husrevbay @ gmail.com

Bir kurban bayramını daha geride bıraktığımız bu günlerde kimi kurban vazifesini yerine getirmenin mutluluğu içinde, kimileri evlerine dolan etlerin memnuniyetinde. Kimilerimizde her iki duygudanda mahrum.

 

Tavuktanda kurban olur tartışma komedisi şöyle dursun, geçirdiğimiz bilmem kaçıncı kurban bayramında nelere ne kadar dikkat ettik bunu konuşalım birazda...

 

Öncelikle hersene 4 gün süren kurban bayramında yüce yaratıcının bizlere bahşettiği güzellikleri düşünelim. Tonlarca ağırlıkta kan akar tüm kurban bayramında. Size nasip olan hangi kurban bayramının birinci gününden sonra ortalığın temizlenmesini sağlayan yağmurlara tanıklık etmediniz evvela bunu düşünelim. Ne kadar tuhaf bir tesadüf değil mi?

 

Kurban bayramı yaklaştıkça kasapları “et satışlarının düşme korkusu” sarar. Kurban bayramı gelir çatar ve çoğu kasap bir gram et satmadan para koyacak yer bulamaz olur neredeyse buda ayrı bir tesadüf !

 

Gelelim yazımızın en önemli konusuna: Dinimizde kurban kesimi ile ilgili bazı durumlar vardır. Hayvan ürkütülmemeli, gözleri bağlanmalı, kurban edilecek hayvana nazikçe muamele edilmeli, 3 ayağı bağlanıp bir arka bacağı boşta kalmalı, kurban edilecek hayvan etrafında kesilen diğer hayvanları görmemeli. Bunlar çoğumuzun az çok bildiği şeyler. Peki neden kurbanın bu şekilde kesilmesi hükmedilmiş ? Bizler için yaratılan bir hayvanı ayaklarından bağlayıp kessek ne farkeder ? Gözlerini bağlamak, sakin ve nazikçe kurbanı kesmek, tek ayağının boşta kalması neden ?.

 

Son yıllarda yapılan araştırmalara göre kurbanın gözlerinin bağlanmaması, ürkütülmesi ve sert davranışlar gösterilmesi durumunda hayvan vücudundan inanılmaz ölçülerde adrenalin hormonu salgılanıyor. Bu hormon hayvan vücudundaki kanın bir çoğunun damarlardan kaslara geçmesini sağlarken öte yandan hayvanın kanındaki şeker oranını fazlaca yükseltiyor. Kimi damarları genişletirken kimi damarlarıda daralttığından kanın hayvanın damarlarından atılmasını engelliyor. Sonuç: Yüksek oranda adrenalin hormonu içeren kan oranı yüksek kırmızı et ! Bunun insanlara etkisine gelince,

 

Adrenalin hormonu oranı yüksek bir et yediğimizde ette bulunan bu hormon direk insana geçiyor ve insan vücudundaki adrenalin oranını yükseltiyor. Bu yüzden kırmızı et tüketimi fazla olan insanlarda asabiyet, gerginlik ve tahammülsüzlük artıyor. Nabız ve tansiyon değerleri artıyor. Kısaca söylemek gerekirse, bedeniniz korku Ya da öfke durumundaki anormal durumları, islama tam uygun bir şekilde kesilmemiş hayvan etlerini yediğiniz sürece sürekli yaşıyor.

 

 

Hüsrev Bayraktar

husrevbay@gmail.com