Avusturya İslam Cemaati Başkanı Dr. Fuat Sanaç, mecliste kabul edilen İslam Yasası'na yapılan eleştirilere sert ifadelerle cevap verdi. 

Medyatik Dergisi'nden Murat Şimşek'e açıklamalarda bulunan Sanaç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi;

''İslam Cemaati Başkanı Dr. Fuat Sanaç: “1912’de çıkan İslam Yasası’nın üzerinden 100 küsur sene geçmişti. Bunun yenilenmesi gerekiyordu. Hiçbir ihtiyaca cevap veremiyordu. Bir mezarlık açmak için 25 seneye ihtiyaç vardı. Çünkü bir kanuni dayanağı yoktu. Bu yasanın üzerinden 100 sene geçmişken sadece 8 paragrafın tüm ihtiyaçlarımıza cevap vermesi mümkün değildi. Bu maddelerden 4’ü sadece bizim mesuliyetlerimizi içeriyordu. 4 tanesi de sadece namaz, müftü ve mezarlıkla ilgiliydi ki o da Viyana’daki Zentralfridhof’ta bir parsel olarak geçmektedir.

Ve o kanunda da tıpkı bugünkünde olduğu gibi Avusturya kanunları bütün kanunların üstündedir diyordu. Bazıları bu ibare sanki oraya yeni konmuş gibi beyanda bulunuyorlar... Bundan dolayı kendi kanunumuzu biz taslak olarak hazırladık. Dedik ki; öncelikle neden bir İslam Kanununa ihtiyaç olduğunu izah ettik ve bunu muhataplarımızın hepsiyle de paylaştık. Daha sonra ihtiyaçlarımız doğrultusunda hazırladığımız kanun taslağını 9 Kasım 2011 tarihinde ilgili bakanlığa verdik. Bunun karşılığında ise Avusturya devleti de bazı konularda kendi itirazlarını ve taleplerini dile getirdi. Bu süreç boyunca biz kurumsal olarak kabullenemeyeceğimiz maddelere sürekli itirazlarda bulunduk. İlk itiraz tarihimiz 7 Temmuz 2014’tedir.

Bugün karşı olduğumuz bütün maddelere o günde karşı olduk ve itiraz ettik. Bugün bizi eleştirmek için bağırıp çağıranların bunu bilmesi gerekir. Bu itirazımızı hem de hükümetten henüz taslak bize gelmeden bu konuların geleceğini öngörerek yaptık. Taslağın bize gelme tarihi 11 Temmuz 2014.

Bize gelen taslakta akla ve mantığa uymayan 5 maddenin çıkmasını istedik ve 5 madde taslaktan çıkarıldı. Bu arada bazı istenmeyen olaylar gelişti. Örneğin: o zaman Aleviler ve Şiiler bu kanunla ilgili olarak söz konusu değildi. Aleviler Anayasa Mahkemesine başvurarak bu hakkı elde ettiler. İki tane Alevi Cemaati burada kurulmuş oldu. Biri Glaubensgemeinschaft olarak, biri de Bekenntnisgemeinschaft olarak. Ardından birde Şiilerin kuruldu ve onlarda bu işin içine dâhil oldular. Birde ne olduğu belirsiz olan liberal bir grup girdi işin içerisine. Ve tüm ilave olarak hepimizin yakından bildiği dünyadaki gelişmeler buna eklendi. Terör olayları, bunların Avrupa’ya sıçraması bütün bunlara rağmen biz görüşmelere soğukkanlılıkla devam ettik ve en son 2 bakanla, onların bürokratlarıyla, bizim ve onların hukukçularıyla bakanlıkta bir araya gelerek bu maddeleri teker teker gözden geçirdik. Bu görüşmeler neticesinde 16 maddeyi daha değiştirdik.

Devletin bizden talep ettikleri tam bir felaketti. Bu itirazlarımız neticesinde bu maddeler değişti. Şimdi birileri bize saldırıyorlar. Sanki biz devletiz, her şeye biz karar veriyormuşuz gibi davranıyorlar. Biz burada hükümet ve meclisin üzerinde miyiz? Herkesin biraz empati yapması gerekiyor. Şu anda toptan bir kötüleme ile karşı karşıyayız. Allah iyiliklerini versin...
Kanunu toptan kötülemek yerine hangi maddeden rahatsızlarsa bunu bize söylesinler. Örneğin Türkiye’den imamlar gelmeyecek deniliyor ki bu doğru değil. Türkiye’den para gelmeyecek diyorlar aynı şekilde bu da doğru değil. İmamların Türkiye’den memur olarak gelmesini devlet istemiyor. Diğer Türk dernekleri nasıl getiriyorsa ATİB teşkilatımız da o şekilde getirebilir. Peki, biz bu maddeyi kabul ettik mi? hayır! Ve bunun için bütün demokratik yollar açık. Hukuk çerçevesinde gereken her şey yapılıyor.

