Örgüte ilişkin hazırlanan iddianame, mütalaa ve gerekçeli kararlara göre, FETÖ, gerçek yüzünü, 17/25 Aralık kumpas soruşturmaları olarak tarihe geçen süreçte gösterdi. Zira bu kumpas, 15 Temmuz'a giden yolda döşenen ilk taşlardı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında görevli örgüt mensubu savcılar, 17 Aralık 2013'te iş adamı ve bürokratların aralarında bulunduğu çok sayıda kişiyi "kara para aklama", "altın kaçakçılığı" ve "kamu görevlilerine rüşvet" iddiasıyla gözaltına aldı.

Dönemin özel yetkili savcısı Muammer Akkaş, bu operasyondan bir hafta sonra 25 Aralık'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın da arasında olduğu 96 kişi hakkında gözaltı kararı verdi.

Ancak 17 Aralık operasyonunda görev alan örgüt mensubu polislerin yerine atanan kolluk görevlileri, gözaltı kararlarını uygulamadı ve örgütün kumpas planı başlamadan suya düştü.

Örgütle mücadele başladı, yargıdaki gücü sarsıldı

"Hükümete ilk darbe girişimi" olarak kabul edilen sözde 17/25 Aralık operasyonlarının ardından, FETÖ'ye karşı her alanda mücadeleye hız verildi.

Bu kapsamda, kumpas oldukları sonradan ortaya çıkan Balyoz ve Ergenekon dosyalarının da arasında bulunduğu birçok davanın savcı ve hakiminin özel yetkileri kaldırıldı, görev yerleri değiştirildi.

Ardından FETÖ'nün güdümünde olduğu değerlendirilen HSYK'nin yapısının değiştirilmesi için çalışma başlatıldı.

17/25 Aralık sürecinin ardından 2014'ün ilk günlerinde, örgüt mensubu savcıların talimatıyla Adana'da, MİT'e ait 3 tır durdurularak usulsüz şekilde arandı.

Bunun üzerine HSYK, tırları aranmasını isteyen savcı Aziz Takcı ile Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ahmet Karaca ve aynı birimde görevli Mustafa Sırlı'nın özel yetkilerini kaldırdı.

17/25 Aralık soruşturmalarını yürüten savcılar Celal Kara, Mustafa Erol ve Mehmet Yüzgeç'in de özel yetki alanları değiştirildi.

Yargıdaki örgüt mensuplarına yönelik mücadele kapsamında, 11 Şubat 2014'te 166 hakim ve savcının yeri daha değişti. Ergenekon soruşturmalarını yürüten Zekeriya Öz de Bolu'ya düz savcı olarak atandı.

Milli Güvenlik Kurulunun 26 Şubat 2014'teki toplantısının ardından, "Ülke genelinde güvenliği ilgilendiren hususlar ve yürütülen çalışmalar değerlendirilmiş, bu kapsamda halkımızın huzurunu ve ulusal güvenliğimizi tehdit eden yapılanmalar görüşülmüştür." açıklaması yapılarak FETÖ'ye karşı mücadelenin daha kapsamlı olacağı sinyali verildi.

Bu açıklamadan bir gün sonra, HSYK'nin yapısını değiştiren kanun yürürlüğe girdi ve kurumun genel sekreteri ile yardımcılarının da arasında bulunduğu birçok personelin görevi sona erdi.

Ardından çıkarılan kararnamelerle kritik yerleri tutan FETÖ mensuplarının görev yerleri değiştirilmeye devam edildi. Demokratikleşme paketinin yürürlüğe girdiği mart ayında ise özel yetkili mahkemeler kaldırıldı. Böylece FETÖ'nün yargıdaki gücü sarsıldı.

Usulsüz soruşturma yapanlar alındı

Hükümetin örgüte karşı duruşu, toplum nezdinden de destek buluyordu. Zira FETÖ'nün illegal faaliyetleri bir bir ortaya çıkmaya başlayınca halk da örgütün karanlık yüzünü görmeye başladı.

Örgütün, seçilmiş iradeyi hedef almasının temel gerekçesi olarak gösterilen dershaneler konusunda kararlılık gösteren hükümetin, FETÖ'nün eleman ve gelir sağladığı bu kurumların kapatılmasını sağlayan kanun teklifi, 14 Mart 2014'te kabul edildi.

