sinan.sahinoglu @ havadis.at

Gurbetçi diye tabir edilen insanlar 50 yılı aşkın bir süredir Avrupa'nın ve Dünya'nın çeşitli ülkelerinde yaşıyorlar.

Yaşadığı ülkenin vatandaşlığına geçen ve halen Türk vatandaşı olarak yaşantısına devam eden milyonlarca insanımız neredeyse üç nesildir Avrupa'nın ve Dünya'nın çeşitli ülkelerinde yaşıyorlar.

Gurbetçi diye tabir edilen insanlarımızın dilinden düşmeyen bir tabir vardır; "Alamanya'da yabancı, Türkiye'de Alamancı" !

Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımız için bir anlamda bu cümlenin tarih olduğu kanıtlanacaktı.

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız ilk defa kendi vatanlarında gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimleri için yaşadıkları ülkelerde oy kullanma şansına erişecek, yani bir anlamda ADAM yerine konulacaklardı.

Türkiye'de yaşayan bir Türk vatandaşı gibi ayrımcılık yaşamadan kendi yaşadıkları ülkede, ileride dönmeyi hayal ettikleri ülkelerinin Cumhurbaşkanını seçmek için oy kullanacaklardı.

Ama olmadı !

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza oy kullandırma yolunda devrim gibi adımlar atılmasına rağmen, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) denilen kurum buna müsaade etmedi.

Yurt dışında 54 ülkede yaşayan Türk vatandaşları için toplam 103 merkez kurulmuş, Konsolosluklar, parti temsilcilikleri seçim için seferber olmasına rağmen; Yüksek Seçim Kurulu seçimin "randevu yöntemiyle" gerçekleştirilebileceğine karar verdi.

Ve Yüksek Seçim Kurulu'nun verdiği bu anlamsız karar, uygulandığı veya uygulanmaya çalışıldığı tüm merkezlerde Konsolosluk görevlilerini, parti temsilcilerini ve en önemlisi vatandaşlarımızı adeta perişan etti.

Seçim tarihinin bayram ve tatil dönemine denk gelmesi ve Avrupa'da yaşayan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun Türkiye'de olması nedeni ile katılımın az olacağı bilinirken, Yüksek Seçim Kurulu'nun uyguladığı "randevu yöntemi" buna adeta tüy dikti.

Daha seçim başlamadan YSK zorluklar çıkarmaya başladı ve parti temsilcilerinin sandık görevlisi olarak atadığı isimlerin bir çoğu onaylanmadı. Yüzlerce kişi sandık görevlisi olmak için gönül verdikleri partilerinin temsilciliklerine başvururken, parti temsilcilikleri yaptıkları bu listeleri Yüksek seçim Kurulu'na gönderdi. YSK gönderilen bu isimlerin bir çoğunu anlamsız bir şekilde onaylamadı veya onayladığı listelerde büyük eksiklikler oluşmasına sebep oldu.

Parti temsilcilikleri bu durumu zorda olsa müşahitler (Gözlemci) ile aşarken, asıl büyük sorun YSK tarafından dayatılan "randevu yöntemi"nde yaşandı.

Randevu yönetiminden bir çok insanımızın haberi dahi olmazken, haberi olan ve randevusunu alan vatandaşlarımız da sistemde yaşanan yanlışlıklardan dolayı büyük sıkıntı yaşadılar.

Randevu sisteminin randevu günlerini değiştirmesi, alınan randevuların işleme konulmaması, aynı aileden insanlara birbirinden yüzlerce kilometre uzakta randevu verilmesi gibi inanılmaz sorunlar yaşandı.

Perşembe günü randevu almasına rağmen, 40-50 kilometre uzaklıktan gelen vatandaşa, "sizin randevunuz cuma gününe alınmış" denildi. 40-50 kilometrelik yolu geri dönerek ertesi gün tekrar gelen vatandaşa "sizin randevunuz dünmüş, maalesef oy kullanamazsınız" denildi.

Karı koca oy kullanmak için aldıkları randevularda, kadına Karsruhe'de randevu verilirken, eşine yüzlerce kilometre uzaklıktaki Berlin'de randevu verildi.

Eşi ve çocukları ile beraber randevu alarak oy kullanmaya gelen vatandaşlara, ellerinde randevu kağıtları olmasına rağmen "siz randevu almamışsınız, sistemde gözükmüyor" denildi.

Avusturya'nın Vorarlberg eyaletinde oy kullanması gereken vatandaşa, sistem otomatik olarak hiç alakası olmamasına rağmen yüzlerce kilometre uzaklıktaki Salzburg şehrinde randevu verdi.

İnternet kullanmayan veya ilerlemiş yaşı nedeni ile bilgisayar kullanma bilgisine sahip olmayan vatandaşlarımız, seçim merkezlerine randevu almadan gelirken, bir çok vatandaşımıza "siz randevu almadığınız için, sistem otomatik olarak size dün için randevu vermiş; maalesef bugün oy kullanamazsınız" denildi.

Bu ve buna benzer abuk subuk sebeplerden dolayı, izin dönemi olması nedeni ile zaten az olması beklenen katılım, tüm Avrupa genelinde % 10'larda kaldı.

Oy kullanamayan vatandaşlarımız, YSK'nın sistemininin sağlıklı çalışmadığını ve Türk siyasi tarihinde ilk kez oy hakkına sahip olmalarına rağmen bu hakkı kullanamamanın üzüntüsünü yaşadılar.

Oy kullanamayarak mağdur olan vatandaşlarımızın yanında, yaşanan sıkıntılarda hiç bir sorumluluğu olmamasına rağmen Konsoloslar ve Konsolosluk çalışanları da büyük mağduriyet yaşadı. Oy kullanamayan vatandaşlarımız tepkilerini konsolosluk çalışanlarına yöneltirken, büyük fedakarlıklar ile çalışan Konsolosluk çalışanları vatandaşlarımız ile karşı karşıya bırakıldı.

50 senedir ilk defa yaşadıkları ülkelerde oy kullanma hakkına sahip olan vatandaşlarımızın tek istediği, Türkiye'de olduğu gibi 'TC Kimliği' ile seçim merkezine giderek oyunu kullanmaktı.

İktidar ve muhalefet partilerinin de tepki göstererek randevu sisteminin uygulanmaması istediği, yine YSK tarafından reddedildi.

Bu kadar basit bir şekilde gerçekleştirilebilecek seçimi, anlamsız bir şekilde zorlaştıran ve bir çok vatandaşımızın oy kullanamamasına ve büyük sıkıntılar yaşamasına neden olan Yüksek Seçim Kurulu'nun; AMACI NEDİR ?

Vatandaşlarımız, Yüksek Seçim Kurulu'nun bu konuya bir an önce bir çözüm getirerek, bu uygulamayı önümüzdeki sene gerçekleştirilecek olan "Genel Seçim"lerde kesinlikle uygulamadan kaldırmasını bekliyor.

Umarım siyasi partiler bu yaşanan seçim rezaletinden bir ders alarak gerekli adımları atar ve Yüksek Seçim Kurulu da bu anlamsız ısrarından vazgeçer !!!

Aki takdirde önümüzdeki sene gerçekleştirilecek olan genel seçimlerin, izin dönemine denk gelmeyecek olması ve genel seçim olması nedeni ile bir çok siyasi partinin de seçime katılacak olması, bu mevcut sistem ile çok daha büyük sorunlara yol açacaktır.

 

 

 

Sinan ŞAHİNOĞLU