Bu yeni yasayla Müslümanların temel hakları kanunla garanti altına alındı. Biz sünnet meselesini, başörtüsü meselesini, anaokulundan üniversiteye kadar eğitim hakkını garanti altına almışız. Kesim meselesini, helal meselesini, tatil meselesini, camii meselesini, askerlik, hastane, hapishane meselesini ve mezarlık meselesini yani A’dan Z’ye ne kadar haklar var ise hepsini garanti altına almış olduk. Bizim en büyük talebimizde zaten Müslümanların haklarının garanti altına alınmasıydı ki bu yeni yasa ile bu sağlanmış oldu. Bir maddeden dolayı tüm diğer maddeleri kötülemek akıl ve izanla asla bağdaşmadığı gibi, vicdanla da açıklanacak bir durum değildir.

Şimdi herkesin karşı olduğu bir paragraf var ki, karşı çıkışı önce biz başlattık. Bu madde ise yurtdışı finansmanıyla ilgilidir. Son bir ayda sadece bu madde için 38 görüşme yaptık. Bunun başta bakanlar olmak üzere, parti gruplarıyla, milletvekilleriyle görüştük. Fakat bütün bu çabalarımıza ve emeklerimize rağmen, maalesef hükümet bu konuda tutumundan vazgeçmedi. Bize bu konunun kendilerinin kırmızıçizgisi olduğu defaatle söylendi. Bizler imamlarımızın mağdur olmasını istemediğimiz için karşı çıktık. İkincisi bu başlığın İslam Kanunu’ndan çıkmasını istedim. Çünkü bir kere bu memurla ilgili bir konu, parayla ilgili değil.

Bu konuda örneğin Mısır’ın 2 tane din görevlisi vardı gidip bakanlıkla görüştüler ve artık maaşların buradan alınacağını beyan ettiler ve kabul edildi. Suudi Arabistan’ın 7 tane din görevlisi vardı onlarda aynı şekilde kabul ettiler. Yani para yine başka bir ülkeden gelecek fakat maaşların vakıf üzerinden ödenmesi isteniyor.

Fakat diğer taraftan gelecek için bir fikir jimnastiği yapacak olursak Türkiye gibi bir devlet için bu meblağlar hiçbir sorun teşkil etmez. Zira Avusturya devleti bir imam için 2800 Euro’luk brüt bir maaş istiyor. Burada şöyle düşünemez miyiz, şayet mesele buysa? Mademki bir köy papazı bu kadar alıyor, biz imamlarımıza bunu neden layık görmeyelim? İmamlar bir nevi âlimdirler. Âlimine saygı göstermeyen toplumlara saygı gösterilemez. Bu zihniyeti değiştirmemiz lazım bizim. Evet, Türkiye büyük bir devlettir, Türkiye’de ne para, ne de imam kıtlığı var. Bunlar sık sık dillendirildiği için arz ediyorum. Ama mesele bu değil...

Bu maddeden dolayı rahatsız olan esas kesim kim, aslında buraya dikkat etmek lazım: Küçük marjinal gruplar – ki bunlar yurtdışından para alıyorlar – bunların hiçbir dikili ağacı yoktur. Bunları herkes biliyor. En çok bağıran bunlar. Bu gruplar aldıkları parayı beyan etmek istemiyorlar. Çünkü bu paralar vakıf üzerinden girdiğinde beyan edilmesi gerekiyor. Onlar ise bu paranın beyan etmekten uzaklar. Bazıları bunları turistik geziler için kullanıyorlar.

Ayrıca kendilerini Avusturya’nın elit Müslümanları olarak görüyorlar. Cemiyetler çalışacak, teşkilatlar çalışacak, bizlerin açtığı camilere gidip namaz kılacaklar, birde bizlere karşı imza toplayacaklar, yalanla ve kandırmayla... Kimdir bunlar? Bugüne kadar Müslümanlar için ne yapmışlardır? Biri bana bunu açıklasın! Örneğin densin ki bunların bir tane camisi var falan yerde. Bizim açtığımız okullarda öğretmenlik yapıyorlar. Bizim açtığımız kurumlarda çalışıyorlar. Benim iyi niyetli insanım da bunu bilmediği için sanıyor ki bu gruplar bir şeyler yapmışlar. İnternet te bir sayfa açıyor, bir grup kuruluyor. Kim kurmuş? Arkasında kim var? Bunlar Avusturya İslam Cemaati’nin üyesi bile değiller. Taş üstüne taş koymuş değildirler. Sanal dünyada atıp tutmaktan başka bir şey yapmıyorlar.

Bu konuda tek istisna Bosna ve Arnavut Cemaatleridir. Onları tebrik ediyorum. İnsani ve İslami hareket ediyorlar. Kendilerine gelen haberleri araştırmadan konuşmuyorlar. Bütün imam ve idarecilerini bir araya topladıktan sonra ilgili kişileri davet ederek insanlarını aydınlatıyorlar ve bundan sonra da kesinlikle içlerinden çatlak bir ses çıkmıyor. Hepsine teşekkür ediyorum.

Birde Üniversitedeki Profesörlerin meselesi vardı. Biz Profesörlerin üye olmalarını istemedik. Zira üyeliği engelleme diye bir kanun yok. Müslüman olmayan birisi de gelip üye olmak isteyebilir. İslam karşıtı birisi de gelip üye olmak isteyebilir. Fikriyle, zikriyle tamamen bize zıt olan birisi de olabilir. Bunun için şart koştuk. Hem Müslüman olacak ve hem de Avusturya İslam Cemaati’nin çizgisinde olacak.