Mart 2014'te, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında (TİB) yürütülen soruşturma çerçevesinde 509 bin 516 kişinin dinlendiği, 2012 öncesine ait usulsüz dinleme kayıtlarının silindiği belirlendi.

İstanbul merkezli 17 Aralık kumpas soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen 60 kişi için 2 Mayıs 2014'te takipsizlik kararı verildi.

Aynı gün İstanbul merkezli kumpas soruşturmaları yürüten savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara, Muammer Akkaş ile hakim Süleyman Karaçöl hakkında soruşturma açıldı.

Ardından Adana'da MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin 13 asker hakkında da müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Erdoğan'ın, Başbakanlık ve Keçiören'deki ikametindeki ofislerine dinleme cihazı konulmasına yönelik soruşturmada, eski Başbakanlık Koruma Daire Başkanı Mehmet Yüksel ve koruma müdürü Zeki Bulut'un da arasında bulunduğu 11 emniyet mensubu 17 Haziran'da gözaltına alındı.

25 Aralık kumpas soruşturması kapsamında hakkında adli işlem yapılan 96 kişi için 1 Eylül'de takipsizlik verildi. Kararda, "Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın örgüt lideri olarak gösterilmesi ve 'dönemin başbakanı' ibaresi kullanılmak suretiyle fezleke düzenlenmesi, soruşturmayı hazırlayanların hukuki bir soruşturma görünümü altında hükümeti cebren ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ettiklerini ortaya koymaktadır." ifadesi kullanıldı.

Yüksek yargı, örgütün elinden kurtarıldı

HSYK'nin FETÖ mensuplarından temizlenmesi için yapılan Anayasa değişikliğinin ardından hakim ve savcılar arasında seçime gidildi.

Kurulun 10 asıl 6 yedek üyesini belirlemek için 12 Ekim 2014'te yapılan seçimlerden, FETÖ'cü yargı mensuplarına karşı oluşturulan Yargıda Birlik Platformu üyeleri galip çıktı.

HSYK seçiminin ardından etkinliği kırılan FETÖ'nün, yüksek yargıda da temizlenmesi için 15 Aralık 2014'te Yargıtaya 144, Danıştay'a 33 üye atandı.

İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul merkezli "paralel yapı" soruşturması kapsamında, elebaşı Gülen hakkında 19 Aralık 2014'te yakalama kararı çıkardı.

2014'ün son günlerinde, Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca ile bazı emniyet görevlileri tutuklandı.

"Artık inlerine girilmiştir"

O dönem, paralel yapı olarak adlandırılan FETÖ'ye yönelik operasyonlar 2015'te de devam etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in de arasında bulunduğu devlet adamlarının telefonlarının usulsüz dinlenmesine ilişkin eski TİB Başkanvekili Osman Nihat Şen ve eski Bilgi Sistemleri Daire Başkanı İlhan Elieyioğlu ile çok sayıda kişi, 21 Ocak 2015'te gözaltına alındı.

HSYK o günlerde, başsavcıların da arasında olduğu 888 hakim ve savcının görev yerini değiştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan, "Artık inlerine girilmiştir." açıklaması geldi.

O güne kadar "paralel devlet yapılanması" olarak anılan sözde "Gülen cemaati" için ilk kez Şubat 2015'te "Fetullahçı Terör Örgütü" ifadesi kullanıldı.

KPSS'de usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturmanın başladığı martta, gazeteci Mehmet Baransu, "Balyoz Planı" davası sanıklarına "kumpas" kurduğu gerekçesiyle tutuklandı.

TSK'nın gizli bilgilerini ele geçirmek amacıyla FETÖ'cü yargı mensuplarının başlattığı Kozmik Oda soruşturması, 11 Mart'ta takipsizlikle sonuçlandı.

HSYK, soruşturmanın eski savcısı Mustafa Bilgili ile Kozmik Oda'da arama kararı veren dönemin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri hakkında inceleme başlatıldı.

 


"FETÖ" ifadesi artık iddianamede

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "devleti itibarsızlaştırmak ve devletin iş yapamaz hale geldiği" algısı oluşturmak suçlamasıyla 4'ü polis 7 kişi hakkında açtığı davanın iddianamesinde ilk kez "Fetullahçı Terör Örgütü" ifadesini kullandı.

İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Metin Özçelik ile İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Mustafa Başer, "Paralel Yapı" soruşturmasında Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca ile bazı emniyet personelinin de aralarında bulunduğu tutukluları salıverilmesine karar verdi.

Yetkileri olmadığı halde bu kararı veren Özçelik ve Başer, HSYK tarafından açığa alınıp tutuklandı, tahliye kararları ise "yok hükmünde" sayıldı.

HSYK'nin, savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara, Muammer Akkaş, Mehmet Yüzgeç ile hakim Süleyman Karaçöl'ü meslekten ihraç ettiği mayıs ayında ise Adana ve Hatay'da MİT'e tırlarının durdurulmasına ilişkin gözaltına alınan Adana İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Çokay, Adana Cumhuriyet Başsavcısı Bağrıyanık ile savcılar Takçı, Şişman ve Karaca tutuklandı.

Savcılar Zekariya Öz, Celal Kara, Muammer Akkaş, Mehmet Yüzgeç ile hakim Süleyman Karaçöl meslekten ihraç edildi, eski İstanbul İstihbarat Daire Başkanı Ali Fuat Yılmazer, Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin tutuklandı.

HSYK 2. Dairesi, kamuoyunda "Selam Tevhid" olarak bilinen "Sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü" soruşturmasında usulsüz dinleme yapıldığı gerekçesiyle 54 hakim ve savcıdan 49'unu 14 Temmuz'da görevden uzaklaştırdı.

Eylül 2015'te, örgüte finans desteği sağladığı ve örgütün propagandasını yaptığı gerekçesiyle, Koza İpek Holding'in şirketlerinde arama gerçekleştirildi.

Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın İpek hakkında, "terörizmin finansmanı, zimmet, terör örgütünün propagandasını yapmak" suçlarından soruşturma açıldı. Daha sonra Koza İpek Holding ve bünyesindeki şirketlere kayyum atandı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, "takipsizlikle sonuçlanan 25 Aralık soruşturmasında usulsüzlükler yaptığı ve şüphelilere kumpas kurduğu" gerekçesiyle aralarında elebaşı Gülen'in de bulunduğu 69 şüpheli hakkında hazırlanan iddianameyi 19 Ekim 2015'te kabul etti. Elebaşı hakkında kırmızı bülten çıkarılması talep edildi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, "Selam Tevhid'de kumpas" soruşturması kapsamında firari şüpheliler Gülen ve Emrullah Uslu, eski emniyet müdürü Yurt Atayün ve muvazzaf subayların da aralarında bulunduğu 55'i tutuklu, 122 kişi hakkında hazırlanan iddianameyi de kasım ayında kabul etti.

KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin ilk dava Aralık 2015'te açıldı ve 230 sanık, "nitelikli dolandırıcılık", "resmi belgede sahtecilik" suçlarının yanı sıra "terör örgütü üyesi olmakla" suçlandı.

HSYK 2. Dairesi, MİT tırlarını durduran savcılar Süleyman Bağrıyanık, Ahmet Karaca, Aziz Takcı, Özcan Şişman ile Yaşar Kavalcıklıoğlu'nu Ocak 2016'da meslekten ihraç etti.

Aynı dönem, Zaman gazetesini de bünyesinde bulunduran Feza Gazetecilik şirketine kayyum atandı.

İzmir'deki, Askeri Gizli Bilgi ve Belge Bulundurma Davası'nda, "kumpas soruşturması"na ilişkin 29 Nisan 2016'da kabul edilen iddianamede, FETÖ'nün yargıyı, emniyeti ve TSK'yı sadece rakiplerini bertaraf etmek için değil, siyaseti tanzim etmek, siyasi partilerin yöneticilerini değiştirmek, toplumdaki etkinliği, ticari faaliyetleri, stratejik öneme sahip kamu kurumlarını ele geçirmek, hükümeti yıkmak, kendi felsefesine uygun siyasi yapı oluşturmak için devlet içerisinde, devlet otoritesine karşı "paralel bir yapılanma" içerisinde olduğuna dikkat çekildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, FETÖ'ye yönelik ana soruşturmasının şüphelisi Gülen'in iadesi için ABD'ye gönderilecek dosya 13 Temmuz'da tamamlandı.

