Reinhold Mitterlehner, partisi ÖVP ile hesaplaşma adına yazdığı kitabı ''Duruş'' kitabını kamuoyu ile paylaşırken, hükümet ile alakalı olay yaratacak açıklamalarda bulundu
Başbakan Sebastian Kurz’tan önce ÖVP Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı olan Reinhold Mitterlehner Çarşamba günü (17 Nisan 2019) basın mensuplarının karşısına geçerek, ilk kez yaşanılan süreci ve şu anki hükümetin siyasi çizgisi hakkında konuştu.
10 Mayıs 2017 günü ani bir karar ile ÖVP Partisi Genel Başkanlığı görevinden istifa eden Reinhold Mitterlehner yaklaşık iki yıl süren sessizliğini bozarak ilk kez partisi ve o dönemde parti içersinde oluşan entrikalar hakkında açıklamalarda bulundu. Yaşanılan süreci çıkardığı “Duruş” (Haltung) isimli kitabında detaylı bir şekilde anlattığını belirten Mitterlehner, Sebastian Kurz ile yeni bir kimliğe bürünen yeni ÖVP partisi hakkındada çarpıcı açıklamalar yaptı.
Halen ÖVP partisi üyesi olan Reinhold Mitterlehner, o dönem gizli gizli genel başkanlığa oynayan Sebastian Kurz’un, arkasından bazı dolaplar çevirdiğini ve son olarak kendisine o dönem birlikte koalisyon ortaklığı yaptıkları SPÖ ile hükümeti yıkarak yeniden seçime gidilmesi için baskı uygulandığını belirtti.
Mitterlehner; ''Hali hazırdaki hükümeti bana yıktırarak, beni kara kedi ilan edecek ve kendisi yeni seçime temiz olarak girecekti. Kamuoyuna istifam ile birlikte partiyi ve Sebastian Kurz’u hazırlıksız bıraktığım imajı verildi. Sözde partiyi zor günde üstlendiğini iddia eden Kurz’un daha sonra ortaya çıkan belgeler dahilinde, partiyi kurmayları ve yandaşları ile birlikte yaklaşık bir yıldır ele geçirme çalışmaları olduğu ortaya çıktı'' dedi.
Yeni hükümet mültecileri korumuyor, mültecilerden korumaya çalışıyor!
Mitterlehner; ''Vorarlberg’te saati 4,00 Euro’ya çalışan 540 mülteci ayda yaklaşık brüt 22.000 Euro kazanırken, ülkenin bir bakanı bu ücreti bir ayda tek başına alıyor ve şimdi çıkıp saat ücretini 1,50 Euro’dan çalıştırmayı planlıyorlar. Bu nasıl bir anlayış bu nasıl bir adalet. Benim dönemimde mülteci kabul etme merkezi (Aufnahmezentrum) hakkında, mülteci toplana kampı (Ausreisezentrum) açıklaması yapan kişinin istifa etmesi gerekirdi, bugüne geldiğimizde bu merkezlerin adlarının “yurt dışı etme merkezi” olarak değiştirildiğini görüyoruz. Insan hakları adı altında geldiğimiz bu noktayı nasıl kabul edebiliriz? Savaştan kaçarak Avusturya’ya sığındığını zanneden bir mültecinin yurt dışı edilme merkezine geldiğini nasıl anlatabiliriz bu insanlara?
Avusturya’nın ötekileştirme ve dışlama politikasının düşündürücü boyutlara geldiğini son olarak hortlayan kimlikçi hareket nezdinde iyice görüyoruz. Söz konusu oluşum ile alakalı sadece yüzeysel araştırmalar yapılıyor, kim üye, kim ne kadar bağış yaptı gibi. Eğer gerçekten konuyu ciddiye alsanız bu oluşumun hedeflerini araştırırsınız, içeriğini araştırırsanızda ırkçı (Apartheid) bir siyasetin ortasında bulursunuz kendinizi. Avusturyalıcılık oynarsanız, Avusturyalılığı her şeyin önüne koyarsanız, Avusturyalılığı başka kültür ve başka dinlerden, islamiyetten üstün görürseniz, geçmişe geri dönersiniz!
Şimdi çıkıp bana bunlar teorik derseniz size sosyal işler bakanlığının yeni asgari gelir çalışmasındaki “İlk önce Avusturya” açıklamasını hatırlatırım, işçi odası seçimlerinde bazı partilerin seçim pankartlarındaki “Önce Avusturya” sloganlarını sorarım ve size burda insan hakları anayasa mahkemesinin ilk maddesi olan “Burda olanlar, buralılar” ibaresini ve her insanın eşit değerde olduğunu hatırlatmak isterim” diye ekledi.
Mitterlehner son olarak ülkenin liberal demokrasiden otoriter demokrasiye geçtiğini belirterek, gidişattan endişeli olduğunu açıkladı.
Copyright © www.havadis.at. Tüm Hakları Saklıdır. Havadis.at yayımladığı haber, fotoğraf ve görüntü ile internet ve wap için oluşturduğu her türlü bilgi, havadis.at yönetiminin izini olmadan hiçbir şekilde kullanılamaz.
