyal sorunların azaltılmasının suç oranlarını düşürmede önemli rol oynayacağını ifade etti.
Suçun Tek Bir Nedeni Yok
Röportajda göçmen kökenli gençler ve suç ilişkisi de gündeme geldi.
Schmitzberger, suçun tek bir nedene bağlanamayacağını belirterek, yoksulluk, travmalar, aile yapısı ve sosyal koşullar gibi birçok etkenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bir kişinin kökenine bakarak suç işlemeye daha yatkın olduğunu söylemenin doğru olmadığını vurgulayan hâkim, toplumdaki genellemelerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Nesiller Arası Mesaj
Röportajın sonunda iki hâkim birbirlerine ve farklı kuşaklara mesaj verdi.
Norbert Gerstberger gençlere, kendi deneyimlerini yaşamaları gerektiğini ancak kendilerine aktarılan temel değerleri unutmamalarını tavsiye etti.
Daniel Schmitzberger ise önceki kuşaklara teşekkür ederek, "Bize bıraktığınız kazanımlar için teşekkür ederim" dedi.