Erzincan'daki "Ergenekon" davasının gizli tanıklarına hapis cezası verilen kararın gerekçesi de o günlerde açıklandı ve gerekçede, FETÖ'nün, artık "silahlı terör örgütü" olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulandı.

Böylece FETÖ'nün silahlı terör örgütü olduğu ilk kez bir mahkeme kararında yer aldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminden bir gün önce elebaşı Gülen'in de aralarında bulunduğu 73 tepe yönetici hakkında hazırladığı "çatı iddianameyi", Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

Hükümetin kararlılığı karşısında iyice köşeye sıkışan FETÖ, kurulduğu günden bu yana baskı ve hileyle elde ettiği sosyal, siyasal ve ekonomik gücünü kaybetmemek için son çare olarak darbe girişiminde bulunacaktı.

İhanet girişiminin yaşandığı akşam saatler 16.16'yı gösterdiğinde, Kara Havacılık Komutanlığında görevli helikopter pilotu bir binbaşı, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığına giderek, FETÖ'cülerin Müsteşar Hakan Fidan'ı alıkoymayı planladığını ihbar etti.

İstihbaratın iletildiği Fidan, bu bilgiyi Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'e telefonla bildirdi, daha sonra bir yardımcısını ayrıntıları aktarmak üzere Genelkurmay Başkanlığı karargahına gönderdi.

Orgeneral Güler, MİT yetkilisiyle konuştuktan sonra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'a görüşmenin içeriğini aktardı. İhbar içeriğinin daha da netleştirilmesi için Fidan karargaha davet edildi.

Orgeneral Akar ile görüşen Fidan, ihbarın daha büyük bir planın parçası olabileceğini söyledi. Bunun üzerine Akar, Türk Silahlı Kuvvetler Harekat Merkezine, havadaki araçların üslerine dönmesini, hava sahasının ise uçuşa kapatılması emrini verdi.

Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığından zırhlı araçların birlik dışına çıkarılmaması için dönemin 4. Kolordu Komutanı Korgeneral Metin Gürak'ı görevlendiren Akar, helikopter uçuşlarına karşı da Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak'ı Kara Havacılık Komutanlığına gönderdi.

Aynı saatte Orgeneral Güler'in eski Özel Kalem Müdürü Kurmay Yarbay Bünyamin Tuner, darbe girişimini sevk edecek isimlerden eski Genelkurmay Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç'e, MİT Müsteşarı Fidan'ın, Akar ile görüştüğünü iletti.

Darbe girişimi saati öne alındı

Akar'ın talimatı üzerine, Silahlı Kuvvetler Harekat Merkezi Başkanı Tuğgeneral İlhan Kırtıl, 20.02'de, "Yurt içi ve yurt dışı harekat gerekli olursa Genelkurmay ile koordine kurularak izin alınacaktır." emrini yayımladı. Darbeciler ise uçuşların serbest bırakıldığı yalanını yayarak bu emri sabote etti.

Orgeneral Akar'ın, Fidan ile görüştüğü, Orgeneral Çolak'ın da FETÖ'cü askerleri tutuklatmak için Kara Havacılık Komutanlığına gittiği bilgisi darbeciler arasında dolaşmaya başladı.

Bu gelişmeler, ihanet girişiminin 16 Temmuz 03.00'te başlamasını planlayan darbecileri paniğe sevk etti.

Örgüt üyesi askerlerin tutuklanacağı endişesiyle Akıncı Üssü'nde darbeyi yönetecek Adil Öksüz ve diğer sivil imamların onayıyla ihanet girişimi 20.30'a çekildi.

Saat 20.22'yi gösterdiğinde darbenin komuta merkezi Akıncı Üssü'nde toplanan Özel Kuvvetler Komutanlığından (ÖKK) seçilmiş teçhizatlı 33 bordo bereli, Genelkurmay Başkanlığı'na hareket etti.

Eski Genelkurmay Strateji Daire Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli, Genelkurmay Başkanı Başdanışmanı Albay Orhan Yıkılkan, Tuğgeneral Mehmet Partigöç ve Özel Kalem Müdürü Albay Ramazan Gözel Genelkurmay Başkanlığındaki darbe girişimini organize etmek için bir araya geldi.

