Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından oluşturulan ve kamuoyunda „Otomatik Bilgi Paylaşımı“ olarak bilinen anlaşma kapsamında, 30 Eylül´den itibaren, vergi daireleri arasında karşılıklı mali durum paylaşımı yapılmaya başlanacak. Bu otomatik ve karşılıklı bilgi alışverişi (Automatischer Informationsaustausch-AIA) bünyesinde Türkiye ilk kez yer alacak ve Alman maliyesine Türkiye’den büyük bir bilgi aktarımı gerçekleşecek. Uzmanlara göre, özellikle eski Türk yeni Alman vatandaşlarını bu alanda “büyük sürprizler” bekliyor.

İmzalandığı ve yürürlüğe girdiği günden beri tartışılan uygulamanın, 30 Eylül'de bir fiil faaliyete geçmesiyle iki ülke arasında çok gergin bir dönemi başlatması bekleniyor. Almanya'da yaşayan Türkler bu durumdan oldukça gergin. Ankara’nın ise Almanya’da yaşayan “milyonlarca yurttaş ve soydaşını” ilgilendiren bir konudaki sessizliği dikkat çekiyor.

Türk kökenliler tedirgin   

Federal Almanya’nın hafta sonunda yayımlanan haftalık finans dergilerinden “Euro am Sonntag”ın yeni sayısında yarım sütunluk bir haberde, Almanya’daki Türkiye kökenli topluluğun büyük bir hareketlenme yaşayabileceğine işaret edildi. Elektronik yolla aktarılacak bu bilgilerin çok kapsamlı olacağı belirtildi.

Buna göre, finans kuruluşları, mesela Türkiye’deki bankalar, bundan böyle AIA çerçevesinde yabancı müşterilerinin kişisel bilgilerini ve hesaplarıyla depolarının yıl sonu nihai bakiyelerini, faiz ve kâr payı gelirlerini, değerli kağıtlarla yaptığı alışverişlerden doğan kazançlarını Almanya’ya bildirmek zorunda. Resmi rakamlara göre 2.8 milyon, tahminlere göre 3 milyonu aşkın Türkiye kökenlinin yaşadığı Almanya’da, bu topluluğun Türkiye’de çeşitli düzeylerde mal varlıkları ve ticari işlemleri, farklı kaynaklardan gelirleri olduğu, ancak bunları da Alman vergi sistemine bildirmediği, dolayısıyla vergilendirmediği, herkesin bildiği bir sır olarak yıllardır masada duruyordu.

Kendini ihbar cezaları önler mi

Haberde bazı vergi uzmanlarının, Almanya’daki Türkiye kökenli toplum bünyesinde hararetli bir “kendini ihbar dalgası” yaşanabileceği yolundaki yorumlarına da yer verildi. Bazı uzmanlar, AIA verilerinin Ankara’dan Berlin’e iletilmediği sürece, bu alışverişe konu olabilecek Türklerin, Almanya’daki vergi dairelerine kendilerini ihbar ederek muhtemel bir cezai takibattan kurtulabileceklerini hatırlattılar.

Türkiye kökenli ve Almanya’da yaşayan milyonlarca insanın, Türkiye kaynaklı şu veya bu biçimde vergilendirilmemiş yüksek tutarda bir getiri sahibi olduğu, bu vergilendirilmemiş gelirlerin 30 Eylül’den sonraki bilgi aktarımıyla ortaya döküleceği belirtiliyor. Böyle bir durumda da Alman vergi dairelerinin, bu gelirlerin vergilerini, Almanya’daki Türkiye kökenlilerden veya Türkiye kökenli Alman vatandaşlarından sonradan talep etme hakkı doğuyor.

OECD nedir ?

OECD, açılımı ile İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatıdır. Teşkilatının İngilizce karşılığı The Organısatıon For Economıc Co-Operatıon And Development şeklindedir. 

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Batı Avrupa ekonomilerinin desteklenmesi ve onarımı amacıyla, Marshall Planı çerçevesinde ABD ve Kanada'nın o dönemde yaptıkları, yaklaşık 12 Milyar Dolar civarında olan mali yardımın dağıtımına yardımcı olmak ve Avrupa ülkeleri arasındaki ticari ödemeleri serbestleştirerek geliştirmek amacıyla 1947-1960 yılları arasında faaliyette bulunan Avrupa Ekonomi İşbirliği Teşkilatı'nın (OEEC) işlevini tamamlaması üzerine, onun yerine ve daha geniş bir görev tanımı çerçevesinde kurulmuştur.

14 Aralık 1960 yılında Paris'te imzalanan "Convention on the Organisation for Economic Co-operation and Development", OECD'nin kurucu Anlaşmasını teşkil etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, 2 Ağustos 1961'de OECD Konvansiyonu'nu onaylayarak OECD'ye kurucu üye olarak katılmıştır.

