İran savaşıyla birlikte Avrupa’da ekonomik belirsizlik daha da derinleşirken, vatandaşların harcama alışkanlıklarında dikkat çekici değişimler yaşanıyor. Araştırmalara göre tüketiciler artık daha planlı ve temkinli alışveriş yaparak yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliyor.
Pazar araştırma şirketi YouGov tarafından yapılan analiz, artan enerji, gübre ve lojistik maliyetlerinin Avrupa’daki hane halkı üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu ortaya koydu. Buna göre tüketiciler, ani harcama kesintilerinden ziyade daha seçici ve kontrollü alışveriş davranışına yöneliyor.
Uzmanlar, 2022’den bu yana devam eden hayat pahalılığı krizinin, savaşlar ve jeopolitik gerilimlerle daha da derinleştiğini belirtiyor. YouGov danışmanı Stefan Lohmann, mevcut durumda artan fiyatların zaten yüksek enflasyon ortamına denk geldiğini ve bunun tüketici davranışlarını kalıcı olarak değiştirdiğini ifade etti.
Araştırma kapsamında altı Avrupa ülkesinde 8 binden fazla kişiyle yapılan anket sonuçlarına göre, birçok kişi önümüzdeki dönemde harcamalarını daha da kısmak zorunda kalacağını düşünüyor. Özellikle daha önce bütçesini daraltmak zorunda kalan kesimlerde bu beklenti daha güçlü.
Artan yaşam maliyetleri günlük hayatı doğrudan etkiliyor. Birçok Avrupa ülkesinde haneler, enerji, ulaşım ve gıda gibi temel giderleri karşılamakta zorlandıklarını ifade ediyor.
Öte yandan Beate Meinl-Reisinger, İran’daki çatışmanın uzaması halinde Avrupa’nın 1970’lerdeki petrol krizinden bile daha ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. O dönemde yaşanan enerji krizi, sanayileşmiş ülkelerde ciddi durgunluklara yol açmıştı.
Meinl-Reisinger ayrıca yalnızca enerji değil, aynı zamanda gübre ve çip üretiminde kullanılan ham maddelerin de risk altında olduğuna dikkat çekerek, küresel ölçekte bir gıda krizinin tetiklenebileceğini belirtti. Bu durumun özellikle yoksul bölgelerde açlık riskini artırabileceği ve göç baskısını yeniden yükseltebileceği ifade edildi.
Kısa süreli ateşkes girişimlerine rağmen bölgede gerilim devam ederken, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden aksaması küresel piyasalar açısından yeni bir risk unsuru olarak öne çıkıyor.