Mehmet Dişli, saat 21.00'de Orgeneral Akar'a, "Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı, biraz sonra göreceksiniz." diyerek darbeyi tebliğ etti.

Dişli'nin söyledikleri karşısında Akar, "Ne diyorsun ulan sen? Ne operasyonu? Sen manyak mısın? Sakın ha" diyerek tepki gösterdi.

Akar'ı ikna edemeyeceğini anlayan Dişli, makam odası dışında bekleyen ekibe müdahale emri verdi.

Bunun üzerine Gözel, Yıkılkan, eski emir subayı Yarbay Levent Türkkan, eski emir subayı yardımcısı Yüzbaşı Serdar Tekin ve eski Başçavuş Abdullah Erdoğan içeri girerek Orgeneral Akar'ı alıkoydu.

Türkkan'ın öldürmekle tehdit ettiği Akar, "Sık ulan, ne yaparsanız yapın, bu girişiminizi desteklemeyeceğim." diyerek darbe karşıtı tavrını sürdürdü.

İhanet bildirisi karargahlara gönderildi

Karargahtaki darbecilerin talimatı üzerine Polatlı'da konuşlu 58. Topçu Tugay Komutanı eski Tuğgeneral Murat Aygün, Ankara'nın kritik noktalarını kontrol altına almak için aralarında füze rampa sistemlerinin de bulunduğu çok sayıda aracın kışladan çıkmasını emretti.

Darbeciler, 21.16'da Silahlı Kuvvetler Harekat Merkezi'nin giriş çıkışını kontrol altına alırken, Akıncı Üssü'nden hareket eden darbeci bordo berelilerin otobüsü Genelkurmay Karargahı'na ulaştı.

Eski Genelkurmay Emniyet Subayı Yarbay Gökhan Eski'nin karşıladığı 33 kişilik ekip, Genelkurmay Başkanı Akar'ın kullandığı 1-A kapısından komuta katına çıktı.

Saat 21.37'de, Genelkurmay Başkanlığı Mesaj ve Evrak Dağıtım Sistemi (MEDAS) üzerinden "Hazırlık İkazı ve Birlik İntikali" başlıklı ihanet girişiminin ilk bildirisi gönderildi.

Orgeneral Akar'ın emriyle Kara Havacılık Komutanlığı'nda denetim yaptıktan sonra karargaha dönen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Çolak, darbecilerce alıkonuldu.

Saat 21.43'te Çolak'ın koruma Astsubayı Bülent Aydın, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda darbecilerce şehit edildi ve Aydın, 15 Temmuz'un ilk şehidi olarak kayıtlara geçti.

Aynı saatlerde Adana İncirlik 10. Üs Komutanlığı'ndan darbecilere yakıt ikmali yapacak ilk tanker uçağı havalandı. Yaklaşık beş dakika sonra ikinci tanker uçağı da uçtu. Uçaklar her türlü ikaza rağmen geri dönmedi, bildirilen rotaları takip etmedi.

Darbeciler Partigöç ile Turhan'ın imzasını taşıyan sözde sıkıyönetim atama listesi MEDAS üzerinden birliklere gönderildiğinde saat 21.48'di.

Bu mesajdan sonra darbeciler, şehirlerin kritik yol ve kavşakları ile kamu kurumlarının işgali için aynı sistem üzerinden "Zırhlı Muharebe Aracı İntikali" konulu ikinci emri yayımladı.

MEDAS üzerinden ardı ardına mesaj gönderen darbeciler, 21.53'te kışla dışındaki askerlerin birliklerine katılması emrini verdi.

Bunun üzerine harekete geçen darbeciler, Kağıthane'deki "İstanbul'un gören gözü" olarak bilinen Afet Koordinasyon Merkezi'ni (AKOM) işgal etti.

Köprüler tutuldu

Saat 22.08 itibarıyla Akıncı Üssü'nden havalanan F-16'lar Ankara üzerinde alçak uçuşa başladı.

Keşif ve koordinat belirleme amacıyla Kayseri'den getirilen GÖREN uçağı 22.20'de Akıncı Üssü'nden havalandı.

Kısa süre sonra uçağın sistemine Ankara Gölbaşı'nda konuşlu Polis Özel Harekat Başkanlığı koordinatları girildi.

