İKİ yıldır salgın ve alınan önlemler nedeniyle ara verilen Berlin Büyükelçiliği’ndeki iftar yemeği programı dün akşam yeniden düzenlendi. Elçilik binasında verilen yemeğe, Federal Meclis milletvekilleri Nils Schmid, Derya Türk-Nachbaur, Gülistan Yüksel, Nezahat Baradari ile iç istihbarattan sorumlu Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkan Yardımcısı Sinan Selen, Türk sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, büyükelçiler, bürokratlar ve Alman davetliler katıldı.

Burada bir konuşma yapan Berlin Büyükelçisi Ahmet Başar Şen, Almanya’daki Türklerin iki ülke arasında köprü fonksiyonu gördüğünü ve iki ülke arasındaki bağların en güçlü öğesi olduğunu söyledi. Davete katılanlara “Sizden bir ricam var” diye seslenen Büyükelçi Şen, “Ramazan ayı bitmeden, bildiğiniz, tanıdığınız, komşunuz olabilir, bir Alman aileyi iftara davet edin. Onlara Ramazan ayını, orucu, iftarı anlatın, ekmeğinizi onlarla bölüşün. Almanya’da yaşayan Müslüman nüfusun çoğunluğunu Türkler oluşturmaktadır. Nüfusu 3 milyonu aşan Almanya Türk Toplumu da iki ülkeyi birbirine bağlayan en önemli bağdır. Almanya’daki insanlarımızı bizler ortak değerimiz olarak görüyor, onların huzurunu ve esenliğini Türkiye’dekilerden ayrı tutmuyoruz” dedi.

Büyükelçi Başar Şen, iftar davetine katılan Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkan Yardımcısı Sinan Selen ile sohbet etti.

ZORLUKLAR DEVAM EDİYOR

Almanya’nın, 60 yıl önce çalışmak amacıyla gelen Türklerin de vatanı haline geldiğini belirten Başar Şen, artan İslam karşıtlığı ve ayrımcılığa da dikkati çekti: “Bu süreçte, göç eden kişiler yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ve ayrımcılık gibi önemli zorluklarla karşılaşmışlardır. Bu zorluklar maalesef halen devam etmektedir. Alman tarafı da bunun farkında. Özellikle son dönemlerde yaşanan NSU cinayetleri, Halle ve Hanau saldırıları gibi şiddet olaylarının ardından federal hükümetin aldığı tedbirler, keza Dışişleri Bakanlığı’nın son dönemde açıkladığı aşırı sağa karşı eylem planı duyulan bu hassasiyetin göstergesidir.

Bununla birlikte, başta Türkler olmak üzere göçmen kökenliler aradan geçen bu sürede Alman toplumuna başarılı bir şekilde uyum sağlamışlar, Almanya’nın ekonomik gelişimine ve çok kültürlülüğüne değerli katkılarda bulunmuşlardır.”

Rusya-Ukrayna savaşına da değinen Büyükelçi Şen, son görüntülerin Avrupa’da güvenliğin, huzurun, esenliğin garanti olmadığını gösterdiğini, bunların muhafazası için birlikte çaba harcanması gerektiğinin bir kez daha acı bir şekilde görüldüğünü söyledi. Büyükelçi Şen’in konuşmasının ardından, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve yapılan Yemek duasının ardından iftarlar açıldı.

İftara, Elçi Müstesar Fulya Yücekök ile Federal Meclis SPD milletvekilleri Derya Türk-Nachbaur, Gülistan Yüksel ve Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi Başkanı Aiman Mazyek de katıldı.

GECENİN SÜRPRİZİ ÖZBEK PİLAVI

İftar menüsünün sürprizi ise ‘Özbek Pilavı’ oldu. Büyükelçi Ahmet Başar Şen, görev aldığı Özbekistan’da tattığı ve çok beğendiği ‘Özbek Pilavı’nı misafirlerine sundu. Bunun için Berlin’deki Özbek Büyükelçisi Nabijon Kasimov’dan destek istediğini belirten Başar Şen, şunları söyledi: “Değerli dostum Sayın Özbek Büyükelçisi beni kırmadı ve bu özel gün için aşçısını gönderdi. Büyükelçiliğimizin bahçesinde kurulan kazanda bu özel yemek hazırlandı. Pilavda kullanılan Özbek pirinci ve sadece o bölgeye has sarı havuç da geldi. Ben iftarların abartılı ve gösterişli olmamasından yanayım. Ramazan ayının ruhuna daha uygun. Bu nedenle sadece çorba ve pilav ikram etmeyi tercih ettik. Ancak en azından misafirlerimize özel bir yemek olması için de Özbek Düğün Pilavı sunduk.” Özbek pilavı, davetlilerden tam not aldı.

DÜNYA MİRASI LİSTESİNDE

İftarda sunulan ‘Özbek Pilavı’, Birleşmiş Milletler Bilim Eğitim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından 2016 yılında Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne dahil edildi. ‘Özbek Pilavı’ düğünlerde binlerce misafir için devasa kazanlarda pişiriliyor. Ancak özel günlerin dışında günlük yaşamın da bir parçası olan ‘Özbek Pilavı’, Özbek mutfak kültürünün ayrılmaz bir parçası. Özbek geleneğinde, pilav ikram edilmeden misafirin gitmesine izin verilmiyor. Özbek Pilavı’nın tarihi tam olarak bilinmemesine rağmen bir anlatıya göre, pilavın tarifi Özbekistan’ın tarihi kenti Buhara’da dünyaya gelen ünlü filozof ve tıp adamı İbni Sina’dan geliyor. Ancak pilavın daha önceden de yapıldığı ve binlerce yıllık geçmişi olduğuna da inanılıyor. Pilavın içinde kullanılan malzemeler açısından yöresel farklılar da bulunuyor. 100’e yakın farklı malzemeden yapılabilen ‘Özbek Pilavı’nın ana malzemeleri olarak o bölgede yetişen özel pirinç, kuru üzüm, sarı havuç, ayva ve çeşitli sebzeler kullanılıyor. Özbekistan’da ‘Toy Aşı’ olarak da anılıyor.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.