Vorarlberg’in Dornbirn kentinde 72 yaşındaki bir adamın 13 yaşındaki iki çocuk tarafından darbedilerek soyulması, Avusturya’da cezai sorumluluk yaşının düşürülmesi tartışmasını yeniden alevlendirdi. İki çocuğun yalnızca bu yıl 300’den fazla suça karıştığı belirtilirken uzmanlar, çözümün sadece cezaları ağırlaştırmakta değil, aileleri de sorumluluk altına almakta olduğunu vurguluyor.
Avusturya’da 14 yaşından küçük çocuklar cezai sorumluluk taşımıyor. Dornbirn’de yaşanan son şiddet olayının ardından bu sınırın 12 yaşına indirilmesi yeniden gündeme geldi.
Ancak Vorarlberg Çocuk ve Gençlik Hakları Savunucusu Christian Netzer ile sosyolog Simon Burtscher-Mathis, cezai sorumluluk yaşının düşürülmesine karşı çıkıyor.
Her iki uzman da erken müdahalenin, ailelerle iş birliğinin ve zorunlu danışmanlık uygulamalarının daha etkili olabileceğini savunuyor.
İki Çocuk Bu Yıl 300’den Fazla Suça Karıştı
Dornbirn’de 72 yaşındaki bir adamı hastanelik edecek şekilde darbedip soyan iki çocuğun, bu yıl içerisinde toplam 300’den fazla suça karıştığı belirtildi.
Henüz 13 yaşında olmaları nedeniyle çocuklar hakkında yetişkinler veya cezai sorumluluk yaşına ulaşmış gençler için öngörülen ceza hükümleri uygulanamıyor.
Ancak Christian Netzer, bunun olayların kayıtlara geçmediği anlamına gelmediğini belirtti.
Netzer’e göre polis tarafından hazırlanan raporlar savcılığa gönderiliyor ve çocukların karıştıkları olaylar resmi kayıtlarda yer alıyor.
“Ailelerle Danışmanlık Zorunlu Olmalı”
Christian Netzer, mevcut sistemde önemli bir eksiklik bulunduğuna dikkat çekti.
Suça karışan 14 yaşından küçük çocuklar için çocuk ve gençlik yardım kurumları devreye girse de ailelerin bu kurumlarla iş birliği yapması genel olarak gönüllülük esasına dayanıyor.
Netzer, ciddi suçlara karışan çocuklar ve ebeveynleri için zorunlu danışmanlık uygulaması getirilmesini istiyor.
Uzman, çocukların suç davranışlarının arkasında aile içi sorunlar, travmatik deneyimler veya psikiyatrik rahatsızlıklar bulunabileceğini belirterek bunların araştırılması gerektiğini ifade etti.
“Çocuk Yetiştirmek Sadece Hak Değil, Sorumluluktur”
Netzer, ebeveynlerin çocuklarının işlediği suçlardan doğrudan cezai sorumluluk taşımadığını ancak gözetim ve eğitim yükümlülükleri bulunduğunu hatırlattı.
Çocukların yetiştirilmesinde anne ve babaların sorumluluğuna dikkat çeken Netzer, ebeveynlerin çocuklarına belirli değerleri kazandırmakla yükümlü olduğunu vurguladı.
Ceza Yaşını 12’ye Düşürmek Çözüm mü?
Netzer, cezai sorumluluk yaşının 12’ye indirilmesinin bazı ağır olaylar nedeniyle haklı bir talep gibi görülebileceğini ancak bunun çok sayıda çocuğu ceza hukukunun kapsamına sokabileceğini söyledi.
Örneğin okul bahçesinde bir çocuğun başka bir çocuğu tehdit ederek yiyeceğini alması bile hukuken yağma suçu kapsamında değerlendirilebilecek bir duruma dönüşebilir.
Sosyolog Simon Burtscher-Mathis de cezai sorumluluk yaşını düşürmenin suç oranlarını azaltacağına ilişkin yeterli bilimsel kanıt bulunmadığını belirtti.
Uzmanlardan Aile İçi İhmal Uyarısı
Burtscher-Mathis, sürekli ve ağır suçlara karışan çocukların geçmişinde farklı türlerde ihmal yaşanmış olabileceğini söyledi.
Bunların duygusal, sosyal, psikolojik veya fiziksel ihmal şeklinde ortaya çıkabileceğini belirten sosyolog, özellikle erken çocukluk dönemindeki olumsuz deneyimlerin ilerleyen yıllarda ciddi davranış sorunlarına yol açabileceğini ifade etti.
Ancak bu değerlendirmelerin her çocuk için geçerli olmadığını, bireysel durumların ayrıca incelenmesi gerektiğini vurgulamak gerekiyor.
Almanya’daki Projede Dikkat Çeken Sonuçlar
Burtscher-Mathis, Almanya’nın Nordrhein-Westfalen eyaletinde uygulanan bir projeyi örnek gösterdi.
Projede polis ve gençlik dairesi çalışanları, suça karışan çocukların aileleriyle doğrudan iletişime geçerek ortak çözüm yolları geliştiriyor.
Sosyoloğun aktardığı sonuçlara göre:
- Gençlerin yaklaşık yüzde 50’si suç döngüsünden tamamen uzaklaşıyor.
- Yüzde 75’inden fazlasında ağır bedensel yaralama kapsamındaki suçların önlenmesinde başarı sağlanıyor.
Burtscher-Mathis, bu sonuçların ailelerle yakın iş birliğinin önemini gösterdiğini söyledi.
“Sorun Sadece Göçmen Ailelerin Çocuklarında Değil”
Genç suçluların kökenleri hakkındaki soruları da yanıtlayan Burtscher-Mathis, ağır suçlara karışan çocukların hem göçmen kökenli hem de göçmen kökenli olmayan ailelerden çıkabildiğini vurguladı.
Göç, yerinden edilme ve savaş nedeniyle yaşanan travmaların çocukları olumsuz etkileyebileceğini kabul eden sosyolog, aile içi ihmalin yalnızca göçmen ailelere özgü olmadığının altını çizdi.
“14 Yaşına Gelince Sorun Kendiliğinden Bitmeyecek”
Burtscher-Mathis’e göre asıl mesele, çocukların cezai sorumluluk yaşına ulaşmasından önce gerekli desteği alabilmeleri.
Çünkü bugün 13 yaşında ağır suçlara karışan bir çocuğun 14 yaşına gelmesi, davranışlarının kendiliğinden düzeleceği anlamına gelmiyor.
Uzmanlar, polis, çocuk ve gençlik yardım kurumları, sosyal hizmet uzmanları ve ailelerin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtiyor.
Tartışmanın merkezindeki soru ise şu: Suça karışan çocukları daha erken yaşta cezalandırmak mı, yoksa suça yönelmelerine neden olan sorunlara daha erken müdahale etmek mi daha etkili?