Saat 03.00'e kadar havada kalan uçak, Ankara'yı bombalayan pilotlara görüntü iletme, lazerle işaretleme, koordinat ve hava trafiği bilgilerini verdi.

Darbecilerce 22.21'de bakanlıklara "Sıkıyönetim Direktifi" konulu mesaj gönderildi.

Askeri hareketliliğe ilişkin gelişmeler, haber kanallarına saat 22.28'de yansıdı. Televizyonlar, İstanbul Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden geçişlerin askerlerce engellendiğini "son dakika" olarak duyurdu.

Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığından 22.35'te mühimmat yüklü 6 F-16 havalandı. Ankara semalarına vardıklarında alçak uçuşa başlayan uçaklar, daha sonra Akıncı Üssü'ne geçti.

Darbeciler 22.54'te "Yurtta Sulh" WhatsApp grubundan, "AKP İl Teşkilatı yolda, geçirmeyin, ateş serbest" mesajı ile sivillere yönelik katliam emrini verdi.

Başbakan Yıldırım'ın açıklaması

Saat 23.02'de NTV'ye telefonla bağlanan dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, "emir komuta zinciri olmadan asker içindeki bazı kişilerin kanunsuz bir eyleminin söz konusu olduğunu" belirterek, "Milleti temsil eden hükümet iş başındadır. Bu kalkışmayı yapanlar, bu çılgınlığı yapanlar, bu kanunsuz eylemin içerisinde olanlar en ağır şekilde bedelini ödeyeceklerdir." açıklamasını yaptı.


Darbe faaliyetinin başına geçmeyi reddeden Orgeneral Akar ile diğer darbe karşıtı komutanlar, darbecilerce Akıncı Üssü'ne götürüldü.

Partigöç de dönemin eski YAŞ Üyesi Orgeneral Akın Öztürk'e darbe faaliyetinin sürdürüleceği üsse geçmesini söyledi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 23.05'te darbe girişimine yönelik soruşturma başlattığını duyurdu.

Darbeci pilotlar Mustafa Azimetli ile Ekrem Aydoğdu, Gölbaşı'ndaki Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı'nı lazer poduyla işaretlediğinde saat 23.18'i gösteriyordu.

Eski pilotlar Mehmet Çetin Kaplan ve Ertan Koral, işaretlenen yeri bombaladı. Saldırıda 7 polis şehit oldu, 5 polis yaralandı.

Saat 00.01'de eski pilot yüzbaşılar Uğur Uzunoğlu ile Hüseyin Türk, Gölbaşı'ndaki Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Başkanlığı'nı bombaladı. Bir sivil ile 43 polis şehit olurken 36 polis yaralandı.

Erdoğan'dan gecenin seyrini değiştiren açıklama
Darbecilerin kontrolündeki helikopterler, 00.02'de Yenimahalle'deki MİT yerleşkesini taradı.

Darbeci yarbay Ümit Gençer, 00.13'te TRT'yi işgal etti ve darbe bildirisini okuttu.

Saat 00.24'ü gösterdiğinde CNN Türk'e bağlanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, darbe girişiminin seyrini değiştiren tarihi konuşmasını yaptı ve "Milletimizi meydanlara davet ediyorum" çağrısında bulundu.

Darbecilerin, "Yurtta Sulh" yazışma grubunda 00.32'de "TV'ler susturulması gerekiyor." talimatı verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı taşıyan helikopter alçak irtifada seyrederek ATA uçağının bulunduğu Muğla Dalaman Havalimanı'na indi.

Erdoğan, 01.31'de ATA uçağına geçti, uçak 12 dakika sonra İstanbul'a gitmek üzere havalandı.

Darbeciler sivil katliamına devam etti
Aynı dakikalarda darbeciler Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinden korsan darbe bildirisi yayımladı.

Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı önünde darbecileri protesto eden vatandaşlar, helikopter tarafından tarandığında saatler 00.45'i gösteriyordu. Saldırıda 9 vatandaş şehit oldu, onlarcası yaralandı.

Darbeci F-16 pilotları Mehmet Yurdakul ve İlhami Aygül 00.56'da Ankara Emniyet Müdürlüğü'nü bombaladı.

Yaklaşık 10 dakika sonra eski pilot Mustafa Özkan burayı ikinci kez bombaladı. Saldırıda 2 kişi şehit oldu, 39 kişi yaralandı.

