T.C. Bregenz Başkonsolosluğu  tarafından geleneksel hale getirilen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları bu yılda yine Wolfurt Cubusta gerçekleştirildi. Her yıl olduğu gibi bu yılda yine muhteşem organize edilen gecede geçtiğimiz yıllara oranla daha fazla bir katılım olduğu gözlemlendi. Resepsiyona katılan konukları T.C. Bregenz Başkonsolosu Cemal Erbay ve değerli eşleri kapıda karşıladılar. 

Bu özel gecenin açılışı T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhuriyet bayramı mesajının okunması ile başladı. Mesaj Türkçe ve Almanca olmak üzere iki dilde okundu. Yaklaşık 300 konuğun katılımı ile gerçekleşen gecede konuklara geçtiğimiz yıl içersinde Vorarlberg ve Türkiyede gerçekleşen olayların kısa bir değerlendirmesini yapan sayın Başkonsolos Cemal Erbay, bu konuşmasınıda salando bulunan yabancı konuklar nedeni ile yine İngilizce ve Türkçe olmak üzere iki farklı dilde yaptı.

 

Geceye Türkiye Cumhuriyeti Bregenz Başkonsolosu Cemal Erbay´ın özel daveti üzerine iştirak eden dünyaca ünlü arp sanatcısı Merve Kocabeyler ve değerli flüt sanatcısı Zerrin Gökçe Yalçın konuklara vermiş oldukları müzik ziyafeti devam ederken her iki sanatcıda uzun süre ayakta alkışlandılar.

 

Verilen müzik ziyafetinin ardından konuklara zengin bir menü eşliğinde ikramda bulunulurken, gece konukların sohbetleri ve istişareleri ile ilerleyen saatlere kadar devam etti. 

 

Türkiye Cumhuriyeti Bregenz Başkonsolosu Cemal Erbay´ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonunda yapmış olduğu konuşmasının Ingilizce ve Türkce metni:

Konuşmasında Avusturya'da yaşanan sıkıntılı günler ve terör örgütü PKK'nın Avusturya'da yaptığı yasadışı eylemlere ve bu eylemlere sessiz kalındığına değindi.

CUMHURİYET BAYRAMI KONUŞMA METNİ 

(29 EKİM 2016) 

 

Değerli Misafirlerimiz, 

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 93. Yıldönümü onuruna düzenlediğimiz konser ve kabul törenine hoş geldiniz. Bizim için anlamı ve önemi büyük olan bir günde siz değerli konuklarımızı aramızda görmekten büyük bir kıvanç ve mutluluk duyuyoruz. Bugün Cumhuriyet Bayramımızı kutluyoruz… 1919-1922 yılları arasında sırasıyla; I. ve II. İnönü zaferleri, Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz, Dumlupınar Meydan Muharebesi ve 30 Ağustos zaferinden sonra 9 Eylül 1922’de düşmanın İzmir’den denize dökülmesiyle ulusça makûs talihimizi yendik. Emperyalist devletlerin Anadolu’yu işgal ve parçalama planları suya düştü. Bir sözde “Kürdistan”, sözde “Ermenistan” kurma hayalleri de sonuçsuz kaldı. Ülkemizin ölüm fermanının yazıldığı, emperyalist devletlerin paylaşım planlarının kâğıda döküldüğü Sevr Antlaşması'nın tarihin çöplüğüne atılarak 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasıyla Türkiye’nin bugünkü sınırları çizildi, egemenliği ve bağımsızlığı tescil edildi. Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından sadece 3 ay sonra, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edildi. Aklı, bilimi, rasyonel düşünceyi rehber edinen; kadın-erkek eşitliğine dayalı, laik ve modern bir hukuk devleti kuruldu. Bu devletin temellerini atan, Kurtuluş savaşında özgürlük ve bağımsızlık meşalemizi ateşleyerek mazlum uluslara örnek olan ve daha sonra devrimleri ve çağdaş atılımlarıyla Türkiye’yi uygar uluslar camiasının saygın bir üyesi yapan ilk Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal ATATÜRK’ün aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. O’nun anısına ve manevi mirasına sadakâtle bağlıyız. Atamızı her zamankinden daha fazla, rahmetle, minnetle, şükranla ve özlemle yâd ediyoruz. Ruhu şad olsun. 