Kanunun kabulüne dönecek olursak; en son mütalaamızı hep birlikte kabul ettik. Bu mütalaa hem Şûra’nın onayı hem de federasyonların onayı ile gerçekleşmiştir. Biz bu onaylardan sonra 2 bakanlığa ve 2 komisyon başkanlığına gönderdik, gerisi tamamen iftiradır. Müslüman adam vermiş olduğu sözün arkasında durur. Ve çıkar evet biz yaptık derler. Bu algı operasyonu başlatıldıktan sonra bizim aldığımız kararların hepsinde onayları bulunan Allah’ın bir kulu da çıkıp demedi ki, arkadaş bu adama haksızlık yapıyorsunuz, alınan bu kararları hep birlikte aldık. Müslüman insan sadece ve sadece Allah’tan korkar!

Bu yeni kanun bizim yüzde yüz arzu ettiğimiz bir kanun değil. Eğer öyle olsaydı zaten bizim itirazımız olmazdı. Bu kadar uzun sürmesinin nedeni de zaten budur. Bu çalışmalar tam 18 yıldır devam ediyordu. Bazıları neden bu acele diyorlar. Oysa 18 yıl olmuş bu görüşmelere başlayalı. Bu kanun bazı konularda bizim arzu ettiğimiz şekilde olmamasına rağmen, eski kanunla kıyaslandığında daha iyidir. Daha doğrusu biz bu maddeleri eski kanunun üzerine ilave ettik. Eski kanundan bir şey mi eksildi?

Herkesten İslami hareket etmelerini bekliyorum. Birisi size bir haber getirdi mi onun aslını bir öğrenmek gerekir. Yoksa yanlışlar ortaya çıkar. Yine herkesten ispatlı konuşmalarını beklerim. Toptancı davranarak kanunun hepsini kötülemeyin. İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. Bizim ölçümüz budur. Bu kanunun çıkmasından en fazla rahatsız olanlar İslam Cemaati’nin güçlenmesinden rahatsız olanlardır. Bunların bazıları iç kaynaklı, bazısı ise dış kaynaklıdır. Bazıları bir elimiz burada olsun diyenler, bazıları ise İslam Cemaati’ni kullanalım diyenlerdir.

Eğer birisi sadece hak talep ediyor fakat sorumluluk almıyorsa o ne kanundan, ne nizamdan ne de devletten anlamıyor demektir. Biz bütün gücümüzle çalıştık ve bu ortaya çıktı. Ben inanıyorum ki bu kanun Müslümanların önünü açacaktır. Bundan sonra yasayla düzenlenmiş haklara sahibiz. Herkese hayırlı olsun.” Dedi.

Yasa çerçevesinde dini tatillerin belirlenmesi, Viyana Üniversitesi bünyesinde bir ilahiyat fakültesi açılması, mezarlık açılması ve helal kesim yapma gibi birçok alanda düzenlemeler öngörülüyor.
Yasaya ilişkin müzakerelerde aktif rol alan Dışişleri ve Uyum Bakanı Sebastian Kurz, imamların başka bir ülkenin memuru olarak ve o ülkeden maaş almalarının yasaklanmasına ilişkin, “Angela Merkel’in maaşını ödediği bir papaz Avusturya’da çalışamaz. Başka ülkelerin hükümetlerin memuru olan imamların ülkemizde çalışmasını istemiyoruz.”


»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»


İslam Yasası'na yönelik eleştiriler genel hatlarıyla şöyle sıralanıyor:

- Müslümanlara yönelik şüphe: Yasanın birçok maddesinde Müslümanlara yönelik "devlete ve topluma karşı olumlu tutum içinde olmaları", "yasa dışı girişimlerde bulunmamaları" ve "yasalara uymaları" gibi şüpheci ve suçlayıcı ifadeler bulunuyor.

- Finansman yasağı: Yasadaki "yurt dışından finansman yasağı" maddesine göre, Türkiye'den gelen ve camilerde görev yapan 65 imamın görevi bir yıl içinde sona erecek.

- Cemaati tanıma ve iptal etme yetkisi: Bakanlar Kurulu, "bir dini cemaati tanıma ve lağvetmeye" yetkili.

- İmam yetiştirilmesi: Sadece üniversitede kurulacak İslam teoloji bölümünden mezun olanlar imam olabilecek.

- Camilerin durumu: Dernek statüsündeki camiler ya kamu tüzel kişiliği kazanarak İslam cemaatinin birer parçası olacak ya da kapanacak.

- Etkinliklerin iptal edilmesi: "Toplumsal güvenlik, düzen ve sağlığın ya da milli güvenliğin, diğer bireylerin güvenliğinin, hak veya özgürlüğünün kısıtlanmasına yol açabileceği düşünülen etkinlikler” iptal edilebilecek.

 

 

 

 

 

Kaynak : Haber Journal.at

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.