Saat 01.00'da darbeciler Şırnak, Denizli ve Isparta'dan Ankara'ya yüzlerce komando getirmek istedi. Ancak bu illere gönderilen uçaklar, Eskişehir BHHM tarafından engellendi.

Halisdemir, darbeci generali karargaha sokmadı
Diyarbakır'dan bir tabur bordo bereli askerle havalanan darbeci Semih Terzi'nin uçağı Etimesgut Havalimanı'na 01.13'te indi.

Darbecilerin tehdidine rağmen 01.39'da TBMM Genel Kurul Salonu açıldı.

"Yurtta Sulh" isimli mesaj grubundan, "Emri iletiyorum, toplananlara ateşle karşılık verilecek, ateş açılan topluluk dağılıyor." mesajı yazıldı.

Darbecilerin hedefindeki Özel Kuvvet Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı, telefonla ulaştığı emir Astsubayı Ömer Halisdemir'den Semih Terzi'yi etkisiz hale getirmesini istedi.

Komutasındaki askerlerle Etimesgut Özel Hava Alay Komutanlığı'na gelen darbeci general Semih Terzi, 02.14'te ÖKK'nın emir komutasını almak için helikopterle Gölbaşı'ndaki karargaha gitti.

Karargah giriş kapısına kadar gelen Terzi, kahraman Astsubay Ömer Halisdemir tarafından vurularak etkisiz hale getirildi. Halisdemir, Terzi ile Diyarbakır'dan gelen askerlerden bazılarının açtığı ateşle şehit oldu.

Vatandaşlar geri adım atmadı
Eskişehir BHHM'nin talimatıyla 02.19'da Türk hava trafik bilgileri NATO'ya kapatıldı.

Aynı saatlerde Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nın önünde protesto yapan vatandaşlardan 36'sı şehit edildi. Şehitlerden bazılarının naaşı darbecilerce, yerde sürüklenerek karargah dışına bırakıldı.

Vatandaşların direncini kırmak için her türlü yola başvuran darbeciler, 02.35'te Meclis'i hedef aldı. Eski pilotlar Hasan Hüsnü Balıkçı ve Uğur Uzunoğlu'nun kullandığı F-16'dan Meclis'e atılan bombayla 32 kişi yaralandı.

Vatandaşlarca işgalden 03.00'te kurtarılan TRT, normal yayınına dönerken darbeciler ise polise teslim edildi.

Darbeci pilot Hüseyin Türk, televizyon yayınlarını kesmek için 03.14 - 03.19'da TÜRKSAT tesislerine dört bomba attı.

Saatler ilerledikçe Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla vatandaşların alanları doldurması darbecileri iyice panikletti. Saat 03.19'da "Yurtta Sulh" yazışma grubunda "İstanbul'da 2. Köprü’ye uçakla hava taarruzu değerlendirilebilir mi?" yazıldı.

İstanbul Atatürk Havalimanı Kontrol Kulesini işgal eden darbeciler, polis özel harekat ekiplerince etkisiz hale getirildikten hemen sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı taşıyan ATA uçağı piste teker bastı.

Erdoğan'ı havalimanında binlerce vatandaş karşıladı. İstanbul'daki gelişmenin ardından TBMM bir kez daha darbecilerin saldırısına maruz kaldı. Eski pilot yüzbaşı Hüseyin Türk, 03.24 ve 03.25'te F-16 uçağıyla TBMM'yi ikinci kez bombaladı.

O esnada dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Meclis kürsüsünden "Bizim burada yapacağımız şey ölmektir. Gitmek isteyen gitsin. Bomba da atsanız buradayız, ne yaparsanız yapın buradayız. Sizi yargının önüne çıkaracağız." konuşmasını yapıyordu.

Sokaklarda vatandaşların, kışlalarda ise vatansever askerlerin darbecilere karşı mücadelesi devam ederken 04.00'te Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "FETÖ ile irtibatlı yargı görevlileri", "sözde Yurtta Sulh Konseyi üyeleri" ile "darbe teşebbüsüne katılanlar" hakkında gözaltı kararı verdi.

Darbeciler için yolun sonu göründü
Başbakan Yıldırım, 04.36'da Korgeneral Ziya Kemal Kadıoğlu'na darbecilerin kontrolündeki uçakları düşürme yetkisi verdi.