 

----------------------- 

Değerli Vatandaşlarımız, Kıymetli Konuklar, 

 

Oldukça hareketli bir yıl yaşadık. 

 

Nelere üzüldük, nelere sevindik… 

 

Gelin hep birlikte hatırlayalım… 

 

Terör olayları gündemimizden maalesef hiç eksik olmadı… 

 

Ocak ayında İstanbul Sultanahmet Meydanı'nda, 17 Şubat’ta ve 14 Mart’ta Ankara'da, 28 Haziran’da İstanbul Atatürk Havalimanında, 19 Ağustos’ta Van, Elazığ ve Bitlis’te, 21 Ağustos’ta Gaziantep'te, 26 Ağustos’ta Cizre’de, 9 Ekim’de Hakkâri’de ve diğer muhtelif şehirlerimizde hain terör saldırılarında maalesef çok sayıda insanımızı şehit verdik. Acılarını yüreğimize gömdük… Onları unutmadık, unutmuyoruz… Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaslı ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılarımıza ise acil şifalar diliyoruz. 6 Temmuz’da Wolfurt Belediye Başkanı Sn. Christian Natter, 28 Haziran’da İstanbul Atatürk Hava Limanı'nda düzenlenen menfur terör saldırısında yaşamlarını yitiren 45 masum insanın aziz hatırasına ithafen Başkonsolosluğumuzda açılan taziye defterini imzalayarak Türk ulusuna başsağlığı dileklerini sundu. Kendisine bu vesileyle huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Temmuz ayı ise Türkiye’de ve Dünya’da eminim hiçbirimizin unutamayacağı acı gelişmelere sahne oldu. Önce, 14 Temmuz’da Fransa’nın Nice kentinde meydana gelen korkunç terör saldırısıyla sarsıldık ve Fransız halkının acısını yürekten paylaştık. 15 Temmuz’da ise ülkemiz, dünya gündemine damgasını vuran ve hepimizi derinden sarsan menfur bir darbe girişimine sahne oldu. 246 vatandaşımız öldü. 2.194 yurttaşımız yaralandı. Ülkemiz çok büyük bir badire atlattı… 

 

Bu darbe girişimini protesto etmek amacıyla Başkonsolosluğumuzun Wolfurt’taki binası önünde toplanan insanlarımıza yönelik, deyim yerindeyse, bir “cadı avı” başlatıldı. Hiçbir taşkınlığa sebebiyet vermedikleri halde, “izinsiz gösteri yaptıkları” ve “Türkiye’deki sorunları Avusturya’ya taşıdıkları” gerekçesiyle gösteriye katılanlardan bazılarına 400’er Euro para cezasına hükmedildi. Oysa 

2016 yılının ilk 10 ayı içinde tüm Avusturya genelinde PKK terör örgütü ile iltisaklı gruplar tarafından düzenlenen 84 ayrı gösteriden 6’sı (tekrar ediyorum 6’sı) önceden yerel makamlardan izin alınmaksızın yapıldığı halde bu izinsiz gösterilere katılanlar hakkında para cezasına hükmedilmedi. PKK’yla iltisaklı gruplara müsamaha edilirken menfur bir darbe girişimine karşı haklı tepki ve infiallerini dile getirmek için toplanan insanlarımıza reva görülen bu muamele haksız ve bariz bir çifte standart örneğidir ve kabul edilemez. Hukuk Danışmanımıza talimat verdim. Bu gibi durumlarda neden para cezasına hükmedilemeyeceğine dair, AİHM’nin örnek kararlarına, yani bir başka deyişle uluslararası yargı içtihatlarına atıfta bulunulan hukuki bir mütalaa hazırladık. Almancasıyla ve Türkçesiyle ilgili vatandaşlarımızın istifadesine sunduk. 

 

Türkiye’deki sorunların Avusturya’ya / Vorarlberg’e “ithal” edilmemesi şeklindeki yaygın söylemlere çok benzer şekilde, Hollanda Başbakanının, “bu sorunların Hollanda’ya ithal edilmemesi” yolundaki beyanatına cevaben Türk asıllı Hollanda’lı parlamenter Tunahan Kuzu’nun tokat gibi bir yanıtı var! Şimdi onu izleyelim lütfen. 