OECD'NİN GÖREVİ NEDİR?

İstatistiksel, ekonomik ve sosyal veriler sağlamak,

Ekonomik gelişmeleri analiz etmek ve öngörülerde bulunmak,

Ticaret, çevre, tarım, teknoloji ve mali politikalardaki değişiklik ve gelişmeleri araştırmak şeklindedir.

OECD aynı zamanda, politika deneyimlerini karşılaştırma, ortak sorunlara cevap arama, iyi uygulamaları tanımlama, ülke içi ve uluslararası politikaları koordine etme konularında, üye ülkelere yardımcı olmaktadır.

OECD ÜYE ÜLKELERİ HANGİLERİDİR?

A.B.D., Almanya, Avustralya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Kore, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Meksika, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovak, Slovenya, Şili, Türkiye, Yeni Zelanda, Yunanistan.

Bu 36 üye ülkeye ek olarak Avrupa Komisyonu ile birlikte çalışmalar yürütülmektedir.

OECD üyesi olmak üzere davet edilen ülkeler; Kolombiya, Letonya, Litvanya ve Kosta Rika

OECD'nin yakın temas halinde olduğu üye olmayan ülkeler; Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya ve Güney Afrika Cumhuriyeti

OECD'nin Amaçları

OECD Anayasasının 1. Maddesinde şu şekilde tanımlanmaktadır:

• Sürdürülebilir ekonomik büyümeyi desteklemek,

• İstihdamı arttırmak,

• Yaşam standartlarını yükseltmek,

• Finansal istikrarı sağlamak ve korumak,

• Diğer ülkelerin ekonomik gelişmelerine yardımcı olmak

• Uluslararası yükümlülüklere uygun şekilde çok taraflı, ayrımcı olmayan, dünya ticaretinin gelişmesine katkıda bulunmak

OECD'nin yapısı 3 temel unsura dayanmaktadır.

1) OECD üye ülkeleri: Her ülke bir büyükelçi liderliğindeki delegasyon ile temsil edilmektedir. Üye ülkeler birlikte OECD Konseyi'ni oluşturmaktadır. Örgütün yol haritası kolektif şekilde burada çizilmektedir.

2) OECD Sürekli Komiteleri: OECD'nin her çalışma alanına ait bir Sürekli Komite bulunmaktadır. Bunların yanında çeşitli geçici yapılar da oluşturulmaktadır. Bu komitelerde üyelerden ve üye olmayan ülkelerden uzmanlar bulunmaktadır.

3) Sekretarya: Genel Sekreter tarafından yönlendirilen Sekretaryanın, komitelere destek sağlayan yaklaşık 2.500 çalışanı bulunmaktadır.

OECD'NİN ANA FAALİYET ALANLARI

Ekonomi;

• Karşılaştırmalı verileri analiz etmek ve yayınlamak,

• Tahminlerde bulunmak,

• Büyüme ve istikrar için politikalar geliştirmek,

• Serbest pazarı teşvik etmek,

• Sınır ötesi yatırımları teşvik etmek,

• İyi uygulamaları paylaşmak,

• Gelişme yolundaki ülkelere yardım etmek amacıyla bilgi ve deneyimlerini aktarmak.


Çevre, sürdürülebilir kalkınma;

• Piyasaların daha sağlıklı bir çevrede çalışmasını teşvik etmek,

• Bilim ve teknolojiden tüm insanların faydalanmasını sağlamak,

• Atık ve kirliliği azaltmak,

• Üye ülkelerin, temel enerji konularını Uluslararası Enerji Ajansı ve Nükleer Enerji Ajansı aracılığıyla görüşmelerini sağlamaktır.


Finans;

• Finansal hizmetlerde serbestleşmeyi teşvik etmek ve uluslararası iyi finans uygulamaları geliştirmek,

• Ulusal vergi sistemleri ve bunların iş, sermaye ve ürün piyasaları üzerindeki etkilerini analiz etmek,

• Nüfus yaşlanmasının sonuçları ve bunun sigorta ve emeklilik sistemleri üzerindeki etkileri konusunda çalışmalar yapmak.

Yönetişim;

• Etkin kamu yönetimini teşvik etmek,

• Şirketleri, işlerini daha iyi yürütmeleri konusunda cesaretlendirmek,

• Şeffaf ve adil vergi sistemleri kurulmasını temin etmek,

• Adil rekabeti sağlamak,

• Yolsuzluk ve para aklama ile mücadele etmek,

• Politika oluşturmada vatandaşların katılımını teşvik etmek.

İnovasyon;

• Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin, sürdürülebilir ekonomik gelişmedeki rolünün daha iyi anlaşılmasını sağlamak,

• Gösterge niteliğindeki ülkelerin icat performanslarına göre göstergeler geliştirilmesi. 

 

yenivatan.at/hurriyet.com.tr

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.