Kadıoğlu'nun talimatıyla Erzurum ve İncirlik'teki pilotlara, darbecilerin kullandığı uçakları düşürme yetkisiyle kalkmaları emredildi.

Bu talimattan kısa süre sonra Ankara üzerindeki 4 F-16, 1 helikopter ve tanker uçağının dışındaki hava araçları üslerine dönmek zorunda kaldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Marmaris'te konakladığı ve gece yarısı ayrıldığı otele helikopterlerden ateş açıldı.

Oteli ablukaya alan darbeciler, koruma polisi Mehmet Çetin ve Nedip Cengiz Eker'i şehit etti.

Saat 05.14'ü gösterdiğinde darbeci pilotlara karşı uçak düşürme yetkisiyle kalkan uçaklara angajman yetkisi verildi.

Birkaç dakika sonra Nakkaştepe Uçuş Tabur Komutanlığı'na, Stinger füzelerinin cephanelikten çıkarılıp mevzi alınması emri verildi.

Ardından HAWK Filo Komutanlığı'na bağlı İstanbul'daki hava savunma füzelerinin hazırlanması istendi.

Bu gelişmeler üzerine darbecilerin mesaj gruplarında "Ankara nasıl, herkes hayatta nasıl kalabiliyorsa öyle yapsın. Mehmet Türk tedbir al abi, can kaybetmeyin, çatışıyoruz. Ölü polis var. Ankara'dan teyit ettim, teslim olun." mesajlarını paylaşıldı.

"Yurtta Sulh" WhatsApp grubunda girişimlerinin başarısız olduğunu anlayan darbeciler, kaçmaya karar verdikleri yönünde paylaşımlar yaptı.

Saat 06.19'da eski pilot üsteğmen Müslim Macit, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kavşağı'na iki bomba attı. Saldırıda 15 vatandaş şehit oldu, 7 kişi yaralandı.

Jandarma Genel Komutanlığı'nda alıkonulan TEM Daire Başkanı Turgut Aslan ile koruması Hasan Gülhan, elleri ve gözleri bağlı halde bina dışına çıkarılarak, darbeci Albay Erkan Öktem tarafından başlarından vuruldu. Aslan ağır yaralanırken, Gülhan şehit oldu.

Darbenin başarısız olduğunu anlayan İstanbul Boğaziçi Köprüsü'ndeki darbeciler, teslim olmaya başladı.

Sabahın ilk saatlerinde Başbakan Yıldırım, Genelkurmay Başkanlığına vekaleten dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar'ın atandığını açıkladı.

Saat 08.26'yı gösterdiğinde darbecilerin alıkoyduğu Genelkurmay Başkanı Akar, Akıncı Üssü'nden helikopterle Çankaya Köşkü'ne götürüldü.

Polis Özel Harekat 08.36'da, Jandarma Genel Komutanlığı'ndaki darbecilere operasyon düzenledi.

Yaklaşık bir saat sonra Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'ndan çıkan 200'e yakın asker de polise teslim oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ın talimatıyla uçakların kalkış yapmasını engellemek için 11.16'da Akıncı Üssü ana pisti vuruldu.

Saat 12.57'de Başbakan Yıldırım, Bakan Fikri Işık ve Genelkurmay Başkanı Akar ile Çankaya Köşkü'nde düzenlediği basın toplantısında darbe teşebbüsünün bastırıldığını açıkladı.

Böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, milletin gayreti ve vatansever güvenlik güçleri sayesinde 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen ihanet girişimine geçit verilmedi.

Darbecilere karşı tarihte eşine az rastlanacak direniş örneği sergileyen aziz millet, karanlık gecede ülkenin istiklaline ve istikbaline bir kez daha sahip çıktı.

İhanet girişiminde yaklaşık 9 bin askeri personel, 35 uçak, 37 helikopter, 74’ü tank 246 zırhlı araç ve 4 bine yakın hafif silah kullanıldığı kayıtlara geçti.

Darbe girişiminin püskürtülmesinden sonra ülkenin birliğine, bağımsızlığına ve demokrasisine kasteden, karanlık emellerine ulaşmak için her türlü ihaneti göze alan darbecilerle hukuk önünde hesaplaşmak için savcılar harekete geçti