 

7 Eylül’de Vorarlberg Parlamento Başkanı Sn. Sonderegger’le, 21 Eylül’de de Eyalet Başkanı Sn.Wallner’le her biri 1,5-2 saat süren kapsamlı görüşmelerim oldu. Kendilerine iki ayrı klasör içinde 15 Temmuz darbe girişiminin arka planı ve FETÖ/PDY yapılanmasının yanı sıra çarpıcı görsel malzemeler de içeren ayrıntılı bilgiler ve belgeler sundum, izahatta bulundum. Az önce bahsettiğim hukuki mütalaayı da bu arada kendilerine takdim ettim. Sözde PKK bayrakları ve Öcalan posterlerinin serbestçe sergilenebildiği bu gösteriler “Türkiye’deki sorunların Avusturya’ya taşınması” şeklinde mütalaa edilmezken vatandaşlarımızın darbe karşıtı gösterilerinin bu şekilde nitelendirilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu söyledim. “Empati” gereğine vurgu yaptım. Zaten daha önce “Vorarlberger Nachrichten” gazetesinin benimle yaptığı söyleşide de bu hususa işaret etmiştim. Sn. Wallner söylediklerim hakkında yorum yapmadı ve dinlemekle yetindi. Kendisine, Eyalet Başkanı olarak ısrarla sürdürdüğü retoriğin Avusturya’da 4 Aralık’ta düzenlenecek olan Cumhurbaşkanlığı 2. tur seçimleri öncesinde “iç siyasi tüketime” yönelik olduğunu herkesin 

bildiğini, oysa yangına körükle gidilmemesi ve “hasar kontrolü” için çaba gösterilmesi gerektiğini söyledim. Wallner’e bu konuda Avusturya ve Alman basınında çıkan, Başbakan Kern ve Dışişleri Bakanı Kurz başta olmak üzere Avusturyalı yöneticilerin söylemlerine yönelik eleştirel tespit ve gözlemleri içeren bir düzine yazı ve makaleyi dosya içinde takdim ettim. Zaten daha önce Wallner’e konu hakkında 28 Temmuz’da 5 sayfalık uzun bir mektup göndermiş, kendisinden aldığım 4 Ağustos tarihli cevabi mektuba da 12 Ağustos tarihinde yazılı olarak yanıt vermiştim. Kendisiyle ayrıca, cep telefonundan da bir görüşmemiz oldu. Zamanımız kısıtlı olduğundan bu mektupların içeriğine ve görüşmelerin ayrıntısına girmeme olanak yok. Buna gerek de yok. Ancak, özetle şunu söylemek isterim: Başkonsolosluğumuz vatandaşlarımızın meşru hak ve çıkarlarının sonuna kadar savunucusu olacaktır. Herkes bunu böyle bilsin… 

 

Öte yandan, NBZ Başkan Yardımcısı Murat Durdu’nun Vorarlberg Eyalet Başkanı Sn. Markus Wallner başta olmak üzere, muhtelif siyasetçilere gönderdiği açık mektubun Eyalette ve Avusturya genelinde büyük tepkilere yol açtığını gördük. Oysa, sözkonusu mektupta, Avusturyalı politikacıların 15 Temmuz darbe girişimini protesto etmek için düzenlenen spontane gösterileri “Türkiye’nin iç politikasını Avusturya’ya taşımak” olarak değerlendirmeleri ve bunu yapmak isteyenlerin Türkiye’ye geri dönmelerini talep etmeleri karşısında Eyalette yaşayan Türklerin ve Türk kökenlilerin haklı tepki ve infialleri dile getirilmektedir. NBZ’in mektubu sadece bu infialin bir dışavurumudur. Bu mektuba farklı anlamlar yüklemek haksızlık olur. Burada yaşayan yabancı kökenlilerin anavatanlarıyla bağlarını koparmalarını ve o ülkelerdeki olaylara kayıtsız kalmalarını beklemek en hafif tabirle haksızlıktır, duyarsızlıktır, “empati” yoksunluğudur. Bu vesileyle, NBZ Başkan Yardımcısı Sn. Murat Durdu’yu samimiyetle kutlarım. Medeni cesaret örneği göstermiştir. Tabii, doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar… Ama, onuncu bir köy mutlaka bulunur. 

