bunyaminburtek5 @ gmail.com

İnsanlık olarak modern çağın hızını yakalamak ve elde etmek adına durmaksızın koşuyoruz, nefeslenmeyi ve sevmeyi ihmal ettiğimiz bu koşuda elde ettiğimiz şeylerin değerini anlamaktan gittikçe uzaklaşıyoruz. Tükettiğimiz her şeye sahip olduğumuzu zannederken sahip olamama kaygısının dikeni üzerinde acı çekmeye devam ediyoruz. Modern insanlar olarak girdiğimiz bu çıkmaz sokakta her geçen gün duygu ve düşüncelerimizin körelmesini de bilinçsizce deneyimliyoruz. Yani farkında değiliz, benliğimizi ve özgürlüğümüzü yitirmenin arefesinde çırpınmakla meşgulüz. Endüstri devrimi ile birlikte insanların emeği anlam ve önemini yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kaldı, bugün bilişim çağında ise teknolojinin gücünün yanındaki güçsüzlüğümüz ve olayların sonuçlarına etki edemeyişimiz, hiç kuşkusuz kaygılarımızı arttırıyor ve girdiğimiz çıkmaz sokakta depresif belirtiler sergiliyoruz.

Kendisine uzaklaşmış ve sevdiklerine uzaklaşmış insanlık, toplumla yaşamanın ve paylaşmanın önemini benmerkezciliği nedeniyle kaybetmiş durumda. Peki çağımızın insanı neden benmerkezci bir robotlaşma süreci içerisinde?  Çünkü sıkıştığı bunalımda yaşadığı kaygılarını ancak tüketerek ve elde ederek azaltıyor, tükettikçe ve elde ettikçe kendisini mutlak güç olarak görme yanılgısına düşüyor. Çağımız insanını içinde bulunduğu çarkın dişleri arasında tutunabileceği en büyük umutlar; güçlü olmak ve elde etmek, işte bu umutlar insanı gün geçtikçe benmerkezciliğe itiyor. Benmerkezci birey kendisini dahi anlamlandıramayan bir zihin ile yalnızlaşıyor, yabancılaşıyor ve hayatına daha büyük kaygılar ile devam ediyor. Robotlaşmış ve kendisini keşfedemeyen çağımız insanı, bu bunalımdan çıkamadığında (yani en sonunda) kendisinin aslında evrende ne denli önemsiz olduğunu duyumsayacak ve robotlaşmış bir biçimde boyunduruk altına girecek. Robotlaşmış ve duyguları körelmiş bir biçimde hayatın tadına varamayan onlarca zihin varken ağır depresyon belirtilerinden ve kaygı bozukluklarından şikayetçi insanların sayısının artması sürpriz değil.

Peki ne yapmalıyız? İnsanlığın, girdiği bu zorlu sınavı geçebilmesi için; doğa ile barışması, sevmeyi tekrar öğrenmesi ve paylaşmayı hatırlaması gerekiyor. İnsanlık yaşadığı kaygılı sancıları dindirmek istiyorsa, güven duygusunu inşa etmeyi öğrenmeli ve yaşadığı kaygıların temelinde yatan elde etme arzusunun farkına varmalıdır.  İçimizdeki mutlak güç olma arzusundan ve bu arzunun bizi soktuğu çıkmazdan, farkına varmadan kurtulamayız, kurtulamamakla birlikte içine girdiğimiz bu çıkmaz sokak bizi boyunduruğu altına almaya devam edecektir.

Psikolog Bünyamin Bürtek