Avusturya, son günlerde hızla derinleşen bir siyasi çalkantının ortasında. Geçen hafta sonu ÖVP, SPÖ ve liberal Neos partileri arasındaki koalisyon görüşmeleri sonuçsuz kalınca, sağ popülist FPÖ’nün lideri Herbert Kickl hükümeti kurma görevini üstlendi. Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, bu adımın kolay bir karar olmadığını ifade ederken, Kickl'in Avusturya’nın ilk FPÖ Başbakanı olma ihtimali tartışmalara neden oldu.

Kickl, görevlendirilmesinin ardından ilk olarak tutucu merkez sağ parti ÖVP ile görüşmelere başlamak istediğini açıkladı. FPÖ’nün Parti Merkez Yürütme Kurulu da müzakerelere oy birliğiyle onay verdi. ÖVP, daha önce istikrarlı bir hükümet kurma hedefiyle FPÖ ile iş birliğine açık olduğunu duyurmuştu.

KICKL VE OTORİTER YÖNELİM ENDİŞESİ

FPÖ lideri Kickl’in, seçim öncesinde “arananlar listesi” gibi tartışmalı önerileri ve Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın otoriter yönetimine duyduğu sempati, birçok kesimde endişe yaratıyor. Özellikle ÖVP’nin eski lideri Karl Nehammer ve diğer önde gelen siyasetçiler, Kickl'i bir “güvenlik riski” olarak nitelendirdi.

Bu arada, FPÖ’nün muhtemel hükümetine karşı tepkiler, bugün büyük bir protestoyla gündeme geldi. Başbakanlık Sarayı önünde düzenlenen gösteri, "Demokrasi için alarm - Demokrasiyi savunmak" sloganı altında gerçekleşiyor. Etkinlik, Volkshilfe, Greenpeace ve SOS Mitmensch gibi tanınmış sivil toplum kuruluşları tarafından organize edildi.

ÖVP’DE DEĞİŞİM VE BÜTÇE KRİZİ

ÖVP’de, Karl Nehammer’in hükümeti kurma görevini iade etmesinin ardından, parti geçici lider olarak Christian Stocker’i seçti. Geçmişte FPÖ’ye karşı sert bir tutum sergileyen Stocker, “Ülkenin istikrarlı bir hükümete ihtiyacı var” diyerek mevcut durumda FPÖ ile iş birliği yapma gerekliliğini savundu. Ancak bu durum, partinin işveren kanadının güçlü etkisi altında olduğuna dair eleştirileri beraberinde getirdi.

Avusturya’nın ciddi bütçe açığı sorunu da koalisyon görüşmelerinin merkezinde yer alıyor. 2031 yılına kadar 18,4 milyar avroluk bir açık kapatılması gerekiyor ve 2025 yılı için en az 3,9 milyar avroluk tasarruf planlanıyor. Kickl’in bu konuda henüz somut bir çözüm sunmamış olması eleştirileri artırıyor.

ERKEN SEÇİM TEHDİDİ

Kickl, hükümet kurma görüşmelerinde ÖVP’nin “dürüst siyaset” anlayışını benimsemesi gerektiğini belirtti ve aksi takdirde erken seçim tehdidinde bulundu. Anketler, FPÖ’nün oy oranının %35,5 civarında olduğunu gösteriyor ve bu durumda erken seçimler en çok FPÖ’nün işine yarayacak gibi görünüyor. ÖVP’nin FPÖ’den Avrupa Birliği iş birliği, medya özgürlüğü ve Rusya’dan bağımsızlık gibi konularda net yanıtlar talep etmesi, bu durumu değiştiremiyor.

Herbert Kickl ister hükümeti kursun, ister erken seçim kararı alınsın, tüm senaryolarda radikal sağ FPÖ’nün güç kazanması bekleniyor. Avusturya, önümüzdeki günlerde nasıl bir siyasi yöne evrileceğini merakla bekliyor.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.