 

--------------------------- 

 

Değerli Misafirlerimiz, 

İzninizle, bu vesileyle, PKK teröründen de söz açılmışken size ve bilhassa yabancı dostlarımıza birkaç hususu önemle hatırlatmak istiyorum. Avrupa medyasında Kürt kökenli insanlarımız ve PKK hakkında farklı bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Oysa Kürtler ve Türkler kardeştir, akrabadır. Etle tırnak gibidir. Kürtler kültürel ve tarihsel bağlamda Türk toplumunun ayrılmaz bir parçasıdır. Ayrıca, Kürtlere bir "azınlık" yaftası yapıştırma gayretleri de var. Bu tür çabalar 100 yıl önce de vardı. Arkadaşlar, Kürtler ülkemizde azınlık değildir. Lozan Antlaşmasıyla kendilerine azınlık statüsü tanınan etnik gruplar sadece Ermeniler, Rumlar ve Yahudilerdir. Yani gayri Müslimlerdir. Kürt kökenli insanlarımız her Türk vatandaşı gibi Anayasal haklardan (sosyal, siyasal ve kültürel) eşit biçimde yararlanırlar. Biz, Kürt vatandaşlarımızla barış içinde ve bir arada yaşamak arzusundayız. Onlarla hiç bir alıp veremediğimiz yoktur ve olamaz. Bizim mücadelemiz bazılarının göstermeye çalıştığı gibi Kürtlerle değil, onlar adına hareket ettiğini iddia eden ama Kürt halkına en büyük zulmü reva gören PKK’yladır. PKK, Avrupalı bazı politikacıların, basın yayın organlarının ve STK temsilcilerinin göstermeye çalıştığı gibi bir hayır kurumu değildir. PKK’lı teröristlere “asi”, “gerilla”, “özgürlük savaşçısı” gibi suni yaftalar yapıştırmak Türk ulusunun onuruyla ve haysiyetiyle alay etmenin ötesinde insan zekâsına hakarettir. PKK; gelirlerini uyuşturucu kaçakçılığı, işçi simsarlığı ve gasp yoluyla elde eden, maalesef Avrupa’da bol bol himaye de gören, son 30 yılda 40.000’i aşkın insanımızın canına kasteden acımasız bir terör örgütüdür. AB ve ABD’nin terör örgütleri listesinde kayıtlıdır. Avrupalı dostlarımızın bir organize suç örgütünün kanlı çete mensuplarını kahraman mertebesine yükseltmemeleri, PKK’ya, onun yandaşlarına, sempatizanlarına ve örgütle iltisaklı kişi ve kurumlara mesafeli durmaları gerekir. Cumhuriyet Bayramı kabul töreninde olduğumuzu önemle hatırlatırım. Hepiniz/hepimiz Cumhuriyetimizin dayandığı temel ilke ve değerlere, ülkemizin bağımsızlığına, ulusal birlik ve bütünlüğüne saygılı olmak zorundayız. Bu ideallere inanmayan, her vesileyle Kürtçülük propagandası yapan ve/veya Ermeni soykırım yalanlarına arka çıkan insanların bizim dostluğumuza ve itimadımıza asla layık olamayacaklarını önemle vurgulamak isterim. 

 

Kıymetli Misafirler, 

 

Uzun konuşmamı sabırla dinlediğiniz için hepinize içtenlikle teşekkür ederim. Şimdi izninizle bu akşamki konserde sahne alacak değerli sanatçılarımızı kısaca takdim etmek istiyorum. 

 

* Önce, dünyaca ünlü arp sanatçımız Merve Kocabeyler... Onu tanıtmaya nereden başlamalı, bilemiyorum…2009’da “Uluslararası Genç Virtüözler Yarışması”nda ikincilik, bir yıl sonra Viyana’da “Franz Josef Reinl Uluslararası Arp Yarışması”nda üçüncülük, 2010’da “Szeged Uluslararası Arp Yarışması”nda birincilik, 2011’de “Petar Konjovic Uluslararası Arp Yarışması”nda birincilik, 2012’de “Citta di Cagliari Uluslararası Arp Yarışması”nda birincilik ve nihayet 2015’te “Monako Dünya Arp Festivali Yarışması”nda birincilik ! Sürekli yükselen bir başarı grafiği ! Merve Hanım, sağolsun, beni kırmadı ve yaşadığı ufak bir sağlık sorununa ve yoğun turne programına rağmen davetimizi kabul etme inceliğini gösterdi. Kendisine teşekkür ediyorum. 

 

* Değerli flüt sanatçımız Zerrin Gökçe Yalçın… Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuarından üstün başarıyla mezun oldu. 2010 yılında ERASMUS bursuyla öğrenci olarak Vorarlberg Eyalet Konservatuarına geldi. 2015 yılında anılan konservatuardan da üstün başarıyla mezun oldu. Yine bu yıllarda Montafon Müzik Okulu’nda iki yıl süreyle flüt öğretmenliği yaptı. İstanbul Doğuş Gençlik Senfoni Orkestrası, Mersin Üniversitesi Oda Orkestrası, Vorarlberg Senfoni Orkestrası, Feldkirch Şehir Orkestrası ve Mozarteum Senfoni Orkestrası ile çalıştı. Avusturya, Almanya, İtalya, İsviçre ve Türkiye’de konserler verdi. Halen Salzburg’da “Mozarteum”da lisansüstü eğitimini sürdürmekte. 

 

* Ve değerli piyanistimiz Yunus Kaya…Avusturya, İngiltere, Finlandiya, İtalya, Macaristan, Almanya, İsviçre, Lihtenştayn ve Türkiye’de konserler verdi. Solo ve oda müziği alanında 

yoğunlaştı. Salzburg Oda Müziği Festivalinde, Vorarlberg Chopin topluluğunda, Uluslararası Bodensee Festivalinde ve Feldkirch Festivalinde çaldı. 2013 yılından bu yana Vorarlberg Eyalet Konservatuarında piyano öğretmeni olarak görev yapmakta. 

 

----------------------- 

 

 

Kıymetli Misafirlerimiz, 

 

Bu akşamki etkinliğe renk, anlam ve derinlik kazandıran bir diğer unsur ise değerli fotoğraf sanatçısı Tamer Barbaros’un fotoğraf sergisi. “Bodensee Amatör Fotoğrafçılar Derneği” Başkanı olan Sn. Barbaros, Vorarlberg ve Türkiye’de çektiği birbirinden güzel fotoğraflardan oluşan bu karma sergiyle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımıza renk ve çeşni kazandırdı. Kendisine teşekkür borçluyuz. Bu fotoğraflar 2017 yılı sonbahar aylarında Vorarlberg Parlamentosu salonlarında da sergilenecek. Bize bu imkânı sağladığı için Eyalet Parlamento Başkanı Sn. Harald Sonderegger’e huzurlarınızda teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Ve nihayet, bu fotoğraflar bundan böyle kalıcı olarak Bregenz Başkonsolosluğunun duvarlarını süsleyecek. 

 

Umarım, Türk ve Avusturyalı dostlarımız hem müziğin evrensel diline kulak vererek hem bu fotoğraflara göz gezdirerek ihtilafların geçici, sanatın, dostlukların ve güzelliklerin ise kalıcı olduğunu hatırlar… Atalarımızın dediği gibi “Baki kalan bu kubbede bir hoş sedadır”… 

 

-------------------------- 

  

 

Değerli Vatandaşlarım, 

Kıymetli Konuklar, 

 

Cumhuriyet Bayramınızı tekrar en içten duygularla kutluyor, hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. 

 

Cemal Erbay 

T.C. Bregenz Başkonsolosu

--------------------------------

Copyright ©  www.havadis.at. Tüm Hakları Saklıdır. Havadis.at yayımladığı haber, fotoğraf ve görüntü ile internet ve wap için oluşturduğu her türlü bilgi, havadis.at yönetiminin izini olmadan hiçbir şekilde kullanılamaz.

© www.havadis.at — Tüm Hakları Saklıdır.Havadis.at sitesinde yayımlanan haber, fotoğraf, video ve internet ortamında üretilen diğer tüm içerikler, Havadis Haber yönetiminin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya herhangi bir mecrada kullanılamaz.